« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Editör

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
’Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü’ verilecek

"24 Nisan 2002 tarihinde kaybedilen Dr. Serhat Özyar, bilimin ülke yaşamında maddi bir güç haline getirilmesine kendini adamış genç bir bilim insanıydı. Doktorasını ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde tamamlamış olan Serhat Özyar, yaşamını yitirdiğinde aynı bölümde öğretim üyeliği yapmaktaydı. Etkin bir araştırıcı ve özenli bir öğretmendi.

Serhat Özyar’ın anısını, bilimi ülke yaşamında etkin bir güç haline getirmeye katkıda bulunarak yaşatmak için, her yıl "Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü" verilmektedir. Ödül, alan kısıtlaması olmaksızın doktorasını Türkiye’de bir üniversitede tamamlamış, bu çalışmasıyla ülkemizin bilim gündemindeki temel sorunlardan birinin çözümüne yönelik sonuçlar elde etmiş ve daha önce bu ödüle aday olmamış genç araştırmacılara verilir. 2006 yılı ödülleri için başvuruların 17 Şubat 2006 gününe dek yapılması gereklidir. Ödüle ilişkin sonuçlar, en geç 15 Nisan’a kadar açıklanır.

Ödüle aday gösterilen araştırmacıların, doktoralarını Türkiye’de bir üniversitede başvuru tarihinden önceki iki yıl içinde tamamlamış olmaları gerekir. Adayın doktora tez yöneticisi ya da bağlı bulunduğu kurum başvuruda bulunabileceği gibi, adayın kendisi de ödüle doğrudan başvurabilir.

Başvuruda, doktora tezinin Türkçe geniş bir özetiyle, bu çalışmanın ülkenin bilim gündemiyle olan ilişkisinin açık ve ayrıntılı biçimde ortaya konulduğu adaylık gösterilme gerekçesinin yer alması gerekir. Bunun yanısıra, adayın özgeçmişi ve yayın listesi başvuru dosyasının içermesi gereken belgeler arasındadır.

2006 yılında ödülü kazanan genç bilim insanına 2000 YTL para ödülü ve plaket verilecektir. Ödül kazanan çalışma, niteliğine göre, bütünüyle ya da geniş özet biçiminde Türkçe olarak yayımlanacaktır. Ödül, 24 Nisan tarihinde gerçekleştirilecek Serhat Özyar’ı anma etkinlikleri sırasında verilecektir. Törende, ödülü kazanan bilim insanının çalışmasıyla ilgili bir konuşma yapması beklenmektedir. Birden fazla adayın ödüle layık görülmesi durumunda para ödülü aralarında paylaştırılır. Tel / Faks : (312) 210 42 25; E-posta: oed@metu.edu.tr

Mustafa Parlar Ödülleri

Prof. Dr. Mustafa N. Parlar Eğitim ve Araştırma Vakfı’nın 2005 yılı Bilim, Hizmet ve Teşvik ödülleri törenle sahiplerine verildi. ODTÜ, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümünden Prof. Dr. Engin U.Akkaya, moleküler algılayıcı, moleküler mantık işlemcileri, yapay enzimler ve yeni fotodinamik terapi reaktiflerinin geliştirilmesi üzerine araştırmaları nedeniyle 2005 yılı Bilim Ödülü’ne layık görüldü. Y. Doç. Dr. M. Utku Ünver (University of Pittsburg), Prof. Dr. Volkan Atalay (ODTÜ, Bilgisayar Müh.), Doç. Dr. M. Remzi Sanver (Bilgi Üniversitesi), Doç. Dr. Ezhan Karaşan (Bilkent, Elektrik-Elektronik Müh.), Doç. Dr. Mine Çağlar (Koç Üniversitesi) ise 2005 yılı Araştırma Teşvik Ödülü aldılar. 2005 yılı Hizmet Ödülü ise, ulusal tarih bilincinin geliştirilmesinde yaptığı üstün katkılar nedeniyle Turgut Özakman’a verildi.

Nobel Ödüllülere doktora

Genç bir Vakıf üniversitesi olarak Doğuş Üniversitesi bir ilke imza atarak konusunda dünyaca ünlü (biri Nobel Ödülü’ne aday gösterilen) iki bilim insanına Fahri Doktora unvanı verdi. Unvanlar daha önce birçok üniversiteden benzer ödüller alan Boston Üniversitesi (ABD) öğretim üyesi Prof. Dr. Leopold B. Felsen’e Elektromanyetik konusunda, Berkeley Üniversitesi (Kalifornia, ABD) öğretim üyesi Prof. Dr. Leon Chua’ya ise Doğrusal Olmayan Sistemler konusunda katkılarından ötürü verildi. Tören 13 Haziran sabahı Doğuş Üniversitesi’nde yerli ve yabancı birçok bilim insanının ve öğrencilerin katılımı ile yapıldı. Törende Prof. Chua Elektronik ve Haberleşme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cem Göknar, Prof. Felsen ise ayın bölümde öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Sevgi tarafından sunuldu.

