Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Düzgün insan

    Ayşegül USTA / İSTANBUL
    04.08.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon davasının 214’üncü oturumunda tanık olarak ifadesi alınan eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, “muhtıra” kelimesinin bir toplantıda dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman tarafından dile getirildiğini söyledi.

    İlker Başbuğ için de “Çok düzgün insandır” diyen Özkök’ün ifadesi şöyle gelişti:

    Seminer amacını aşmış

    Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu’nun avukatı Burak Candan’ın 2003’te 1’inci Ordu Komutanlığı’nda yapılan plan seminerini hatırlatarak, “Seminerde darbe planlarının yapıldığı, darbe planının Aytaç Yalman tarafından önlendiği söyleniyor. Bu konudaki bilginiz nedir?” diye sordu. Özkök, şunları söyledi: “Silahlı kuvvetlerde çeşitli durumlara ilişkin Milli Güvenlik Kurulu’nda kararlaştırılan ve hükümet tarafından onaylanan milli strateji belgesinde, harp oyunları, plan seminerleri ve plan tatbikatları vardır. Genelkurmay, her 2 yılda, 1’inci Ordu, 2’nci Ordu, 3’üncü Ordu’ya hangi planların oynanacağını, seminerlerin oynanacağını, ne şekilde oynanacağını ve tarihleri bildirilir. Bu benden önce rutin olarak yayımlanmıştır. Uygulanması gerekir. Ben yoğunluğumdan katılamadım. Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılmasını emrettim. Bu seminer icra edilmiştir. Fakat en tehlikeli senaryo amacını biraz aşkın şekilde oynandığı duyumları kulağıma geldi. Siyasi kişiler ve siyasi olaylar gerçekmiş gibi oynanmış. Ben de Kara Kuvvetleri Komutanı’na incelettim.”

    Genç subaylar rahatsız

    Üye hâkim Sedat Sami Haşıloğlu’nun, “Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan ‘Genç subaylar rahatsız’ başlıklı haberle ilgili olarak iki beyanınız var. ‘Demokrat olmam suç mu? Lanetliyorum.’ ifadeniz geçiyor. Bu konuları biraz daha açar mısınız?” diye sordu. Özkök ise “Demokrat olmam konusu, hükümete bağlı olmam şeklinde algılandı. Bu hep tenkit edildi. Tabii ki bir Genelkurmay Başkanı hükümete bağlıdır, ancak farklı yansıtıldı. O dönem Başbakan’a genç subayların rahatsız olduğunu söylediğim iddia edildi. Ben böyle birşey demedim. Hepimiz tedirgindik. Basın toplantısı yaptım. Darbeyi tasvip etmiyorum. ‘Lafı dahi olmaz’ dedim” diye cevap verdi. Bunun üzerine Haşıloğlu, “Genç subaylar rahatsız manşeti sizde neden bu kadar infial uyandırdı? Tedirginliğiniz neydi?” sorusu üzerine Özkök “Silahlı Kuvvetler üzerinde yarattığı etki ve 27 Mayıs’ta slogan olarak kullanılmış olması” dedi.

    Encümen-i Daniş sorusu

    Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese’nin “Encümen-i Daniş’i duydunuz mu?” diye sorması üzerine Özkök, “Emekli generaller ve büyük bürokratların bir araya gelerek memleket meselelerini konuştukları bir toplantıdır. Çok eski tarihlerden beri yapıldığını biliyorum. İçerisinde çok saygın komutanlar, demokrat görüşlü komutanlar vardır. Bu toplantılara ilişkin rapor düzenlenip Genelkurmay Başkanlığı’na verilip verilmediğini duymadım. Başkanlığımda bana böyle bir rapor verilmedi” dedi.

