Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ege Cansen: Sahtecilik

Ege CANSEN

İş hayatımıza musallat olan zararlı faaliyetlerin içinde yer alan ‘‘sahtecilik’’ gitgide daha fazla uygulanır hale geldi. Yurtdışında, özellikle Çin'de ve diğer Uzakdoğu ülkelerinde sahte mal yaptırtmak diye bir tatbikat da devreye girdi. Sahtecilik, markalı malların benzerlerini üretip üzerine, halkın en çok güvendiği markayı basarak imalat ve satış yapmaktır. Sahteciler, düşük kaliteli mal üreterek veya ürettirerek, maliyet üstünlüğü sağlamaktalar. Ayrıca bunlar, kısmen veya tamamen kayıt dışı çalıştıklarından vergi avantajına da sahipler. Böylece, sahte malları, piyasaya hakikisine göre bir hayli ucuza verebilmekteler. Böylece hem halk kandırılmakta, hem haksız rekabet oluşmakta, hem de devletin vergi gelirleri azalmaktadır.

Sanat ve fikir eserlerinde de bol miktarda sahtecilik yapıldığını uzun süredir duyuyoruz. Yaratıcı insanların telif hakları insafsızca yenilmektedir. Sahtecilerle uğraşmak zannedildiğinden çok güçtür. Mahkemeden karar almanın zorluğu bir yana, alınan kararların uygulaması çok yorucu olmaktadır. Çünkü çoğu zaman sahte mallar ortalarda görülse bile, sahtekárlar ortada yoktur. Onları polise yakalatıp hapse attırmak hiç de basit bir olay değildir. Hele hele, kár mahrumiyeti davası açıp, tazminat almak ise hiç mümkün değildir. Zaten iş sonunda ‘‘tut kelin perçeminden’’ özdeyişindeki duruma dönmektedir. Elde edilecek en iyi sonuç, sahte mallara adli makamlarca el konulup, imha edilmesidir.

Sahtecilikle baş edebilmek için, taklidi zor mal ve ambalaj yapmak gerekir. Ambalajların üstüne ‘‘hologram’’ denilen ve kredi kartlarında gördüğümüz gibi, taklidi mümkün olmayan bir damga yerleştirilmesi akla ilk gelen, en emin önlemdir. Ayrıca gerçek mal üreticileri, piyasayı sürekli denetlemeli ve sahte mallar, dükkánlara yayılmadan bunları saptamalıdır. Yetkili bayi teşkilatı kurmak, toptancı ve perakendecilerle sahte mallara karşı sıkı işbirliği yapmak ve sahtesi ile hakikisi arasındaki farkı kamuoyunun dikkatine sunmak alınması gereken diğer önlemlerdir. Bütün bunlar, gerçek mal üreticilerine ilave maliyet getiren hususlardır. Dolayısıyla, söylendiği kadar rahat uygulanamaz.

Benim bu yazımda bilhassa üzerinde durmak istediğim konu, halkımızın bile bile sahte mal almayı reddedecek bilince gelmesidir. Ucuzdur diye, bilerek veya en azından emin olmadan ‘‘markalı mal’’ almak, sahtekárlara yaşam alanı sağlamaktır. Sahtekárların rahatça at koşturduğu piyasalarda, malların kalite seviyesi derhal düşer. Bu da tüketicinin aleyhinedir.

Modern ekonomi ‘‘markalı ve ambalajlı mal’’ demektir. Bugün yaş meyve bile markalanmaktadır. Çünkü, kendine güvenen ve müşterisine saygı duyan her üretici, malına marka koyar.

SON SÖZ: Marka, tüketicinin kalite güvencesidir.

X