« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Eczacıbaşı'nın kızları...

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Devrim SAĞIROĞLU

Tanrım, o ne gündü öyle.. Yıllar geçse, unutamam.. Sırılsıklam terleyip, sinirden tırnaklarımı yediğim; anımsadığım zaman da içimde tatlı bir sıcaklık duyduğum o günü...

Eczacıbaşı bayan voleybol takımı, Avrupa ikincisi olmuş.. 1980 yılı sonu.. İstanbul'dan bir gazeteci ağabeyimiz demiş ki; ‘‘Yılbaşından hemen sonra, Eczacıbaşılı bayan voleybolcular olarak, 100'üncü doğum yıldönümünde Atamızın kabrini ziyaret edin.. Bu anlamlı yılda şeref defterine; ona layık olabilmek için var gücünüzle çalışacağınızı ve gelecekte, huzuruna daha başarılı bir takım sıfatıyla yeniden çıkacağınızı yazın..’’

Bu fikir beğenilince; Eczacıbaşı kafilesi, her türlü masraf kendisine ait olmak üzere, Ankara'ya geldi.. Röportaj, sadece Milliyet gazetesinde yayınlanacak.. Ertesi sabah, kaldıkları Bulvar Palas otelinde buluşulacak, oradan Anıtkabir'e gidilecek. Kafile, biletleri önceden alınmış 11.30 uçağına yetişmek üzere otobüsle Anıtkabir'den ayrılacak. Röportajı ben yapacağım, fotoğrafları ise Yaşar Saygı çekecek..

Terleme başladı

Randevu saatinde, otele gittim. Takımın antrenörü Cengiz Göllü'yle oturmuş, sohbet ediyoruz. Voleybolcular da yanımızda.. Saat 9.30 oldu.. Bende, hafif bir terleme başladı. Yaşar nerede? Evini arıyorum, telefonu cevap vermiyor. Cengiz Göllü, haklı olarak sabırsızlanıyor. Anıtkabir'deki röportaj en geç saat 10.30'da bitmeli ki, oradan apar topar 11.30 uçağına yetişsinler.. 15 dakika daha geçti, terden sırılsıklamım.. Ankara kazan biz kepçe, herkes Yaşar Saygı'yı arıyor. En nihayet saat 10.00'da, kadere razı bir vaziyette, ‘‘Haydi, Anıtkabir'e gidelim. Oraya gelecek’’ dedim. Birlikte bindiğimiz otobüste birşeyler anlatılıyor ama, ben hiçbir şeyi dinleyecek ya da anlayacak durumda değilim.. Başım çatlıyor adeta..




Bunları da Beğenebilirsiniz