Gündem Haberleri

    Ecevit: AB elini Kıbrıs'tan çeksin

    Hürriyet Haber
    29.11.2001 - 13:39 | Son Güncelleme:

    Başbakan Bülent Ecevit, Kıbrıs’ta barışçı düzene ulaşmak için tek şartın Kıbrıs’la ilgisi olmayan devletlerin, kuruluşların ve kesimlerin Kıbrıs’tan ellerini, eteklerini çekmeleri olduğunu söyledi.

    DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit, partisinin grup toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusunda son günlerde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

    Ecevit, Rumlar ile AB’nin isteklerinin gerçekleşmesi durumunda, ilk günden itibaren Kıbrıs’ta yeni facialara yeniden yol açılacağı ve yarım kalmış olan soykırımın işlerlik kazanacağı uyarısında da bulundu.

    Kıbrıs’ın, sadece KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın sorunu olmadığını belirterek konuşmasına başlayan Ecevit, ‘‘Kıbrıs aynı zamanda Kıbrıs Türkleri’nin sorunudur, o kadar da değil, aynı zamanda Türkiye’nin de sorunudur’’ dedi. Ecevit, Denktaş’ın bütün yaşamını Kıbrıs Türkleri’nin esenliğine, özgürlüğüne adadığını ve çok önemli, tarihsel bir yeri olduğunu da kaydetti.

    ‘‘KIBRIS HİÇBİR ZAMAN YUNAN ADASI OLMADI’’

    Kıbrıs’la ilgili bazı gerçekleri anımsamakta yarar gördüğünü ifade eden Ecevit, Rumlar’ın Kıbrıs üzerinde hak iddia ettiklerini ancak Kıbrıs’ın hiçbir zaman Yunan adası olmadığını vurguladı.

    Ecevit, Kıbrıs’ın yüzyıllarca Türklerin yönetimi altında barış içinde yaşadığını, 16. Yüzyıl’da William Sheakspeare’in Othello isimli eserinde Kıbrıs’ın Türkler için öneminden söz ettiğini anlattı. 16. Yüzyıl’da bir İngiliz ozanının Kıbrıs’ın Türkler için önemini açıkça ifade ettiğini kaydeden Ecevit, ‘‘Bugünün İngiliz yöneticileri maalesef aynı anlayışı göstermiyorlar’’ dedi.

    Başbakan Ecevit, Türk yönetiminden sonra kandırmaca bir yolla İngilizlerin Ada’yı ele geçirdiklerini, 1960 yılında uluslararası girişimlerle Kıbrıs’ta Rumların da içinde bulunduğu bir devlet kurulduğunu söyledi. Bu devletin çok kısa süreli olduğunu, Rumlar tarafından yıkıldığını, Rumların Anayasa’yı çiğnediğini ve soykırımlarla Türkleri Ada’dan dışlamaya çalıştıklarını anlatan Ecevit, ‘‘Türklüğü Ada’dan yok etme planları açıkça ifade edilmiş, bunu Yunan kaynakları açıklamıştır’’ diye konuştu. Ecevit, Makarios’a bir gecede Türkleri yok etme planlarının anlatıldığını ve bundan on yıl sonra da bu planın uygulanması aşamasına gelindiğini anımsattı.

    ‘‘YENİDEN AYNI PLAN...’’

    Türklerin yıllarca her türlü haktan yoksun olarak yaşama mecburiyetinde bırakıldığını ve BM Barış Gücü’nün de bu zalimce davranışlara seyirci kaldığını ifade eden Ecevit, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ‘‘Şimdi yeniden aynı planı uygulama olanağını Rumlara sağlamaya işlerlik kazandırılmak isteniyor. Bu arada Ada Rumları Kuzey’deki eski evlerine dönme hazırlığı içindeler. Bu, açıkça ifade edilmiştir. Bunun için yüzlerce dava açılmıştır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne. Yani niyetleri bellidir, eğer Rumların istekleri, AB’nin de o doğrultudaki istekleri gerçekleşecek olursa daha ilk günden itibaren Kıbrıs’ta yeni facialara yeniden yol açılmış olacaktır ve yarım kalmış olan soykırım büyük olasılıkla işlerlik kazanacaktır.’’

    Bazı yazarların ve politikacıların ‘‘Çağımızda artık soykırım olmaz’’ görüşünü dile getirdiklerini kaydeden Ecevit, daha kısa süre önce Bosna’da Boşnaklara karşı soykırım uygulandığına dikkati çekti. Başbakan Ecevit, Kıbrıslı Rumlar’ın, Miloşeviç yönetimini açıkça desteklerini de ifade ederek, bu tehlikenin gözler önünde olduğunu ve gözardı edilemeyeceğini söyledi.

