Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ecevit: Kıbrıs'taki gelişmeleri öteden beri istiyorduk

    Hürriyet Haber
    07 Aralık 2001 - 00:00Son Güncelleme : 07 Aralık 2001 - 00:01

    Uzun bir aradan sonra KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Klerides`in kendi topraklarında biraraya geldiklerini hatırlatan Ecevit, bunu öteden beri kendilerinin de istediğini söylediBuna öncülük yapan Denktaş`ın tüm dünyada çok olumlu bir izlenim bıraktığını ifade eden Ecevit, ``Bu aşamada, diyalog kapısını Sayın Denktaş`ın açtığını söyleyebiliriz`` dedi. Görüşmelerden nasıl bir sonuç çıkacağına ilişkin şimdilik bir işaret olmadığını belirten Ecevit, bu konuda şunları söyledi: ``Kıbrıs`da iki toplum için de kalıcı ve olumlu bir düzen kurulabilmesinin başlıca koşulu, iki ayrı devlet, hatta iki ayrı millet olduğunun kabul edilmesidir. Bu gerçek kabul edildiği vakit, çok daha sağlıklı diyalog kurulabilir ve bir uzlaşmaya varılabilir. Ancak bunun bir şartı da Kıbrıs sorununa başkalarının karışmamasıdır. Çünkü ne kadar çok devlet karışırsa, Kıbrıs sorunu da o kadar kalıcı hale gelmektedir. İki demokratik devlet, iki demokratik toplum var Kıbrıs`ta. Demokrasi kuralları içinde kendi aralarında sorunlarını çözebilirler. Biz Sayın Denktaş ve Klerides`e sürdürecekleri toplantılarda başarılar diliyoruz`  AGSP VE KIBRIS KONUSUNDAKİ GELİŞMELER-       Başbakan Kıbrıs basın mensuplarını sorularını yanıtladı. İşte başbakan Ecevit ve Basın mensupları arasındaki geçen Kıbrıs ve AGSP'ye dair dialog:    Soru: Bir hafta öncesine kadar AGSP ve Kıbrıs politikası konuları son derece tıkanmıştı. Birden bire ikisi de olumlu bir çözüm yoluna girdi. Bu ani değişim midir, bu hangi faktörlere bağlı kalmıştır?  Ecevit: AB ile ilişkilerimizde, yaklaşık 2.5 yıldır AGSP ile ilgili anlaşmazlığımız, önemli bir engelleyici etken oluyordu. Daha doğrusu engelleyici değil, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere gölge düşüren etken oluyordu. Fakat biz 2.5 yıla yakın bir süre direndik, tek başımıza direndik. Çünkü bizim durumumuzda başka ülkeler de var. Nato ve AB üyesi olmayan ülkeler bizi izlemişlerdir. Türkiye, bu mücadeleyi tek başına yürütmüştür. Artık Türkiye`nin görüşlerine ve isteklerine makul ölçüde olumlu yanıt vermenin kaçınılmaz olduğunu AB ülkelerinin de algıladıkları anlaşılıyor, benim görüşüme göre. Yani Türkiye çok gerekli ve çetin bir mücadele verdi. Bu mücadeleden beklediği olumlu sonucu aldı. Bu da AB ile ilişkilerimizde olumlu bir sürecin başlangıcı olduğu kanısındayım.  Kıbrıs konusunda aslında benim öteden beri belirttiğim gibi dünyanın ilgilenmesini gerektirecek bir durum yok. 1974 öncesinde Kıbrıs`ta çok ciddi sorunlar vardı. Türklere karşı soykırım uygulanırdı.Kıbrıslı Rumların kendi aralarında sürekli çekişmeler, çatışmalar olurdu. Kıbrıs, yoksul bir adaydı, demokrasiden yoksundu. Türkleri sürekli baskı altında tutan soykırım tehdidi altında bulunan bir yönetim vardı. Türk Barış Harekatı`ndan sonra Kıbrıs`a kesintisiz barış geldi. Ayrıca eskiden yoksul bir ada olan Kıbrıs`a refah gelmeyebaşladı. Yapılan cömert yardımlar sayesinde Rum tarafı çok büyük atılımlar yapabildi. Kendisine uygulanan çok ağır ambargolara karşın KKTC de ekonomik alanda önemli atılımlar yaptı. İki ülkede de çok ileri ölçüde demokrasi uygulanıyor. Demek ki Türk Barış Harekatı, Kıbrıs`a aslına huzur getirdi, esenlik getirdi. Bunu eskisinden daha açık bir şekilde dünya kamuoyuna hatırlatmaya çalışıyoruz. Kaygı verecek bir durum olmadığını, Kıbrıs`ta iki ayrı millet ve devlet olduğu gerçeğinin kabul edilmesi halinde Kıbrıs`ta iki toplumu da tatmin edici bir çözüm bulmanın kolay olacağını anlatmaya çalıştım. Sayın Denktaş`ın başlattığı ve bu aracılı görüşmeler yerine Lefkoşa`dayüz yüze sıcak bir ortamda yapılacak görüşmelerin yararlı olacağını bütün ilgili ülkeler kabul ettiler. Her iki konuda da Türkiye`nin girişimlerinin Kıbrıs`a yeni ufuklar açılmasında etken olduğunu söyleyebilirim.  