Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Eğitim uğruna zararına satışlar

    Hürriyet Haber
    19 Ocak 2002 - 00:00Son Güncelleme : 19 Ocak 2002 - 00:01

    BİR avukat okurumdan ilginç bir belge geldi. İstanbul Valiliği İl Daimi Encümenliği, geçen hafta İstanbul'un bütün okullarının yıllık kalorifer yakıtı ve motorin ihtiyacı için bir ihaleye çıkıyor.İhale sonuçlanıyor. İhaleyi alan firmanın ihalede verdiği indirim oranı yüzde 17.99Rakiplerinden neredeyse yarı yarıya, hatta daha fazla indirim yapmış ve ihaleyi almış. İyi de, söz konusu olan şey akaryakıt.Akaryakıtta kár oranı ise ‘‘resmen’’ belirleniyor. Yani bayilerin akaryakıtta yapacakları kár miktarı ana firma tarafından belirleniyor. Bu oran kalorifer yakıtında yüzde 6.76, fuel oil'de ise yüzde 6.22.Motorinde 6.53. Yani ihaleyi alan bayinin verdiği indirim, kendi kárının neredeyse üç misli. Eğer okulların depolarına mazot yerine hava basılmayacaksa, bu indirim oranı nasıl karşılanacak doğrusu merak ettim.İsimsiz kahraman korkaklarYAZI İşleri Müdürümüz Doğan Satmış'ın Diyarbakır izlenimlerinden bir bölümünü bu sütunda okurlara aktardım geçen hafta.YÖK'ün kan davası güttüğü bir rektörden söz ettim. Yazımda da bunun Doğan Satmış'ın izlenimi olduğunu ve bu izlenim doğru ise YÖK'ün büyük bir hata yaptığını belirttim. YÖK'ten yanıt gelmedi ama kendini ‘‘Vatansever, soyluluğu ilke edinmiş’’ ama adını yazamayacak kadar korkak, kendinden korkacak kadar haysiyetsiz birilerinden yanıt geldi. Özetle aktarıyorum:‘‘Dicle Üniversitesi ile ilgili teşhisiniz tamamen yanlış ve asılsızdır. Rektör Fikri Canoruç, 18 aydan beri rektörlük yapmaktadır ve kendisi bir siyasi düşüncenin ve hareketin önderliğini yapmaktadır. Bu nedenle kendi siyasi kadrolarını buraya yerleştirememesini Diyarbakır halkı olarak alkışlıyor ve YÖK Başkanı Sayın Profesör Doktor Kemal Gürüz'ün memleketi ve milletini seven tutumunu hararetle tebrik ediyoruz.’’(Yazının burasında kadroları vermeyen gücün Kemal Gürüz değil, daha yukarıda bir güç olduğu yolunda ima yapılıyor.)‘‘Biz sizi gerçekçi bir gazeteci olarak tanırdık. Televizyon programlarınızı büyük bir zevkle izlerdik. Birtakım pisliklerin üzerine hararetle gitmenizi takdirle karşılardık. Ancak buraya göndermiş olduğunuz gazeteci (Yazı İşleri Müdürü Satmış'ı oraya benim gönderdiğimi zannediyorlar. Oysa Satmış'ın Diyarbakır izlenimleri iki gün dizi olarak yayınlandı) size gerçekleri ulaştırmamış. Doğruları bilseydiniz insanlara yapılan maddi-manevi zulmü görür, devletin paralarını kimlerin ne şekilde yediğini saptar, yazdığınızın tam tersini size yakışır bir biçimde kaleme alır ve YÖK Başkanı'nı boşu boşuna hedef tahtası yapmaz, Diyarbakır halkını da bu kadar tedirgin etmezdiniz.Rektör Canoruç'un ‘Ben basını satın aldım' sözünü de yanıtlamış olurdunuz. Yoksa siz de mi?Çok yakında gerçek ortaya çıkacak. O zaman böyle bir yazıdan dolayı mahcup olmanızı istemeyiz. Ankara ve İstanbul'da büro büro dolaşıp kendisinde olmayan ihale dosyasını arayan, paravan olup ihale komisyonlarını cebine atan ve yakınınız olduğu saptanan V.Ö. ismi basında duyulduğu zaman umarız başınız ağrımaz. Eğer yüreğiniz varsa, gazetecilik onuru taşıyorsanız bağırın, rezil edin, doğruları herkes bilsin, biz de gelip elinizi öpelim. Aksi halde biz elimizi öptürmeye kararlıyız.Soyluluğu ilke edinen, isimleri buraya sığmayacak kadar çok Diyarbakır halkı adına bir grup öğretim üyesi...Not: İsim de yazar, imza da atardık ama bu isimlerin Fikri Canoruç'a bildirilmeyeceğinden emin değiliz. Çünkü çocuklarımız aç, eşlerimiz işsiz kalır.’’İşte bana ders verenler bunlar. Doğan Satmış’ın izlenimlerini aktardım. Çok güvendiğim bir gazetecinin izlenimleri. Bir anda yakınım olduğu söylenen ama adını duymadığım iş takipçileriyle ilintili hale getirildim. Rektörün satın aldığı gazeteci oldum. Hain oldum, şerefsiz oldum. Peki bana bunu layık görenler kimler? Yazdıkları bir faksın altına imza atmaya korkan, eğer Fikri Canoruç onların dediği gibi bir hainse, üç otuz maaş için haine boyun eğenler. Faksınızı çok önemsedim ‘‘haysiyet cellatları’’. Ben imzamla, adımla sanımla buradayım. Siz ise sakladığınız adınızla fare deliğinde.Helal size kahramanlar!NE ZAMAN ADAM OLURUZ?Bankacılık döneminde sır tutmadığı için müşterisinden kınama alan adamı, bankaların tepesine oturtmadığımız zaman.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı