Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ecevit'ten Cindoruk'a ortaklık teklifi...

Muharrem SARIKAYA

Koalisyon ortaklarının, 25 Temmuz'da İstanbul'da yaptıkları zirvede, bugüne kadar basına yansımayan ilginç bir gelişme oluyor.

DTP Lideri Hüsamettin Cindoruk'un arkadaşlarına anlattığına göre, zirvede seçimler konuşulurken DSP Lideri Bülent Ecevit söze şöyle giriyor:

‘‘Sayın Cindoruk, eğer ismimiz sizi rahatsız etmezse seçimlere birlikte girmek isteriz.’’

Cindoruk, bu teklife yanıt vermek üzereyken, Başbakan Mesut Yılmaz araya giriyor:

‘‘Biz o konuyu Sayın Cindoruk ile hallettik...’’

Ecevit, suskun kalmayı tercih ederken, iki teklif arasında kalan Cindoruk, ANAP ile seçim ortaklığı konusunda tam bir mutabakata varmadıklarını ima eden şu sözleri söylüyor:

‘‘Sizin isminiz bizi niye rahatsız etsin. Ancak bu konuyu görüşmek için çok erken. Her ikinize de partime ve bana gösterdiğiniz bu teveccühten dolayı teşekkür ederim...’’

Cindoruk, ANAP ve DSP'ye eşit uzaklıkta olduğuna, her ikisiyle de seçime ortak girebileceğine ilişkin mesaj veriyor. Baştan kendisini bağlamak istemiyor.

* * *

Bu diyaloğu dün Ecevit'e sorduğumuzda reddetmiyor. Önce, ‘‘Çeşitli olasılıklar üzerinde durduk’’ demekle yetiniyor.

Üsteleyince de her zamanki nazik üslubundan taviz vermiyor, ‘‘Üç kişi arasında konuşulanları aktarmam doğru olmaz’’ deyip konuyu kapatıyor.

FP Genel Başkanı Recai Kutan'ın önceki gün TÜSİAD'da iki seçimin ayrı yapılmasına dönük sözleri üzerine Cindoruk, arkadaşları ile bir değerlendirme toplantısı yapıyor.

Cindoruk, daha önce de arkadaşlarına aktardığı Ecevit ve Yılmaz'ın, seçime birlikte girme teklifini bir kez daha masaya yatırıyor.

Toplantıda ağırlıkla üzerinde durulan soru şu oluyor:

‘‘Ecevit neden böyle bir teklifte bulundu?’’

Cindoruk ve arkadaşlarının bu soruya buldukları iki yanıt var.

Birincisi, Ecevit'in uzun süredir uyguladığı DSP'nin yelpazesini genişletme politikası. Yani, ‘‘merkezin solunda sıkışıp kalmak yerine’’ daha geniş bir alana yayılmak.

Yılmaz'ın iki yıl önce başlattığı ‘‘milliyetçi sol’’ veya ‘‘oynak merkez’’ teorilerine yakın bir politikayı uygulamak.

Ecevit, uzun süredir bu yönde radikal adımlar da atıyor.

* * *

DTP'de bulunan ikinci gerekçe ise solun toplam oyları.

DTP kurmaylarına göre bugün için sol partilerin toplam oyları yüzde 26-28 civarında gözüküyor.

Cindoruk, DSP ve CHP açısından bir tehlikeye dikkat çekerek şöyle diyor:

‘‘Seçimlere ÖDP-HADEP-İP ittifak kurup girerse, bunu küçümsememek lazım. Yüzde 26 civarındaki sol oyların yüzde 5-6'sını koparır. Geriye solda toplam yüzde 20 oy kalır. Bunun yüzde 1-2'sini de Barış Partisi alır. DSP ve CHP'nin paylaşacağı oy ise yüzde 18 civarında olur...’’

Toplantıya ÖDP-HADEP-İP ittifakının barajı aşma şansının yüksek olabileceği görüşü hâkim oluyor. Cindoruk bunun üzerine, ‘‘İki büyük sol partiden biri baraja takılır’’ diyor.

Seçimler yaklaştıkça herkes kendine göre bir hesap yapıyor. Her ne kadar liderinin ağzından dile getirilen iki seçimin ayrı yapılması yönündeki eğilim dün FP yönetimince tekzip edilmiş olsa da, belediye başkanlarının görüşü seçimlerin ayrılması yönünde. CHP'deki durum da FP'den farklı değil. ANAP ve DTP'nin görüşü de öteden beri biliniyor.

Sonuç olarak herkes oyun planını, ekimde açılacak Meclis'e göre bugünden dizayn etmeye başlıyor.













X