Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ege Cansen: Savulun, devlet konvoyu geliyor!

Ege CANSEN

En çok trafik kazası, devlet ve millet büyüklerini karşılayan veya uğurlayan araç konvoylarında oluyor. İnsan yapması kanunların kendilerine işlemediğini bilen ‘‘dokunulmaz’’ devlet ve millet büyükleri ve onların ‘‘dokunulmaz’’ şoförleri, doğa kanunlarına da meydan okumayı kendilerinin bir ‘‘doğal hakkı’’ olarak görmektedir. Konvoya katılan diğer dokunulmaz veya yarı-dokunulmaz kişilerin şoförleri de aynı kafadadır. Onlar da mümkün olduğu kadar hızlı ve mümkün olduğu kadar kural dışı bir şekilde sürülen devlet büyüğünün aracını ‘‘ara veren yanıyor’’ oynayan çocuklar gibi takip etmeyi görev bilmektedir. Birbirinin egzozunu koklayarak, aynı hızda ilerlemeye çalışan bu araçların en küçük bir aksaklıkta kaza yapmaması mümkün değildir. Nitekim boyna kaza yapıyorlar. Mütemadiyen çarpışıyor ve takla atıyorlar. İçindeki dokunulmazlarla birlikte, çoğu zaman şoförleri de gözlerini bazen hastanede açmakta bazen de hiç açamamaktadır. İyileşenler, aynı şekilde araç kullanmaya devam etmekten asla vazgeçmemektedir.

* * *

Bunlar şaka yapılacak konular değil. Ama yapmamak da elde değil. Dünyada bindiği asansör, aşırı yükten dibe çöken devlet büyüğüne en çok Türkiye'de rastlanır. Devlet büyüğü, bindiği asansöre kaç kişi tıkışırsa tıkışsın, kimseye ‘‘in lütfen’’ diyemez. Derse o kişinin kalbi kırılır. Hiçbir devlet büyüğü, şoförüne ‘‘yavaş sür’’ diyemez. Dese de şoförü onu kesinlikle dinlemez. Çünkü, yavaş sür demek, şoföre hakarettir. Üstelik koruma teşkilatı ‘‘protokol araçlarının çok hızlı sürülmesini’’ yaptığı işin ‘‘olmazsa, olmaz’’ şartı bellemiştir. İsterse suikasttan çok, trafik kazasından adam ölsün, vız gelir.

* * *

Bir protokol konvoyun en emin arabası, birincisidir. Çünkü önündeki araç, daima hızlanma ve yavaşlama inisiyatifini elinde bulundurur. İkinci araç, birinciyi en kolay izleyendir. Kaza tehlikesi geriye gittikçe artar. Konvoy ne kadar uzarsa, tehlike o kadar büyür. Çünkü uzun konvoylarda ‘‘akerdeon hareketi’’ denilen ara açılma ve kapanmaları meydana gelir. Üstelik, geriden gelen araçların motor güçleri genellikle, öndeki araçlardan düşüktür. Bu da akordeon hareketini büyütür. Konvoy, en tehlikeli sürüş halidir. Kazaya çok açıktır.

Gelelim işin çaresine: Eğer konvoy halinde seyredilecekse, konvoy mümkün mertebe kısa tutulmalıdır. Eğer bu mümkün değilse, konvoy ikiye veya üçe bölünmelidir. Ayrıca kat edilecek mesafe uzunsa, pankur da etaplara bölünmelidir. Buluşma yerleri önceden kararlaştırılmalıdır. Birinci konvoyun birinci aracı, varış noktasında diğerlerini beklemelidir. Herkes gelmeden merasime başlanmayacağı önceden ilan edilmelidir. Ortalama hız kesinlikle düşürülmelidir. Öndeki aracın sürücüsü, yapacağı hareketleri, arkasındaki aracın kendisini izlemesine imkán sağlayacak şekilde planlamalıdır. Ani hızlanma, ani durma veya aniden dönme gibi hareketler konvoy düzenini altüst eder ve hayati tehlike yaratır.

* * *

Pek tabii, tüm bu söylediklerimden çok daha önemlisi, konvoyun baş kişisinin, mesela başbakan veya her kimse, kendisini, konvoyun selametinden sorumlu hissetmesidir. O böyle hissetmezse, çevresi hiçbir tedbir alamaz.

SON SÖZ: Konvoy kazasının vebali, konvoyun baş kişisine aittir.

X