Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ecevit'ten Erbakan da kelle istemişti

Tufan TÜRENÇ

Karaoğlan olarak halkın gönlünü fetheden Bülent Ecevit'in CHP'si 1973 seçimlerinden birinci parti olarak çıkmıştı.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir sol parti sandıkta tüm sağ partileri yenilgiye uğratıyordu.

1973 seçimlerinde alınan bu sonuç, Türkiye'de büyük bir heyecan yaratmıştı.

Uzun pazarlıklardan sonra CHP-MSP hükümeti kuruldu ve Ecevit başbakan oldu.

Başta işler fena da gitmedi. Biri sol, öteki din ağırlıklı sağ parti sosyal adalet açısından birçok noktada buluşuyorlardı.

Ama zaman ilerledikçe iki parti arasındaki görüş ayrılığı kendini göstermeye, hükümette tatsızlıklar çıkmaya başladı.

Bu anlaşmazlıkların en önemlisi de rahmetli Mustafa Üstündağ olayıydı.

Milli Eğitim Bakanı olan Üstündağ, demokratik-laik cumhuriyete bağlı sosyal demokrat, çağdaş, ilerici bir politikacıydı.

Doğal olarak bakanlığında laik-demokratik cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri doğrultusunda bir politika uyguluyordu.

Bakanlık kadrolarına sağ iktidarlar tarafından kritik yerlede oturtulmuş gerici bürokratları değiştiriyordu.

Üstündağ, cumhuriyet ilkelerinden ödün vermiyordu.

* *Ê *

Üstündağ'ın giriştiği temizlik harekâtı hükümetin Milli Selamet Partisi kanadını rahatsız ediyordu.

Sonunda Erbakan, Ecevit'e resti çekti:

‘‘Üstündağ'ın kellesini istiyoruz. Aksi takdirde koalisyonun devamı mümkün değil.’’

Başbakan Ecevit, MSP liderinin bu restini bir saniye bile düşünmeden gördü ve Üstündağ'ın kellesini vermeyeceğini söyledi.

Ertesi gün tüm gazeteler koalisyonun bozulma aşamasına geldiğini manşetten verdiler.

Erbakan, gazetecilere yaptığı açıklamalarda Mustafa Üstündağ'ın görevden alınmaması durumunda koalisyonu bozacaklarını yineliyordu.

Ecevit ise Üstündağ'ın görevden alınmasının düşünülemeyeceğini, çünkü bakanın hükümet politikasını yürüttüğünü söylüyordu.

Sonunda MSP geri adım atıp kelle isteğinden vazgeçti. Ama bu garabet koalisyon da fazla yürümedi, 7 ay içinde yıkılıp gitti.

Yani Ecevit koalisyonun bozulmasını göze alarak Üstündağ'ın kellesini vermedi.

* *Ê *

Bugün de Çiller kelle istiyor.

Ancak DYP lideri bir dayatmacı gibi görünmekten ürktüğü için isteğini Erbakan gibi direkt değil de üstü kapalı söylüyor.

Milli Eğitim Bakanı konusunda hassas olduklarını, görevlendirme yapılırken bu isteklerinin değerlendirileceğine inandıklarını söylüyor.

Yani kibarca Uluğbay'ın kellesini istiyor.

Bu istek sıkıntı doğurunca bu kez hassasiyetin isme değil, uygulanan politikalara karşı duyulduğu açıklanıyor ama bu olayı pek değiştirmiyor.

Şimdi bakalım Milli Eğitim Bakanlığı'nda uygulanan politikalar nedir?

Bakanlığa çöreklenmiş gerici kafaların ayıklanması.

Cumhuriyet okullarının şeriatçı kadrolardan kurtarılması.

Okullarda, yurtlarda ve Kuran kurslarında tarikatların egemenliğine son verilmesi.

Özetle çağdaş, laik, demokratik cumhuriyet ilkelerinin öngördüğü eğitim sisteminin ödünsüz uygulanması.

Uluğbay'ın kararlılıkla uyguladığı politikalar bunlar. Acaba Hanımefendi ve DYP bunlardan hangisine hassasiyet duyuyorlar?

Bunu kıvırtmadan, dürüstçe kamuoyuna açıklasınlar.

Şimdi Ecevit'ten beklenen, 25 yıl önce gösterdiği ilkeli davranışı bugün de göstermesidir.

Bu, 42 yıllık ilkeli bir politikacının ülkesine karşı yüklendiği yaşamsal bir görevdir.



X