"Gila Benmayor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gila Benmayor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gila Benmayor

Ebediyen Leonard Cohen

SUZANNE ve Marianne tanıştırılmadan iyi tanıdığım kadınlar.<br><br>Yıllar önce Ada’daki evde düzenlenen “Leonard Cohen ayinlerinde” yalnız onlar yoktu elbette.

“Sisters of Mercy”, “Chelsea Hotel” şarkılarındaki kadınlar da bizlerle birlikteydi uzun geceler boyunca.

Bizler/ben, tutkulu hayranları arasında genç yaşlarında ciddi kayıplar vererek bugünlere gelmişken, 74 yaşındaki Leonard Cohen dimdik karşımdaydı Açık Hava’da.

Fötr şapkasıyla, zarif bedenini bir eldiven gibi saran koyu renk takım elbisesiyle.

Yeni yetme delikanlı kıyafetlerinden asla vazgeçmemiş, ebedi gençlik sevdasına kapılmış Mick Jagger’ın aksine yaşını kabullenmiş vakur haliyle.

“I’m Your Man” şarkısında “Senin için yaşlılık maskemi yüzüme geçirdim” dediği gibi o maske yüzündeydi.

Ama nice fırtına atlatmış ruhunda değil.

Ezbere bildiğimiz şarkılarında yine aşk, sevgi, hüzün, kırılganlık, başkaldırı vardı.

Dürbünümle en küçük hareketini izledim o gece Leonard Cohen’in.

Bir insanın hareketleri bu kadar mı ölçülü olur?

Yere diz çökerken, söylediği şarkıya ayak hareketleriyle ritm tutarken, iki eliyle mikrofonu kavrarken.

HER ŞEYİ ŞİMDİ SUNUYORUZ

Açık Hava’daki ikinci gecesinde, üç saat sürecek konserine şu sözlerle başlıyor:

“İstanbul’a büyük bir olasılıkla bir daha gelmeyeceğime göre, sahip olduğumuz en güzel şeyleri, her şeyi bu gece size sunmak istiyoruz.”

“Sunmak” belki hayatının beş yılını geçirdiği Budist Tapınağı’ndan benimsenmiş bir davranış biçimi olsa gerek.

Zarafet, tevazu ve bilgelikle taçlandırılmış.

Leonard Cohen’in konseri abartısız başından sonuna dek bir “sunma seremonisi”ydi.

Şarkılarını, şiirlerini, kendisine eşlik eden olağanüstü müzisyenlere ve biz dinleyicilere şapkasını göğsüne bastırarak “teşekkürlerini” cömertçe sunması hep bu seremoninin bir parçasıydı.

Konserin sonunda seyircisine “Bunca yıl şarkılarımı özenle sakladığınız, bugüne kadar getirdiğiniz için teşekkürler” diyen başka bir sanatçıya rastlamadım ben.

Leonard Cohen’in İstanbul’a neden uğramış olduğunu bilmem hatırlatmam gerekli mi?

Beş yıllık Budist yaşamı sırasında tüm birikimlerini, şarkı haklarını menajerine kaptırıp, beş parasız kalmasına borçluyuz unutulmaz konserini.

5 milyon doları kuş olup uçmuş Cohen’in.

TEOMAN: HASTASIYIM ONUN

“Yine karnım doyuyor, yine başımı sokacak bir yerim yurdum var. Avukatları, davaları saymazsanız eskisinden değişik değil hayatım” demiş bir söyleşisinde.

Ama parasız kalınca hayatın gerçekleri dayatmış ve turne için yollara düşmüş.

Üşenmeden saydım.

İstanbul’dan sonra, İspanya ve Fransa dahil Avrupa’yı ve ABD’yi de kapsayan 35 kadar konseri var 2009 yılı sonuna kadar.

75 yaşına birkaç ay kala bu yoğun tempoya ancak şapka çıkartılır.

Pink Floyd konseri gibi Cohen’i de  kızımla izledim.

“Halleluyah” şarkısına eşlik eden 68 kuşağı, bu kuşağı kıl payı es geçmiş olanlar, orta yaşlılar, yaşlılar, gençler, en gençler o gece hepimiz Açık Hava’daydık.

Usta Leonard Cohen kucaklamıştı hepimizi.

Oturduğum sıranın en başında Eczacıbaşı CEO’su Erdal Karamercan, iki yanımda ise rock müzisyeni Teoman vardı.

Konseri nasıl bulduğunu sordum Teoman’a.

“Leonard Cohen’in hastasıyım” dedi.

Hastasıyız onun ebediyen.

 

X