Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ege Cansen: Çözüm nerede?

Ege CANSEN

Ekonomide sıkıntılı bir dönemin içinde bulunduğumuz muhakkak. Soru şu, bu sıkıntının sonu feraha kavuşmak mı? Yoksa bu sıkıntı, daha büyük bir sıkıntının öncüsü mü? Genellikle, sıkıntılı bir devreden geçiyoruz şeklinde konuşulur. Buradaki ‘‘geçiyoruz’’ fiili, biraz daha tahammül edelim, sıkıntı ‘‘geçecek’’ gibi bir intiba verir. Eğer sıkıntı, bir hastalığın tedavisinde ortaya çıkması kaçınılmaz olan bir tabloya dahilse, mesele yok. Sıkıntı geçecek demektir. Yok tablo, giderek ağırlaşan bir hastalığı resmediyorsa, sıkıntı muhtemelen ağırlaşarak sürecek demektir. Bu durumda da ümitsiz olmak gerekmez. Çünkü, hem sıkıntı devam ettiğine göre birileri bir şeyler yapacaktır, hem de her bünye, kendiliğinden (yaşam refleksiyle) kendi kendini tedavi etme özelliğine sahiptir. Yani, hiçbir iyileştirici önlem alınmasa bile, bünyenin kendini onarıp, hastalığı yenme ihtimali vardır.

Yukarıda yazdıklarımdan, sanki tıbbi bir açıklama yapıyorum zannedilmesin. Ben ekonomiden bahsediyorum. Ancak evren tek olduğu için, evrenin hangi katmanını veya kesitini incelersek inceleyelim, yani ister tıp ister ekonomi olsun, oluşumlarda hep aynı kurgunun izlerini buluyoruz. Ekonomi de evrenin içinde bir oluşumdur ve onun nizamına tabidir. Ancak bu vahdeti idrak etmek biraz güçtür. Hepsi o kadar. Ekonomiyi, ekonomi üstatlarınca üretilen ‘‘insan yapması’’ bir tasarım olarak anlama yanlışlığı çok geneldir. Bu yüzden de ekonomi, sıklıkla ‘‘dizayn meraklısı’’ ideologların (fikirden bilim çıkartacağını sanan gafiller) tasallutuna uğrar. (Tıraş bitti, işimize bakalım.)

* * *

Yazının başlığı ‘‘Çözüm nerede?’’ Çözüm yanlışları düzeltmede. Nerede ne yanlış yapıyorsak, orada o yanlışı düzeltmek gerek. Maliyeti ne olursa olsun, yanlışta ısrar ederek doğruya varılmaz. Türkiye'de ısrarla sürdürülen yüzlerce yanlış ekonomik uygulama vardır. Çözüm, gayri iktisadi uygulamaların hepsine son vermektir. Mesela:

1. Güneydoğu'dan veya Trakya'dan ‘‘sınır ticareti’’ adı altında, tankerlerle veya elektrikli kamyonlarla yurda ithal edilen akaryakıt veya diğer mallardan kanunların emrettiği vergileri almamak yanlıştır. Derhal ve kayıtsız şartsız bu işlem durdurulmalıdır. Devlet bu yüzden çok büyük gelir kaybına uğramaktadır. Kaldı ki, bu göz yumuş, terörü önlemek değil, onun emrine girmek demektir.

2. Emekli olanların, tekrar çalışmaya başlamaları halinde, bağlanmış emekli aylıkları derhal kesilmelidir. Sigorta matematiği bunu emreder. (Yaş meselesine hiç girmedim.) Emekli aylığı, yan gelir değildir. Öyle olsun denirse, kimseye insan haysiyetine uygun emekli aylığı ödenemez.

3. Serbest bölgelerde, orada yaratılmayan katma değer için, vergi imtiyazı sağlanamaz. İstihdam ve katma değer yaratan ihracat faaliyeti, bizatihi herhangi bir vergi muafiyetinden yararlanmazken, serbest bölge üzerinden geçen ihracat ve bilhassa ithalat, her tür vergiden muaf olamaz. Bunu hiçbir ekonomik, hukuk ve vergi vicdanı kabul edemez.

4. Havaalanlarının, yurda giriş yapılan hollerinde ‘‘vergiden muaf’’ mal satılamaz. Kaldı ki, bizim de üyesi olduğumuz ‘‘Gümrük Birliği’’ ülkeleri vatandaşlarının, birlik içi seyahatlerinde vergisiz satış toptan kalkmıştır.

SON SÖZ: Doğru davranışın sakıncası, yanlışın hayrından evladır.



X