Soru: Dün akşam bir televizyon kanalında rüşvet olayı yayınlandı. Sistemde bir sıkıntı mı var? Yolsuzluk ve rüşvetle mücadelede yeni birçalışma yapmayı düşünüyor musunuz?  Ecevit: Gazetede okudum. Ayrıntıları öğrenecek henüz vaktim olmadı. Ama hemen ilgileneceğim. Bu konu hepimiz için bir üzüntü kaynağı ama hep belirttiğimiz gibi 57. Hükümet döneminde her türlü yolsuzluk ve rüşvete karşı daha eskiden verilmemiş ölçüde önlemler alınıyor. Onun için bu konudaki çabalarımızı bundan sonra da sürdüreceğiz. Gerekli bütün yasal önlemler alındığı gibi bunların uygulanması da titizlikle izlenmektedir.  Soru: Sayın Powell ile yaptığınız görüşmede tekstildeki kotaların kaldırılması yönündeki görüşlerinizi ilettiniz. Powell`ın bu konudaki görüşü ne oldu? Borçların iptal edilmesi konusunda talebiniz oldu mu?  Ecevit: Genellikle bu ekonomik konulara ayrıntılı olarak görüşmemizde yer verdik. Sayın Powell bir şey söylemedi. Fakat ilgileneceğini belirtti.   Soru: Afganistan`da kurulacak yeni yönetim konusunda varılan uzlaşıya bazı Afgan gruplarının itirazları olduğunu söylediniz ve bu gruplara esnek davranmaları çağrısında bulundunuz. Bunlardan birisi deTürkiye`nin çok yakından ilişkisi olduğu bilinen General Dostum`un başında geldiği grup. Türkiye`nin General Dostum`a bu konuda bir telkini olacak mı?  Ecevit: Sayın Dostum`un Bonn kararlarına itirazı daha dün açıklandığı için kendisiyle bir diyalog olanağı bulamadık. Fakat Dostum ile yıllardan beri sık sık görüşürüz, diyalog içinde oluruz. Bukonuda da gerekli girişimleri yapacağız. Tabii kim haklıdır, kim haksızdır bilemeyiz. Bonn kararlarına itiraz eden, karşı çıkan sadece Dostum`un grubu da değildir, bildiğim kadar. Maalesef karışık bir durum var. Bu durumun içinde çıkmak da pek kolay olmayacak.  Soru: Powell ile yaptığınız görüşmede, Afganistan`ın yeniden inşası ve barışın sağlanmasında Türk Silahlı Kuvvetleri`nin önemli birrol alacağını söylediniz. Uluslararası birliğin komutası Türkiye`de miolacak, ABD bu konuya nasıl bakıyor?  Ecevit: Henüz bu konu gündemimize gelmedi. Onun için bir şey söyleyebilecek durumda değilim.  Soru: Kitle imha silahları konusundaki BM kararlarına uyması gerektiğine ilişkin üst düzey bir temsilcinizi Irak`a göndermeyi düşünüyor musunuz?  Ecevit: Irak yönetimiyle yakın ilişkilerimiz var. Ticari ve ekonomik ilişkilerimizde önemli gelişmeler oluyor, bu arada heyetler de gidip geliyor. Yüksek düzeyde diyalog kurulmadı ama şu sıralar bunagerek olmadan diyalogu sürdürebiliriz ve gerekli telkinlerde bulunabiliriz ve bulunmaktayız. Mesajı böylece de vermiş oluyoruz.  Soru: Sizin kişiliğinize yönelik Irak`da bir teveccüh var. Sizin bizzat ziyaretiniz gündeme gelebilir mi?  Ecevit: Henüz düşünmedim  Soru: AGSP ve Kıbrıs konusunda son bir kaç gün içinde sürpriz gelişmeler oldu. Bu gelişmelerde AB ve Dünya Bankası ile ekonomik zorunluluklarımız bağlamında bir telkin yapıldı mı?  Ecevit: Bilemiyorum. İkisinin birbirinden ayrı olması gerekir. Fakat şunu söyleyebilirim, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası`nın Türkiye`ye son zamanlardaki cömertçe katkılarına, ABD`nin telkinleri olmuştur.  Soru: Sizin kafanızda Kıbrıs`ın çözümü için 2 ayrı devletin ötesinde daha somut bir çatı var mı?  Ecevit: Eğer umut verici bir diyalog süreci başlamış olursa Denktaş ile Klerides arasında bu konular gündeme gelir diye umarım. Sayın Denktaş öteden beri 2 toplum arasında, 2 ayrı devlet arasında her konuda ilişkileri geliştirici önerilerde bulundu ve bulunmaya devam ediyor. Eğer ciddi bir diyalog ortamı başlamış olursa gündeme çeşitli seçenekler ve olasılıklar gelmiş olacaktır. Kıbrıs, küçük bir ada, yan yana yaşayan 2 ayrı toplum var. Aralarında derin ayrılıklar olmakla birlikte bu küçük adada barış içinde yaşamanın yolunu mutlaka bulabilmeleri gerekir. Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye Cumhuriyeti bu konularda somut önerilerde de bulunmuştur. Ama siyasal çözümün nasıl olacağı henüz belli değil. Bunun için ocak ayının ortalarını beklememiz gerekiyor. 
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı