Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ege Cansen: Kaza geliyorum diyor

Ege CANSEN

BRİSSA şirketinin Japon tepe yöneticisi görevi icabı Türkiye'de oturuyor. Kendisiyle söyleşi yapan muhabire, ‘‘Karımı ve kızımı Avustralya'da bıraktım, çünkü Türkiye'de trafik çok tehlikeli’’ diyor. Türkiye'de ne kadar ‘‘vahşi’’ bir ‘‘araba sürme kültürü’’ olduğunu bundan daha iyi anlatan bir ifade olamazdı. Ben bu röportajı, pazar sabahı eşime ve kızıma okudum. Üzerinde konuştuk. Biraz sonra apartmanımızın süper delikanlılarından Erdem Celasun'un, bir trafik kazası sonucu aramızdan ebediyen ayrıldığını öğrendim. Ateş bir defa daha çok yakınıma düşmüştü. Bu kaçıncıydı, bilmiyorum. Ama sonuncusu olmadığını kesinlikle söyleyebilirim. Çünkü, en feci kazalar bile araba kullanana hiçbir şey ifade etmiyor. Kazayı başkası yapar, ben yapmam, diye düşünüyor. Çok çok, Allah saklasın inşallah benim başıma gelmez, diyor. Kendi araba sürüş tarzını hiç sorgulamıyor. Hiç özeleştiri yapmıyor, ‘‘Yahu şu memlekette ne trafik canavarları var’’ diyor ama, bunlardan birinin de kendisinin olabileceğine ihtimal bile vermiyor.

* * *

İstanbul'un Bağdat Caddesi ve Kadıköy sahil yolu uzun bir süredir, gençlerin arabalarıyla ‘‘ölüm sürüşü’’ yaptıkları iki parkurdur. Türkiye'nin her yolu tehlikelidir. Ülkenin her tarafında mütemadiyen vahşi kazalar olmakta ve binlerce insan ölmektedir. Ama bu iki cadde kadar tehlikeli başka bir güzergáh olduğunu tahmin etmiyorum. Hemen her gece burada bir veya birkaç kaza olur. Zaten sahil yolunda araba çarpmamış beton direk kalmadı. Akşam saat 11'den sonra, bu yollardan geçiyorsanız yapacağınız tek şey, dikiz aynasından yarışan arabaları kollayıp, onların hışımla yanınızdan geçmesini titreyerek bekleyip, bela uzaklaşıncaya kadar Allah'a dua etmektir. Bu yoldaki gençlerin şımarıklık ve sorumsuzluklarını herkes bilir. Ama hiç kimse bir şey yapmaz, yapamaz.

* * *

Otomobil, bir dayanıklı tüketim malıdır. Dünyada senede 50 milyon araba üretilir. Bu araçları, kısa bir eğitimden sonra herkes kullanabilir. Araba sürmek, bir teknik beceri değil, terbiye ve edep işidir. Kötü şoförler, beceriksiz değil, ‘‘tedbirsiz ve terbiyesiz’’ olanlardır. Şoförlükte üstün beceri, otomobil yarışçılarının rallilerdeki sürüşleri için gereklidir. Normal trafikte her sürücü, özellikle ralliciler araç kullanırken son derece tedbirli, terbiyeli ve de ‘‘vicdanlı’’ olmaya mecburdur. Ama trafik emniyetinin sağlanması, kişinin vicdanına bırakılamaz. Bu, devlet işidir. Yani polisin görevidir. Şimdi şu soruyu sormak istiyorum. Bağdat Caddesi'nde ve Sahil Yolu'nda son bir yıl içinde kesilen trafik cezalarından yüzde kaçı, aşırı hız ve tedbirsiz araç kullanma maddesinden kesilmiştir?

Trafikte güvenliği artırmanın esası ‘‘hızı düşürmektir’’. Eğer polis teşkilatı, elindeki kıt imkánlarla trafik emniyetini artırmayı düşünüyorsa, sadece hız denetimi yapsın yeter. Hız denetlendiğinde, sollama da, sağlama da, slalom da ortadan kalkacaktır. Ben hızlı şoförüm iddiasında olanlar da, lütfen ulusal ve uluslararası rallilere girip kendilerini göstersin.

SON SÖZ: Ne kadar hız, o kadar kaza.

X