    Başbuğ’dan istifade ettim

    Davanın tutuklu sanığı Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer’in “İlker Başbuğ’un yasal anlamda hükümete karşı bir tutumunu gördünüz mü?” sorusuna ise Özkök, “Hayır” diye yanıt verdi. Avukat Sezer’in “İki yıl 2’nci başkanlığınızı yapan İlker Başbuğ, görevini ne şekilde yapmıştır?” diye sorması üzerine ise Özkök, “Beni yönlendirmeyen, doğru kararlar vermem için bana bilgiler toplayan, çok düzgün bir insandır. Başkan olarak kendisinden çok istifade ettim” dedi. Avukat Sezer’in, “Zaman zaman astlarınızla fikir ayrılığı yaşadığınızı söylediniz. İlker Başbuğ ile Anayasa ve Yasayla belirtilen demokratik görüş konusunda ve hükümete bakışınızla ilgili fikir ayrılıklarınız oldu mu?” diye sordu. Bu konularda fikir ayrılıkları olmadığını belirten Özkök, zaman zaman başka konularda ayrılıklar yaşadıklarını ve bu ayrılıkları da Başbuğ’a söylediğini anlattı. Mahkeme Başkanı Özese, saat 14.50’de Hilmi Özkök’e tanıklık ifadesinin tamamlandığını belirterek “Tanıklık yaptığınız için teşekkür ederiz” dedi. Özkök ifadesinin ardından duruşma salonundan ayrıldı.

    2. kitabı yazıyor

    Davanın tutuklu sanıkları Hurşit Tolon ve Hasan Iğsız ile duruşma salonuna gelen Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ sanık yakınları tarafından alkışlandı. Bazı sanık yakınları ise “Komutanım seni çok seviyoruz”, “Hepiniz gururumuzsunuz”, “Hepiniz bu memleketin yüzakısınız” diye bağırdı. Başbuğ da kendisini alkışlayanları eli ile selamladı. Bir yakınının “İkinci kitabı ne zaman bitiriyorsunuz?” diye sorması üzerine Başbuğ, eli ile yazıyorum işareti yaptı.

    Yetkisiz Erdoğan’la görüşme için ABD telkini oldu mu

    Davanın  tutuklu sanıklarından İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in avukatı Osman Aydın Şahin, 17 Ocak 2004’te Star Gazetesi’nde Tayyip Erdoğan’ın dönemin ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’e yönelik bir mektubunun haber yapıldığını hatırlatarak, “Burada Hilmi Özkök ile mahrem bir görüşme yapmak istediği belirtiliyor. Recep Tayyip Erdoğan’la hiçbir yetkisi olmadığı halde bir görüşmeniz oldu. Bu görüşmeyi yapmanız için ABD’li bir yetkilinin telkini oldu mu?” diye sordu. Özkök de bu soruyu “Hayır” diye yanıtladı. Avukat Şahin’in, “ABD’ye gittiniz. Heyetten ayrı bir çalışma içerisinde olduğunuz yazıldı. Bu süreçte bu görüşme ile ilgili bir hazırlık çalışması aşaması yaşandı mı?” sorusuna da Özkök, “Hayır” diye yanıt verdi.


    Baskı istedi

    HAŞILOĞLU’nun, 1 Mart tezkeresinin
    geçmesi için hükümete baskı yapmasının istendiğine yönelik haberleri hatırlatması üzerine Özkök, “Evet, Paul Wolfowitz’in (Dönemin ABD Savunma Bakan Yardımcısı) benim baskı yapmamı istedi. Ancak ben baskı yapmadım. Görüşmelerde tezkerenin geçip geçmemesine ilişkin güvenlikle alakalı görüşlerimi söyledim. Baskı yaparak siyasi kararı etkileme yoluna gitmedim. Sadece güvenlik boyutu konusunda Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a bilgi verildi” dedi.