Düzeltme:

Önceki sayımızda birkaç hatayı, okurlarımızın da uyarmasıyla, özür dileyerek düzeltiyoruz: Dergide yer alan "71 yıllık titanozor fosili bulundu" haberi şüphesiz ki "71 milyon yıllık titanozor fosili bulundu" şeklinde olacaktır. Aynı şekilde son sayfamızdaki "Dünyamız ve Ay ikiz", haberinde de "Güneş Sistemimizin oluşumundan 30-50 sonra" ifadesinin doğrusu da "...30-50 milyon yıl sonra" olacaktır.. Okurumuz Edip Pekmezcioğlu’na ve Dr. Erwin Lucius’a teşekkür ederiz.

Ayrıca, Lucius, (erwinlucius@yahoo.com) şöyle yazmaktadır:

"Sayın Çağlayan, uzun zamandan beri Türkiye'de Avusturya'nın Kültür ve Basın Konsolosu ve Müsteşarı iken, şimdi emekli olarak gazetenizi ekleri ile beraber okumaktayım. Sürekli okurunuz olarak 14 Ocak 2006 tarihli ve 215 sayılı Bilim ekinde çok iyi kapsayıcı bir şekilde bilimde önemli olay ve buluşlara yer verildi, ancak bazı yanıltıcı bilgilerin içerdiğini de anlayışınıza güvenerek iletmeyi izin verin: Birinci ve ikinci sayfada "71 yıllık" fosil haberi herhalde 71 milyon yıllık olacaktır. Ayrıca buluntu yeri ve şartları hakkında maalesef doyurucu bilgi verilmiyor. 5’inci sayfada "5000 yıllık" Quipulardan bahsediliyor. İnkalar yüksek bir kültür seviyesine ancak M.S. birinci binyılda eriştiğinden, Quipuların yaşı herhalde 500 ila bin yıl arasında olmalı, gibi geliyor. Başarılarınızın devamını dilerim".

Okurlarımıza ilgi ve katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

Mozart

<ı>Ne demişler Mozart için? Göksel çocuk! Yıldızlara değen bir dahi! Benzerleri göğe yükselirken, Mozart gökten yeryüzüne indi!

Doğumunun 250. yılında dünyamız ona, insanlığa bahşettiği sihirli müziği için şükran borcu ödüyor! Bu yıl Mozart yılı! Wolfgang Amadeus!

Ne kadar hızlı ve çabuk yaşamış. 35 yaşı içine, belki de insanlık varoldukça yaşamasını sağlayacak eserlerini sığdırmış. Müziği ebedi geleceğe ve sonsuz uzaya yolculuğunu sürdürüyor.

Erken ölüm, bütün dahiler gibi, onun için de aynı zamanda ölümsüzlük anlamına geliyordu.

1756’da Salzburg’da doğduğunda Avusturya ile Rusya arasında 7 yıl savaşı başlıyordu.

7 yaşına bastığında, 1763’te "harika çocuk" olarak üç yıl sürecek Avrupa turuna çıkıyordu..

ABD’nin bağımsızlığını ilan ettiği ve James Cook’un coğrafi keşifler için dünya turuna çıktığı 1776’da, o Avrupa’nın baştacıydı..

Bundan sonraki kısa ömrü içine inanılmaz senfonilerini, konjertolarını, sonatlarını, operalarını sığdırdı. Acelesi vardı, ölüm peşinde koşuyordu!

Yorumlara bakıyorum, ilginç saptamalar göze çarpıyor. Kimisi diyor ki:

"Mozart’ı bugün anmak, saf müziği anmak demektir. ’Saf müzik’ kaybettiğimiz bir değerdir bugün. Mozart zamanı, güzellik ile sanatın eşanlamlı kullanıldığı son dönemdi. O halde, Mozart’la birlikte içimizdeki iyi olanı kutluyoruz!"

Mozart’ın ruhu hemen her dahi gibi, toplumun kenarında yaşadı. Sarayda baştacı, ama aynı zamanda bir "underground" insan! Toplumla birlikte yaşayamayan dahi insanlarda varolan bütün özelliklere sahip.

Dünya Mozart’ı anıyor. Bazı ülkeler bu yıla 5 yıldır hazırlanıyorlar! Tabii odakta Viyana var. Tiyatrolar, operalar Mozart’la dolu.

Önümde bir resim, ilgiyle seyrediyorum. Büyük bir koro, ön planda başları örtülü kadınlar, arkada erkekler. Mozart "okuyorlar".

Ve arkalarında devasa bir Mozart resmi!

Yer Tahran!

Mozart yıldönümü konseri veriliyor!

Pavarotti’yi dinleyen TRT sanatçılarını aşağılayan, ayrıca sanatçılara "vatan hainleri" diye bağıran Küçük Türk Büyüklerinden o idareciyi düşünüyorum..

Sıradanlığın nasıl da ülkenin üzerine çöreklendiğini...

Editör

Bunları da Beğenebilirsiniz