Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ege Cansen: Enflasyon lobisi

Ege CANSEN

DEMİREL, cumhurbaşkanlığını bırakmadan önce, hükümetin en kısa Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederek, onlara ‘‘hüzünlü ve esprili’’ şekilde veda etmiş. Gazetemiz Hürriyet'in yazdığına göre, toplantının ‘‘basına kapalı’’ bölümünde bir kısmı ‘‘itiraf’’ niteliğinde önemli tavsiyelerde bulunmuş. Bu tavsiyelerini bir rapor halinde Başbakan'a da sunacakmış. Anlamadım. Demirel'in, Ecevit'e verilecek mesajı vardı da, vakit bulamadığı için mi bugüne kadar vermedi. Niçin şimdi iki taşın arasında giderayak veriyor?

Muhtemelen, Demirel'in ‘‘basına kapalı’’ toplantıda ‘‘basına ilettiği’’ tavsiyelerin muhatabı, yeni Cumhurbaşkanı Sezer. Kötü niyetle düşünsem, onun yürüteceği yola mayın döşüyor, ileride yapacağı acı eleştiriler için şimdiden zemin hazırlıyor derdim. Neyse. Bu tavsiyelerin, ne zaman, kime ve niçin yapıldığı çok önemli değil. İzninizle içeriği üzerinde durmak istiyorum.

* * *

Demirel'in yaptığı dokuz tavsiyenin yedisi, devletin daha fazla para harcaması gerektiğiyle ilgili. Enflasyonla mücadelenin en kritik devresinde bu tavsiyeleri yapabilmek için Demirel olmak gerek. Hem fakiri ezen, kalkınmayı yavaşlatan enflasyon canavarını yenmek boynumuzun borcudur diyeceksiniz, hem de kamu, daha fazla para harcamalıdır diye veda hutbesi vereceksiniz. Üstelik tavsiyelerinizi öyle ifade edeceksiniz ki, karşı çıkmaya kimse cesaret edemesin. Bravo doğrusu.

Birinci tavsiye, halka, özellikle Güneydoğu'ya daha fazla gidilmesi. Eh, herhalde halkın karşısına eli boş çıkılmaz. Kuru lafa herkesin karnı tok. Demirel kısaca, Güneydoğu'da huzur ve sükûnu satın alın diyor. İkincisi, yurtlara önem vermek. Yani devlet yeteri kadar yurt yapıp, çok ucuza işletmeli ki, öğrenciler tarikatların yurtlarına muhtaç olmasın. (Yanlış mı?) Üçüncüsü, üniversitelerdeki öğretim üyesi sayısının ve maaşlarının artırılması. Dördüncüsü, cezaevleri. Herhalde yeni cezaevleri yapılmasını tavsiye ediyor. Buralarda devlet hákimiyetinin tesis edilmesi için yatırım şart. Tabii, gardiyan maaşları da artmalı ki, suiistimal olmasın. Beşincisi, sağlık hizmetlerinin yeşil kartla bedava verilmesi ve fakirlere karşılıksız yardım yapılması. (Ne yani, yapılmasın mı?) Altıncısı, 3000 belediyenin hepsi dibe vurdu, bunlara para verin ki yukarı çıksınlar, önerisi. Belediye dediğin nedir? Merkezi hükümetin tahsis ettiği parayla, yerel halka hizmet götüren kuruluş. Bir de ödenmeyen dış ve iç borçlar var. Demirel'in tabiriyle beş ‘‘kara delik’’ten biri. Kara deliklere para alın diyor. Başka çare yok. Bir başka tavsiye ise, depreme dayanıklı bina yapılması ve kontrol edilmesi. Allah aşkına söyleyin. Bu ülkede depreme dayanıklı bina yapmayalım diyen mi var? Şu tavsiye demeti de dayanılmaz nitelikte. ‘‘AB ortaklığı tarihi fırsattır, kaçırılmamalıdır. Türk dünyasına önem verin. Kırgızistan, Arnavutluk, Kırım ve Gagavuzlara yardımcı olun. Kafkas Paktı da çok önemli.’’ (NATO önemsiz mi acaba?)

* * *

Demirel, bir kişi değil, bir ekoldür. Bu ekolün adı ‘‘babaizm’’dir. Maalesef, babaizm, halkın bilinç altına yerleşmiş ve bu bölgede siyaset kültürünün bir parçası olmuştur. İnşallah, bu ekol (ideoloji) de demode olacaktır.

SON SÖZ: Baba'nın sözleri değil, sözün babası makbuldür.

X