Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

Düzenli kontrol neden önemli

07 Ağustos 2011

TÜRK Kardiyoloji Derneği’nin verilerine göre kalp-damar hastalıklarında durumumuz hiç de parlak değil. Kalpten ölenlerin en çok olduğu ülkelerden biriyiz. Her yıl yaklaşık 200.000 insanımız kalp-damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Eğer önlem almazsak bu rakam birkaç yıl içinde 300.000’e ulaşacak. Türk Nefroloji Derneği’nden yapılan açıklamalarda, yetişkin yaştaki her üç insanımızdan birinin hipertansiyonlu olduğu belirtiliyor. Hipertansiyon, kalbimizi, böbreğimizi, beynimizi tehdit ediyor ama biz farkında bile değiliz! Türk Diyabet Derneği ve farklı üniversitelerde yapılan çalışmalar gösteriyor ki on vatandaşımızdan birinde orta yaş diyabeti yani şeker hastalığı var ama çoğu bilmiyor. Oysa kan şekerinin sadece yemeklerden sonra yükselmesi bile damarlarımızın canına okuyabiliyor. Yüksek şeker gizli gizli kalbimizi, gözümüzü, beynimizi, böbreğimizi hasta ediyor.
Kanserlerde de durum böyle. Kanser vakaları her yıl neredeyse katlanarak artıyor. Teşhis ileri evrelerde konulabiliyor. Mesela, yaşı kırkı, elliyi geçmiş bir kadında meme kanseri uzun bir süre fark edilemiyor. Bu olasılık annesi, teyzesi, kız kardeşi meme kanseri olan, kilosu fazla, özellikle bel çevresi çok genişleyen, menopoz sorunlarını hafifletmek için hormon kullanan kadınlarda daha da artıyor. Oysa dikkatli bir mamografik inceleme yapılabilse, meme kanseri çok erken bir dönemde teşhis edilebiliyor. İsterseniz biraz daha dramatik örneklere geçelim!
AH KALBİM AH!
Keyifli bir yaz akşamı sonrasında, sıcak ve nemli bir yaz gecesinin tam da ortasında göğsünüzün orta yerinde, ağırlığı neredeyse tonlarca bir ağrı ile uyandınız! Nefes almakta güçlük çekiyor, göğsünüzdeki o müthiş ağırlığın kısa bir süre sonra dayanılmaz bir tatsızlığa dönüştüğünü hissetmeye başlıyorsunuz. Önce “Geçer şimdi, basit bir şeydir!” deyip eşinizi uyandırmayı bile düşünmüyorsunuz. Kısa bir süre sonra yatakta otururken bile başınız dönmeye, gözünüz kararmaya, içiniz bunalmaya başlıyor. Terlemeniz adeta boncuklaşıyor! Önlenemez bir bulantı midenizin tam da orta yerinde canınızı iyice sıkmaya başlıyor. Ağrının sol çenenize, kolunuza, omuza ve kürek bölgenize yayıldığını hissetmeye başlıyorsunuz. Aklınız yavaş yavaş yerine geliyor ve bir “kalp krizi” geçirdiğinizin nihayet farkına varıyorsunuz. Sonrası malum; ambulans sesleri, acil servisler, yoğun bakımlar, anjiyo ve bypass operasyonu...
İFLAS EDEN BÖBREKLER
Kafanızı biraz daha karıştıracak, size Ayşe hanımın öyküsünü de anlatacağım. Ayşe Hanım uzun süredir zaman zaman ense köküne musallat olan ağrıdan şikâyetçidir. Ağrı ciddi veya şiddetli, can sıkıcı bir ağrı değildir. Oldukça seyrek ortaya çıkmakta, basit ağrı kesicilerle de geçivermektedir. Bir süre sonra cildinin kurumaya, nefesinin sıklaşmaya, saçlarının kırılıp dökülmeye de başladığını fark eder Ayşe hanım. Zaman zaman tekrarlayan kalp çarpıntılarına da herhangi bir anlam veremez. Bir yakını “Bu ara çok soluk görünüyorsun. Hasta falan değilsindir inşallah!” deyince aynaya daha bir dikkatle bakmaya başlar. Gerçekten de  ciddi biçimde “sararıp, solduğunu” fark eder. Üstelik o hafif baş ağrıları son zamanlarda daha bir şiddetlenip sıklaşmış, iştahı kaçmış, birkaç merdivende ortaya çıkan kalp çarpıntıları, nefes darlıkları canını sıkmaya başlamıştır. “Bir doktora görünmem lazım” diye düşünür ve komşusundan aldığı tavsiyeyle bir iç hastalıkları uzmanını kapısını çalar. Muayene ve incelemelerin sonucu açıklarken doktorunun yüzü pek de hoş değildir. Ayşe hanıma “kronik nefrit” –uzun süredir devam eden böbrek iltihabı- ve buna bağlı kronik böbrek yetmezliği teşhisi konmuştur. Baş ağrıları hipertansiyondan, neredeyse yarı yarıya düşen hemoglobin ve 3-4 katına çıkan kreatinin artışı böbreklerinin iflas etmesinden kaynaklanmaktadır.
HEPSİ ‘ÖNLENEBİLİR’
Ne kalp krizi geçiren iş adamı Mehmet Bey, ne ilerlemiş kolon kanseri nedeniyle tedavi altına alınan emekli memur Ali Bey, ne de kronik nefrite yakalanan ev kadını Ayşe Hanım bu sorunları hiç yaşamayabilirler ya da daha hafif atlatabilirlerdi. Her üçünün de hastalığı eğer erken dönemde teşhis edilebilseydi tedavileri yapılabilecekti.  Hatta daha yolun başında harekete geçselerdi, akılcı bir sağlık riski yönetimi,  sorunu yönetip bunları önlemeleri bile mümkündü. Yaygın bir uygulama haline gelen ve “sağlık check-up’ı” olarak bilinen “tarama amaçlı sağlık kontrolleri”nin işte bu nedenle çok ama çok önemli faydaları var.

