Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Egemen’in cenazesinden taşanlar!

YİNE yürekler dağlandı.Yine acı ve gözyaşı.Ateş düştüğü yeri yakar en çok!<br><br>Ama... Bayramda Türk milleti ağladı!

Türkiye’nin dört bir yanında şehitler.

Onların acılı aileleri.

İzmir’de, Denizli’de de.

Karşıyaka Beşikçioğlu Camiinde ocağına ateş düşen bir ailenin dramı vardı.

Ve ülke sevdalısı onca insanın bu acıya ortak oluşu.

Gözlerimiz dolu dolu yaşadık töreni.

Pırıl pırıl, gencecik Egemen Yıldız’dan neler kalmıştı geriye...

Sevenleri, dostları...

Anıları, gençlik hayalleri...

Bir sürü şey...

Cenaze töreninden ayrılırken, beynimin labirentlerinde aynı soru dolaştı durdu: "Neden çözüm üretilemiyor? Yanlış nerede?".

Elbette konu devletin tüm organlarında irdeleniyor, çaba gösteriliyor.

Buna kuşku yok.

Ama... Bir eksik olduğu da ortada.

Öyle ki; durup durup vuruyor terör.

Ve burada bir derin soru öne çıkıyor: Teröristle mücadele mi?

Yoksa terörle de mücadele mi?

Evet, benzer gibi görünse de çok farklı değerlendirmeleri olan bir bakış.

Öyle ya; teröristle mücadele ediyorsun, bataklık kurumadıkça, yerlerine yenileri geliyor. Yeni yeni gençler kandırılıyor.

Tuzağa düşürülüyor.

Ve teröristle mücadelede can kaybı, mal kaybı, zaman kaybı...

Olaya biraz da "terörün kökünün kazınması" olarak bakmak gerekmez mi?

Cenaze çıkışında da "Yazın bu acıyı Hakan Bey, yazın" diyen acılı insanlarla konuşuyorum.

Aslında akıl, mantık ve çağdaşlık üçgeninde benzer yaklaşımlar.

Gerçekten de "terörle de mücadele".

Hem de her platformda.

Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi’ne daha çok yatırım.

Devletin sevgi ve şefkat eli.

Daha çağdaş ve nitelikli eğitim.

Fırsat eşitsizliklerinin ortadan kaldırılması çabası.

Sağlık ve sosyal güvenlik atağı.

Kültürlerin derin ve sevgiyle buluşması.

Yeni arayışlar. Yeni yaklaşımlar.

Türk silahlı Kuvvetleri’nin özellikle sağlık ve eğitim konusundaki çabaları önemli. Önemli olduğu kadar yararlı da.

Bunu biraz da hayırseverlerin yardımları ile taçlandırabilmek.

Yöre halkının gerçek anlamda güvenini kazanmak.

Yanlış propagandaları devletin sevgi ve şefkat eli ile ortadan kaldırmak.

Dış dünyaya terörün gerçek yüzünü daha çarpıcı örneklerle göstermek.

Ayrımcılık değil, kucaklamak.

Dışlamak değil, paylaşmak...

Bunlar aslında siyaset sosyolojisinin de temel tanımlamaları değil mi?

Belki bir gerçeğin yeniden altının çizilmesi... Belki yeniden büyük acılar yaşanmasın diye "halk arayışları".

Ne derseniz deyin...

Türkiye’nin dört bir yanındaki acılar, bizim de ocağımızdaydı!
X