Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ege Cansen: Su olmayınca, tulumbacı neylesin

Ege CANSEN

Ekonominin güncel sorunu, işçilerin devletten ücret zammı talepleri. Bunun için, Ankara meydanlarında yüz binler yürüyor, bunun için boş tabutlar dolaştırılıyor, bunun için genel grev davulları çalıyor. Geçen haftaki işçi mitinginin, bence en trajik yönü, bitişidir. Başkanlar başkanı Bayram Meral, bu yürüyüşü, Çankaya'ya çıkıp Cumhurbaşkanı Demirel'le tokalaşarak noktaladı. Demirel de ‘‘Ben de yürümüştüm’’ diyerek, miting enerji yükünü, tek bir cümleyle, iğne batırılmış balon gibi söndürdü. Meral, Çankaya yerine Anıtkabir'e gidip, saygı defterine ‘‘şikáyetname’’ yazsaydı, daha iyi olurdu...

Efendim, yine besmele çekip ‘‘sıfır’’ düzleminden olaylara bir bakalım.

1. Milli gelir, Tanrı tarafından milletlere gökten indirilen bir armağan değildir. Devlet de bu armağanı bölüştürme merkezi değildir. Ancak öyle anlaşılıyor ki; başta sol aydınlarımız olmak üzere, (sanki solcu olmayan aydın olurmuş gibi yazdım, kusura bakmayın) hemen hemen ulusumuzun tamamı, milli gelirin gökten indiğine, devletin de elinde kelepçe ile bu geliri sosyal sınıflar arasında paylaştırdığına inanıyor. Payını az bulunca bağırıyor. ‘‘Zenginlere gelince şapur, şupur fakire gelince yarabbi şükür.’’

2. Son bir yılda, bir işverene bağlı olarak çalışanların, özellikle kamu da istihdam edilenlerin gerçek ücretleri, geriye gitti. Emek faktörünün, milli gelirden aldığı pay da uzun bir süredir azalmaktadır. Daha da önemlisi, sendikalaşma hakkı olmayan devlet memurlarının maaşları, sendikalı devlet işçilerinin ücretlerine nazaran, çok haksız bir şekilde, en az 25 yıldır geri kaldı. Kamu üst kademelerinin maaşları da emsali işleri yapan özel kesim yöneticilerine kıyasla vahim derecede düşüktür. Sabit ve dar gelirliler cidden geçim sıkıntısı çekmektedir. Bunlar gerçektir.

3. Gerçekleri sıralamaya devam edelim. Devlet (en geniş tanımıyla) her ay emeklisi, malulü, işçisi, memuru, askeri, siviliyle, yaklaşık 5.8 milyon kişiye aylık ödemektedir. Buna ilaveten, sırf istihdam sağlasın ve/veya enflasyon yüksek çıkmasın diye KİT'leri ve BİT'leri zararına çalıştırmaktadır. Bunların zararlarını da bütçe yüklenmektedir. Haklı veya haksız, zararına tarım destekleme alımları yapmakta, bu işin açıkları da bütçeden karşılanmaktadır. Türkiye, milli gelirine kıyasla, yüksek askeri harcama yapmaktadır. Bu da bütçeden karşılanmaktadır. Devlet bu yükleri yetmiyormuş gibi, şarlatan belediye başkanlarının yörelerinde ‘‘reyting’’ yapma hevesleri yüzünden geri ödeyemeyeceklerini bile bile aldıkları dış borçlarını da üstlenmektedir. Kamu bankalarının kredi yoluyla ‘‘hortumlanması’’ bakanlık bütçelerinin, satın alma ve inşaat ihaleleriyle ‘‘yolunması’’ yetmiyormuş gibi, üstüne, özel uçak sahibi ‘‘siyasetçi-işadamlarının’’ içini boşalttıkları özel bankalar da devlete yük olmaktadır.

Bunlardan dolayı da devlet, özellikle memuruna çok az para vermektedir. Meydanları dolduranların daha fazla ücret istemek hakkıdır. Ancak çözüm, imkánsızı zorlamak değil, yanlışları teker teker düzeltmekten geçer.

Son Söz: Devlet eliyle fert zengin olur, ama millet zengin olamaz.



X