KANSERE GİDEN YOL!

Bu da Ali Bey’in hikâyesi...
Giderek artan halsizlik ve bitkinlik, eskiye oranla daha çabuk yorulma, 3-5 adım atınca nefes nefese kalıverme şikayetlerini neredeyse 5-6 aydır ciddiye almayan Ali Bey, son aylarda başlayan kilo kaybının giderek ciddi bir soruna dönüştüğünü düşünmeye başlar. Bir sabah karnının ağrıdığını, şiştiğini, tuvalete gitmesinin imkânsız hale geldiğini fark edince soluğu doktorda alır. Muayeneydi, ultrason tetkikleriydi, endoskopiydi derken durum nihayet anlaşılır: Ali Bey “kolon kanseri”dir. Üstelik de tümör artık bağırsaklarını tamamen tıkayacak boyutlara ulaşmış, tümörden kopan parçalar –maalesef- karaciğerine çoktan sıçramıştır.

Kilit kelime: Erken teşhis

BU kontrolleri zamanında, deneyimli merkezlerde, size özel planlanmış şekilde ve düzenli yaptırabilirseniz hastalıkları çok erken dönemde teşhis etmek mümkün olabiliyor. Daha da önemlisi bu taramalarla hastalık yapma temayülü olan risk faktörleriniz belirlenip ortadan kalkabiliyor. En azından bazı ilaçlar kullanarak ve/veya yaşam tarzında bazı değişimler yaparak “yönetilebilir, kontrol altında tutulabilir, yavaşlatılabilir, etkisi azaltılabilir sağlık riskleri” haline getirilebiliyor.

GENETİK CHECK-UP

MODERN tıptaki gelişmeler, hastalıkların çoğunu daha hücresel düzeyde teşhis edebildiği, sağlık risklerini ise neredeyse genetik kodlanma döneminde ortaya koyabildiği için check-up konusu önümüzdeki dönemde daha da önemli hale gelecek. Bütün mesele bu testlerin uygun zamanlarda, güvenilir yerlerde, güvenilir uzmanlarca yapılması, yorumlanması ve önlemlerin kişilere dikkatle aktarılması. Bu tavsiyeleri doğru ve kalıcı bir şekilde uygulayabilenlerin sağlıklı kalma ve sağlam olma şanslarının daha yüksek olduğundan en ufak bir kuşkunuz olmasın.

Yazarlar Ana Sayfa
HaberlerGalatasarayFenerbahçeacun ılıcalıTürkiyesurvivor 2016ABDAlmanya