« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Edirne'yi geçer geçmez tokadı yerdik

Her yanındaki çilleri nedeniyle aldığı lakapla tribünlere şarkı olan 1970’lerin ünlü futbolcusu Mehmet Özgül, “Yurt dışında genelde yenilirdik. Arada bir iyi sonuç teselli olurdu. Yani o abdestle epey namaz kılıyorduk” dedi.

iLHAN SÖYLER
SON GÜNCELLEME

TÜRKİYE’de futbolun bir başka oynandığı, Avrupa’da esamemizin okunmadığı ama kendi içimizde hala unutulmayan bir çok yıldız yetiştirdiğimiz 1970’li yıllar... Daha çok bireysel becerileriyle öne çıkan bu yıldızlar arasında bazıları, bugünün futboluna yakın felsefe ile sahada yer alırdı. Hücum presi, rakibe baskıyı, koşmayı prensip edinen bu isimlerden biri Mehmet Özgül’dü.. Onu kimseler bu ismiyle hatırlamaz. Çünkü o zaman da, hala da, Mehmet Özgül, futbolseverler için “Çilli Mehmet”tir.
Bugünün gençlerinin hem geçmişin futbolunu ve anlayışını, hem de Çilli Mehmet’in bizzat kendisini tanıması için sözü ona bırakalım...

ÇELİMSİZ DEDİLER

15 yaşında Taksim takımında gerçek anlamda futbola başladım... Daha sonra Orduspor istedi, gittim orası da olmadı, çünkü beni çelimsiz görüyorlardı.. Arkasından Gençlerbirliği beni istedi, amatör olarak oynatmak istediler. O zamanlar iki amatör oyuncu oynayabiliyordu. 30 bin lira para verdiler. Ben de pılımı, pırtımı toplayıp İstanbul’a döndüm.
İlk, orta, lise yıllarımda okulda herkes yüzümde ve vucudumun bir çok bölgelerinde çil olduğu için “Çilli” diye seslenmeya başladı.

KENDİ GÖBEĞİMİ KESTİM

1971 transfer döneminde adım birçok kulüple geçmesine rağmen hiç teklif almadım. Temmuz’un son günlerinde Sarıyer’in kapısını çaldım. “Siz topçunun kıymetini biliyorsunuz, beni alın” dedim. O zaman Avcılar-Ambarlı arasındaki sahilde yazlık kamptayız. 2 ay oradan Sarıyer’e idmana gittim. Şeref stadındaki çift kale maçta ip koptu. Kadro 23 kişi. 22 kişi sahada, ben kulübede. Tabii devamı gelmedi.
Hafta sonu Sirkeci forması ile amatör kümede ilk maçıma çıktım. O sezon müthiş keyifli geçmişti ve bana G.Saray’ın kapıları açıldı. G.Saray’da hücum ama milli forma altında hep savunma ağırlıklı oynadım. O dönem kafamızı Edirne’den çıkarınca heman tokadı yiyiyorduk. Arasıra alınan iyi sonuçlar tesellimiz oluyordu. O abdestle epey namaz kılıyorduk.”

/images/100/0x0/55eb2671f018fbb8f8ae8bf2

Saf ve temiz dünyamı kirlettiler

“İLK 2 sezon hep zirvedeydim. Ama futbol takımlarının işleyişindeki Alicengiz  oyunlarına tanık olunca benim saf ve temiz dünyam kirlendi. Para peşinde hiç koşmadım. Keyif için oynadım. Aşırıya kaçtığım zamanlar Milli Takım maçlarına denk gelirse dışarıda kaldım. Zaten sezonda kaç maç oynanıyodu ki. Ama 10 kez giydiğim A Milli Takım forması ile 1 maç kaybettik.”

Alt yapım çok sağlamdı

“YOĞUN maç temposu olsa bile kısa sürede toparlanıp tekrar çıkışa geçebiliyordum. Çünkü alt yapım sağlamdı. Futbol anlayışımda top benim için oyuncaktı. Onunla oynamayı çok seviyordum. Oynamak için topa sahip olmalıydım ve kaybetmemeliydim. İşte bu bilinçle Galatasaray’da santrfor oynarken, rakibe yaptığım baskı ve hücum pres, bir felsefenin özü ve belki de çıkış noktasıydı. Santrfor başlayan, goller atan adam giderek organizatör rollerine soyundu.”

Mehmet Özgül kimdir?

· Doğum tarihi: 1 Ocak 1950 · Doğum yeri: İstanbul · Mevkii: Orta saha · Altyapı kariyeri: Taksim SK · Profesyonel kariyeri: Taksim SK, Orduspor, G.Birliği, Sirkeci, Galatsaray, Boluspor, Bursaspor, Galatasaray.  · Milli Takım kariyeri: 10 maç, 1 gol (1973-77) · Çalıştırdığı takım: Düzcespor

‘Evlatsın’ der, imzayı attırırlardı

TRANSFER  dönemi geldiğinde yöneticilerimizin sözü genellikle, “Sen bizim çocuğumuzsun” diye olurdu. Bu her şeyi hallederdi. Ne verirlerse onu alıyordum. Ama bazı arkadaşlar daha akıllıydı!. Bu işi iyi bildikleri için aynı durum onlar için söz konusu olmazdı.”

‘Beni Ya tutarsa’ diye aldılar

1972 Temmuz’unda 2 sene üst üste şampiyon olmuş G.Saray, benim gibi birkaç amatör oyuncu almıştı ya tutarsa diye. Flaş transfer de Kütahya’dan Sirkeci patentli Korhan’dı.
2 veya 3 maç sonra aldığım formayı sakatlık ve ceza dışında çıkarmadım. Sezonun ilk yarısı tamamlandığında Milli Takım’a davet edildim. Aldığımız en iyi sonuçlardan biri Dünya Kupası eleme maçında Doğu Almanya ile Dresden’de alınan 1-1 lik beraberlikti.
3-5 yeriz havalarında çıktığımız maçta müthiş oynamıştık. Gecesinde Alman oyuncularının da bulunduğu bir lokalde eğleniyorduk. Hollandalı bir menajer elindeki kağıda bizim takımın kadrosunu yazıp 8 numarayı işaretlemiş... Yani beni... Rahmetli Bülent Abi’nin (Taneri) sözlerini hatırladım... “Türkiye sana dar gelecek, Avrupa’ya gideceksin” demişti. 60’lı yıllardı, Ama Avrupa işi olmadı, gidemedim...

Birch uçaktan indi, beni sordu

G.SARAY’da ilk antrenörüm Brıan Bırch idi. Sırasıyla Mancell, Don Howe, Allıson ve Demircan ile çalıştım. Ne hikmetse İngilizler’le çok iyi anlaşırken ister yönetici olsun, ister teknik adam olsun, bizimkilerle yıldızım barışmıyordu. Hele Mancell ve Allıson ile uyumum anlatılacak gibi değildi. Sanki futbolcu-teknik adam değil arkadaş gibiydik. 7 sezon göz açıp kapayıncaya kadar geçti gitti. Askerlik dönemi, kiralık yarım sezon Bolu macerası ve 1.5 sezonluk Bursa macerası, ki o sezonki lig üçüncülüğü Bursa şampiyon olana kadarki en iyi derecesiydi. Son noktayı başladığım Bırch ile bitirmek her halde kaderin cilvesiydi.
1979’da Bursa’ya satıldım. 1980’de Bırch tekrar Galatasaray’a geldi. Uçaktan iner inmez beni sormuş. “Yaşlandı sattık” demişler. Israrla istemiş. Bursa 600 bin liraya aldığı beni geri vermek için 6 milyon isteyince çare kiralama ile bulundu. Ve devre arasında 1981 Ocak ayında tekrar Galatasaray forması ile “Çilli gol gol” nidaları ile Galatasaray taraftarlarının karşısındayım. Attığım 2 gol ile kazandığımz Boluspor maçının ardından tünele girerken Bırch arkadan gelip kolumu tutup havaya kaldırarark tribünlere şovunu yaptı. Galatasaray maceram Birch le başladı Birch ile bitti.


Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler