Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ege Cansen: Faiz tatile çıkmaz

Ege CANSEN

ÜLKE çapında uzun bir tatile girdik. Tabii tatil deyince bu, hiç kimsenin çalışmadığı anlamına gelmiyor. Özellikle turistik işletmelerde ve yolcu ulaştırmasında çalışanlar için ‘‘tatil’’, yılın en çok yorulunan günleri anlamına geliyor. Eskiden, tatil haber bültenleri, TCDD'nin ve Denizyolları'nın ‘‘ek sefer’’ koyduğu ile başlardı. Şimdi ise TV'ler, yurtiçi ve yurtdışı sefer yapan otobüslerin ve uçakların kalktığı terminallerin hıncahınç halini gösteriyor. Tatil, bir bakıma seyahatle özdeşleşti. Herkes birbirine ‘‘bir yerlere gidiyor musun?’’ diye soruyor. Gitmeyen de sanki gitmemesi anormalmiş gibi hafif meyus bir ifadeyle ‘‘Bu bayram bir yere gitmiyoruz’’ diyor.

* * *

Ekonomi, hareket demektir. Malların, insanların ve paranın yer veya el değiştirmesi, ‘‘katma değer’’ yaratıldığına, yani milli gelirin arttığına en büyük işarettir. ‘‘Nerede hareket, orada bereket’’ deyişi tam anlamıyla bilimseldir. Eski tabiriyle ‘‘muamele’’, yani işlem (transaction) azalıyorsa, ekonomi duraklıyor demektir. Bunun anlamı, milli gelir artışının azalması, hatta geriye gitmesidir. Ekonomik kriz ise, bu geriye gidişin önemli bir yüzdeye ulaşmasıdır. Esasen, ekonomik krizin ‘‘büyüklük ölçüsü’’ milli gelirdeki azalmadır. Bu azalmanın, birden fazla yıla sirayet etmesi, krizin derinleştiği, hatta ‘‘buhran’’a dönüştüğüne işaret eder. Sovyetler Birliği'nde 1990'larda başlayan dağılma ve rejim değişikliği, bu cumhuriyetlerdeki milli gelir azalmasını, birkaç yıl içinde yüzde 60'lara vardırdı. Yani eskiden 100 olan milli gelirleri 40'a düştü. Alınan her türlü tedbire rağmen, hálá 90 öncesinin seviyesine gelemeyenleri var. İşte hakiki ‘‘kriz’’ budur.

* * *

Ekonomide, hareketi yani işlem hacmini daraltan en büyük etken ‘‘faizlerin yüksek’’ olmasıdır. Bu yüzden, kapitalist ülkelerin merkez bankalarının ekonomiyi hızlandırmak veya yavaşlatmak istediklerinde başvurdukları alet ‘‘faiz hadleri’’dir. Faiz yükseldikçe işlem hacmi düşer, azaldıkça artar. Madem faiz düştükçe işlem hacmi, yani milli gelir artıyor, öyleyse hep düşük tutalım denilebilir. Hayatta ve dolayısıyla ekonomide geçerli olan temel kural, hiçbir ‘‘değişmenin’’ (mesela faiz düşüşünün) sonuna kadar faydalı olmadığıdır. Düşük faizin de sakıncası vardır; o da ‘‘enflasyona’’ sebebiyet vermesidir.

* * *

Yeni yıla ekonomimiz, yüksek hatta anormal derecede yüksek faizlerle girmektedir. Bunun anlamı, milli gelir artışının duracağı, hatta geriye gideceğidir. (Faiz denince ‘‘nominal/görünen’’ faizi değil, ‘‘reel/gerçek’’ faizi anlamamız gerekir.) Faiz öyle bir şeydir ki, tatil, bayram seyran, gece-gündüz demez hep ‘‘işler’’. Hem gelir yaratırken, hem gider oluştururken bu böyledir. Şu kadarını söyleyeyim, bu faizlerle bu ekonomi yara alır. Ümidimiz, bu ‘‘yara’’yı alırken ortaya ‘‘enflasyonun düşmesi’’ gibi ‘‘yarar’’ın ortaya çıkmasıdır.

SON SÖZ: Su uyur, faiz uyumaz.

X