    ‘‘BİZİ BAŞBAŞA BIRAKSALAR’’

    ‘‘Bizi başbaşa bıraksalar, yalnız bıraksalar, Kıbrıs konusu iki toplum için de iki millet için de bir sorun olmaktan kolaylıkla çıkabilir’’ diyen Ecevit, şöyle konuştu:

    ‘‘Ama AB baskısını devam ettirdiği sürece iki millet arasında uzlaşmaya varmak son derece güçtür. Oysa koşullar böyle bir uzlaşma için çok elverişlidir. Eğer Kıbrıs’ın gerçek durumu kabul edilirse, Kıbrıs’ta birbirinden ayrı iki devlet, iki millet bulunduğu gerçeği kabul edilecek olursa o zaman iki millet arasında verimli çalışmalar olur ve kısa sürede Kıbrıs’ta iki tarafı da tatmin edici barışçı düzene ulaşılmış olur. Bunun için tek şart, Kıbrıs’la ilgisi olmayan devletlerin, kuruluşların, kesimlerin Kıbrıs’tan ellerini, eteklerini çekmeleridir.’’

    TÜSİAD’A YANIT

    Ecevit, bu gelişmeler sürerken ‘‘Ver, kurtul’’ gibi tatsız yorumların bazı aydınlar tarafından ileri sürüldüğünü, bu kadar ileri olmamakla birlikte TÜSİAD’ın son günlerdeki değerlendirmelerinin de son derece üzücü olduğunu söyledi.

    Demokratik bir ülkede herhangi bir kuruluşun görüşlerini açıklamasının doğal olduğunu kaydeden Ecevit, şu değerlendirmelerde bulundu:

    ‘‘TÜSİAD’ın Kıbrıs’la ilgili olarak iddialı görüşler açıklayabilmesi için evvela Kıbrıs Türkleri’ne biraz ilgi göstermesi lazım. Kıbrıs Türkleri ağır ambargolar altında. TÜSİAD da Kıbrıslı Türkler’e fiilen ekonomik ambargo uygulamıştır. Eğer Kıbrıslı Türklerin ekonomik gereksinimlerine TÜSİAD gibi kuruluşlar gereken ilgiyi gösterselerdi bugün Kıbrıs’ta çok farklı bir durum olurdu.’’

    ‘‘ELLERİNİ ÇEKERLERSE GÖRÜŞMELER BAŞLAYABİLİR’’

    Kıbrıs’ta iki ayrı devlet olduğunu vurgulayan Ecevit, bu kabul edilmedikçe iki tarafı da tatmin edici bir çözüm bulunamayacağını belirtti. Ecevit, bazı ülkelerin hiçbir sorun çıkmadan kendi içlerinde bölündüklerini anımsatarak, ‘‘Rumlar ve AB elini Kıbrıs konusundan çekerse Denktaş’la Klerides arasında verimli görüşmeler başlayabilir ve iki tarafı da mutlu edecek bir düzen kurulabilir’’ dedi.

    KKTC’nin varlığının devamının yalnızca Kıbrıslı Türklerin güvenliği açısından değil aynı zamanda Türkiye’nin güvenliği açısından da yaşamsal önem taşıdığını belirten Ecevit, bunu anlamak için Doğu Akdeniz haritasına göz atmanın yeterli olduğunu söyledi.

    Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’nın işlerlik kazanmasının güvenlik sorununun güncel haline getireceğini ifade eden Başbakan Ecevit, bu güvenliği ancak Türkiye ile KKTC’nin sağlayabileceğini söyledi.

    Ecevit, Türkiye’nin KKTC’nin varlığını, bağımsızlığını devam ettirmek için üstüne düşen görevleri yapmak zorundu olduğunu bildirerek, şöyle konuştu:

    ‘‘Türkiye ile KKTC’nin güvenliği eş anlamlıdır. Bu konuda Türkiye’nin herhangi bir ödün vermesi sözkonusu olmaz. Bu konuda vereceğimiz bir ödün, yalnız Kuzey Kıbrıs’tan değil kendi topraklarımızdan da verilmiş bir ödün durumuna gelecektir.’’

    ‘‘RUMLAR’A DÜNYANIN CÖMERTÇE YARDIMLARI’’

    Kıbrıslı Türklerin uygulanan ağır ambargolara karşın Türkiye’nin de desteği ile çağdaş bir devlet kurduklarını anlatan Başbakan Ecevit,sözlerini şöyle sürdürdü:

    ‘‘1974 Barış Harekatı öncesi Kıbrıs’ta sürekli kavgalar, çatışmalar vardı. Bir yandan Rumların Türkler’e saldırması biçiminde, bir yandan da Rum çetelerinin kendi aralarında çatışmaları biçiminde. Harekattan sonra bu harekatın adına layık olarak Kıbrıs’ta kesintisiz barış olmuştur. Barış harekatı öncesinde Kıbrıs fakir, yoksul bir adaydı, harekattan sonra dünyanın da cömertçe yardımlarından sonra Rum Kesimi büyük gelişmeler gösterdi. Altında bulunduğu ağır ambargoya karşın Kıbrıslı Türkler de çağdaş bir devlet yolunda önemli adımlar atmışlardır. Türkiye’nin de katkısıyla ama önce kendi çabalarıyla büyük hamleler yapabilmişlerdir.’’

    Ecevit konuşmasını, Kıbrıslı Türklere esenlik, sürekli özgürlük ve başarı dileyerek tamamladı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı