"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Edebiyat üstü yakalanmak

<B>ANKARA’DAN </B>bir okurum e.posta göndermiş bana.<br><br>Pazar günü Ankara’da olduğumu yazmıştım, bana D&R’a giderken rastlamış, rahatsız etmek istememiş. Beni Ankara’da gördüğünden mutlu olduğunu söylüyor. Yanıma gelseydi daha mutlu olurdum.

Hukuk dünyasında bir deyim vardır değil mi? Suçüstü yakalanmak. Bir suçu işlerken görünmek gibi bir şey. Anında sizin durumunuzun tespit edilmesi.

Birden o deyimin olumlu şekli aklıma geldi. Bir okurum beni kitapçıda edebiyat üstü yakalamış.

İstanbul’dan başka hangi şehre gidersem gideyim, birden içimde bir eksiklik duygusu uyanır, kitapçı, plakçı, müzik dükkánları ararım. Sanki okumadığım kitaba, dinlemediğim bir plağa, besteye rastlayacakmışım gibi.

Bu şehre beni onların çektiğini hayal ederim.

En hoşuma giden fıkralardan biridir: ‘Postacı izinli gününde ne demiş? Şöyle bir mahalleyi dolaşayım.’

Aynı duygu, belki aynı meslek deformasyonu. Belki de iyimser baktığınızda mahallede bilmediğiniz bir evi, küçük bir bakkal dükkánını keşfetmek tutkusu.

Mahalleyi görevle değil, bütün yönleriyle tanımak arzusu. Ya insanın işinin dairesinden dışarı çıkamaması ya da işini daha mükemmel yapma manisi.

Bakış açısı ne kadar da fark ediyor.

* * *

GİTTİĞİM
her şehirden yeni bir kitap, bir kalem, bir bloknot alırım. O şehrin bende bıraktığı izin objeleridir onlar.

Diyarbakır’a ilk gittiğimde de hemen küçük bir deftercik aldım.

Kendimi aldatırım. Unuttum diyebilmem, almanın gerekçesini kendime sunabilmem için, çantama hiçbir defter koymam, bu yüzden de bir bloknot alma zorunluluğu doğar.

Diyarbakır notlarım, o defterin içindedir.

Ürgüp’e gittiğimde de aynı şeyi yaparım ve yaşarım.

Zaten kitapçılar, kırtasiyeciler beni caddelerden içeri çağırıyor tanıdık yerlerde. Sevdiklerimi bilenlerin bu çağrısına nasıl dayanırım ki?

İstanbul’da alıp da okumadığım bir kitabı burada satın alırım, en ünlü kırtasiyecilerde bulamadığım alçakgönüllü bir kalemtıraşı hemen alır kullanmaya başlarım. Çantamdaki kurşun kalemlerden hangisini daha iyi açıyor diye bir mukayese yaparım.

Bakın araştırmanın sonu yok. İstanbul’da rastlamadığım bir kalemtıraşa Ürgüp’te rastladım ve aldım. O kalemtıraşı aylar sonra İstanbul’da buldum.

Pazar günü de okurum beni D&R’a girerken gördüğünde, Leman ve Penguen dergilerimi ve Saddam kitabını almak için mağazaya girdim.

İstanbul dışına ya da yurtdışına gittiğimde iki şeyin tükenmesinden çok korkarım, maniye dönüşen bir tedirginliği yaşarım.

Kitap bir, kalem iki. Hele yedeklerim tükenecek diye tedirgin olurum.

Ankara tabii ki farklıdır. Her zaman oranın kitapçılarında gözden kaçırdığım ya da İstanbul’da alıp da okumadığım bir kitap bulurum. Ve hemen derim ki, bak buraya gelmeseydim, bu kitabı okumayacaktım.

Çok bildiğim bir bestenin değişik bir icrası bile bunca yolu kat etmenin, bu zahmete değdiğini gösterir.

* * *

EVET
sevgili okuruma ileteyim.

Dün de Ankara’daydım. Ne yazık ki rastlaşamadık.
X