Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ege Cansen: ‘Bu millet adam olmaz’

Ege CANSEN

Bu ifadeyi veya benzerini şimdiye kadar kaç defa kullandınız? Hadi itiraf edin, çok kullandınız değil mi? Aynen olmasa bile, mesela ‘‘Bizim bu millet adam olmaz vallahi’’ de mi demediniz? Hadi bu ifadeyi de kullanmadım deyin, biraz daha alçakgönüllüsünü, mesela ‘‘Biz adam olmayız vesselam’’ da mı demediniz? Mutlaka demişsinizdir canım. Ya çevrenizdekiler? Onların kaç defa bu kabil ifadeleri kullandığını hatırlıyor musunuz? Yüzlerce kez değil mi? Hele hele okumuş yazmış zümredenseniz, günde en az birkaç kere böyle konuşmazsanız, sizin okumuş adam olduğunuzu kim anlar?

Bu cümlelerin tercümesi şudur: ‘‘Ben üstünüm’’ veya ‘‘Ben iyiyim, başkaları kötü’’ veya ‘‘Ben, kendi milletimin ortalamasına nazaran, çok mükemmel bir insanım’’ veya ‘‘Benim bu milletin bir üyesi olmam ve dolayısıyla öyle değerlendirilmem haksızlıktır.’’ (Türkçe'den Türkçe'ye tercüme olmaz demeyin. Olur, hem de mutlaka yapılmalıdır. Aksi takdirde ne denmek istendiği anlaşılmaz. Buna kendi laflarımız da dahildir.)

Peki böyle bir konuşmayı dinleyen kişi nasıl davranır? Büyük bir ihtimalle ‘‘Çok doğru, maalesef bizim bu millet adam olmayacak’’ der. Bunun da tercümesi şudur: ‘‘Sadece sen değil, ben de üstünüm, hatta senden de üstünüm.’’ ‘‘Sakın beni diğer kişilerle bir tutma’’ veya ‘‘Sen ve ben iyiyiz, ama başkaları kötü.’’ Daha geniş kapsamlı bir ifadeyle, ‘‘Biz ve bizim gibiler, bize benzemeyenlerden üstündür.’’ Kısaca, ‘‘Biz iyiyiz, onlar kötü.’’

Muhabbetin bundan sonrası, basmakalıp sözlerin teatisiyle şöyle gelişir: ‘‘Millet eğitimsiz kardeşim, çok cahil.’’ ‘‘Her kötülük, cehaletten geliyor.’’, ‘‘Eğitimi ihmal ettik’’, ‘‘Her şeyin başı eğitim. Azizim bu milleti eğitmek gerek.’’

* * *

Bu milletin (ve her milletin) farklı düzeylerde olsa da ‘‘adam olma eğitimine’’ ihtiyacı olduğu kesin. Ama yukarıdaki tarz konuşmalar tamamen faydasız, hatta sakıncalıdır. Çünkü bu tarz konuşup, milletin adam olması için yöntem geliştirenlerin temel bir varsayımı vardır. O da kendilerinin adam olduğudur. Dolayısıyla, eğitilmesi gerekenler hep ‘‘başkaları’’ olmaktadır. Milletin tamamı ‘‘kendisi hariç, herkesin eğitilmesi gerektiği’’ hükmünde buluşsa ne yazar? Eğer hiç kimse, kendisinin de ‘‘adam olma eğitimi’’ alması gerekenler arasında olduğunu kabul etmezse, ortalıkta adam etme ‘‘öğretmeninden’’ geçilmez, ama ilaç için tek bir adam olma ‘‘öğrencisine’’ rastlanmaz. Bu durumun doğal sonucu olarak kimse de adam olamaz.

Bu fasit daireyi kırmanın ve milletin adam olmasının tek bir yolu vardır. Herkes sabahları uyanıp, def-i hacet edip, iyice temizlendikten sonra üç defa şu duayı okuyacaktır:

‘‘Allah'ım, bana doğru yolu göster. Beni gafletten ve kibirden koru. Hayatımın sonuna kadar, kendimden başka kimseyi adam etmeye kalkışmama izin verme. Şeytanın dolduruşuna getirip, 'Sen adam olma öğrencisi değil, adam etme öğretmenisin' diye beni baştan çıkarmasına engel ol. Amin!’’

SON SÖZ: Millet değil, fert adam olur. O fert de kişinin kendidir.



X