    Seni Genelkurmay Başkanı yapmam

    HAŞILOĞLU’nun, “Hakkınızda karalama kampanyası başlatıldığını söylediniz. Bu kampanya ne zaman başlatıldı?” sorusuna da Özkök, şu yanıtı verdi: “Kara Kuvvetleri Komutanlığı yaptığım döneme kadar sicili tertemiz bir subaydım. Ancak Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Genelkurmay Başkanlığı’na geçiş sürecimde bazı sıkıntılar yaşadım. Kıvrıkoğlu tarafından sevilirdim. Beni Genelkurmay 2’nci Başkanı yaparak karargaha, yanına aldı. Ancak Genelkurmay Başkanlığı’na geçişim sırasında ise irtica ile mücadele konusunda iyi çalışamayacağımı düşünüyordu. Beni Genelkurmay Başkanı yapmayacağını söyledi. Ben de kendisinin takdiri olduğunu söyledim.”
    - Haşıloğlu’nun, “Gazetelerin sizi yıpratma kampanyasından söz ettiniz. Örnek verir misiniz?” sorusu üzerine Özkök, Cumhuriyet Gazetesi’nde kendisiyle ilgili çıkan bir haberi anlatarak, “Askeri okulu Bursa’da Işıklar Askeri Lisesi’nde okudum. Ancak gazetede, Kuleli Askeri Lisesi’nde okuduğum dönemlerde, Cuma namazına gittiğim haberi çıktı. Hakkımda zaman zaman gazetelerde, internet sitelerinde haberler yayınlandı. Bunlar beni baskı altına aldı. Yanlış yazılar ve yorumlarla görev yapmam beni menfi olarak yıprattı” diye konuştu.
    - Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu’nun, “Genelkurmay Başkanı olma sürecinizde teamül dışı bir olay oldu mu?” diye sorması üzerine Özkök, atanmasının askeri teamüllere göre olduğunu söyledi. Özkök, “Ecevit hükümeti döneminde Genelkurmay Başkanı oldum. Benim bir yerden gelip de birisi tarafından savunulduğum düşüncesi yanlıştır’’ dedi. Özkök, Genelkurmay Başkanlığı sırasında sivil ve askeri taraftan istifanızı sağlama yönünde doğrudan ya da dolaylı bir etki olmadığını ifade ederek, “Basında hakkımda çıkanlardan dolayı acaba beni istifaya zorluyorlar mı?’’ diye aklından geçirdiğini söyledi.
    Sitem ettim
    Haşıloğlu’nun, davanın tutuklu sanığı CHP Milletvekili gazeteci Mustafa Balbay’ın, Özkök ile ilgili bir yazısında 18 yıl yurt dışında bulunan biri olarak Türkiye gerçeklerine yabancı olduğu konusundaki yazısını hatırlatması üzerine Özkök, “Kendisine ‘Bu konuyu düzelt’ dediğimi hatırlamıyorum. Ama emekli olduktan sonra kendisine sitem ettim” dedi.

    Bana televizyonda ‘salak’ dedi

    ÜYE hâkim Haşıloğlu’nun, “Ayışığı ve Yakamoz” belgeleri ile ilgili inceleme yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine Özkök, dönemin adli müşaviri Sadi Çaycı’ya bilgisayarların inceletilmesi fikrini söylediğini, onun da “Girmeseniz iyi olur” dediğini belirtti. “Tuncay Özkan ve Kemal Yavuz’un yaptığı televizyon programında sizinle ve komutanlığınızla ilgili yıpratıcı yayınlar yapıldı mı?” sorusu üzerine Özkök, “Evet. Aleyhime ve haksız yayınlar oldu. Bana haksız ithamlarda bulunmuştur. Hatta televizyonda bana salak demiştir (Tuncay Özkan). Ağzından kaçmıştır diye nitelendirdim’’ dedi. Bunun üzerine Tuncay Özkan söz alarak kendisinin bir Genelkurmay Başkanına böyle bir söz söylemeyeceğini belirterek, bu konuda yargılandığını ve beraat ettiğini söyledi. Özkan, programa ilişkin kasedi deşifre eden subayların yanlış yazdığını kaydetti.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı