"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Düzeltmenin devam etmesi beklenebilir

BUGÜN piyasaları heyecanlı bir açılış bekliyor.

Dün Brüksel’den çıkan kararların paniği önleyip önlemeyeceğini bu sabahtan itibaren görmeye başlayacağız. 

Piyasalar belli ki Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) aynen ABD Merkez Bankası FED’in krizde yaptıklarını yapıp, piyasaları rahatlatmasını bekliyor. Yani hem döviz alışverişini ucuzlatıp kolaylaştırmasını, hem piyasaya düşük faizle fazla likidite vermesini, hem de Avrupa bankalarının elindeki tahvilleri satın alıp bu bankaları rahatlatmasını bekliyorlar. ECB’nin bunların tümünü birden, böyle bir dönemde yapabileceğini pek tahmin etmiyorum. 

Ancak daha makro açıdan bakarsanız Yunanistan krizinin aslında, “krizden sonra abartılı yükselen küresel piyasalarda yaşanması gereken bir düzeltme” olduğunu da görebiliriz. 
 

Mali piyasalar hızla yükselirken, bu köşeden de, reel sektördeki düzeltme ile mali sektör düzeltmesi arasındaki farkın çok açıldığına, sonunda bir düzeltme olup, farkların birbirine yaklaşması gerekeceğine hep dikkat çekmiştik. Çünkü yaşanan denge, istikrarlı ve sürdürülebilir bir denge olmaktan çıkmıştı.  
 

Düzeltme küresel ekonominin zayıf karnı olan Avrupa’dan, Avrupa’nın da zayıf karnı olan Yunanistan’dan geldi. Ancak Yunanistan krizinin açıka çıkardığı şey, Avrupa’da bu ülke kadar olmasa da, zayıf durumda ülke sayısının epey fazla olduğu, İspanya, İtalya gibi büyük ülkelerin de etkilenebileceği hatta İngiltere gibi bir de siyasi krizle uğraşan ülkelerin zora girebileceği gerçeğiydi. Bu gerçek hâlâ ortada ve haklı olarak herkesi korkutuyor.  

Bugün piyasaların nasıl açılacağı belli olmaz. Brüksel’den gelen haberi yeniden çıkış için kullanmak isteyenler olabilir yani piyasalar bugün-yarın biraz toparlanabilir. Ancak birkaç gün sonra yeniden aşağı doğru iniş olursa, kimse için sürpriz olmamalı. Çünkü belli ki yaşanan düzeltme yeterli değil ve bir miktar daha düzeltmenin devam etmesi gerekiyor.

Bilindiği gibi krizle birlikte, daha önceki 7 yılda sürekli şişirilen balonun yeterince sönüp sönmediğini tartışıyorduk. Ancak bu tartışmaların sürdüğü sırada küresel ekonomiler, daha doğrusu mali piyasalar yeniden balonu üflemeye başladılar. Yeniden hızla şişirilen balon şimdi sönmeye başladı ve bu kez nerede duracağı belli değil. Yani zaten tartışmalı baz üzerine yaşanan hızlı çıkış dengeleniyor ve düzeltmenin ne kadar sürüp, hangi oranda gerçekleşeceği bu nedenle belirsiz. Bukadarla yetin ilemeyeceği ise bence açık.

TÜRKİYE EN ÇOK ETKİLENENLER ARASINDA

Başından beri Yunanistan krizinin Türkiye ekonomisini ciddi ölçüde etkileyeceğini düşünüyordum ve geçen hafta sonundaki rakamlar bunu teyid etti. Geçtiğimz cuma günü İMKB yüzde 5 değer kaybetti. Kriz için adı geçen ülkelerde bile bu ölçüde bir düşüş yaşanmadı.

Onun da ötesinde “büyük umut” olarak sunulan halka arzlar tehlikeye gidi.

Enflasyondan sonra faizlerin de çift haneye çıkmasını bekliyorduk ama bu kriz faizdeki artış hızını çok artırdı ve geçen hafta faizler yüzde 10’un üzerine çıktı. Yani bir haftada faizlerdeki artış hızı ortalama yüzde 10’u buldu. Faizleri bu ölçüde artan ülke sayısı herhalde çok azdır.

Euro dolar karşı sürekli değer kaybetti ama bizde hem dolar hem de Euro hızla yükseldi yani TL ikisine karşı da değer kaybetti. Dolar kuru 1.40’lardan 1.60’lara kadar yükseldi.

Bazı ekonomiyle ilgili bakanların çıkıp hâlâ, bizim bu krizden çok az etkileneceğimizi hatta hiç etkilenmeyeceğimizi söylemelerine şaşırmamak mümkün değil. Hesap ortada.

Bizim için en tehlikelisi ise zaten bir türlü açılamayan Avrupa pazarına ihracatımızın durması, ithalatın bir süre daha tam gaz devam edip cari açığın aşırı büyüm esi, bunun yaratacağı kur etkisi ile tüketicinin etkilenmesi. Nihayet canlanmaya başlayan üretimin, duran dış talebin yanında iç talebin de etkilenmesiyle yeniden durması, zaten hassas giden dengeleri iyice bozar.

Bir şey yapmadan dış etkilerle yaşadığımız iyileşme, aynı dış etkilerle bu kez tam tersine bir trend izliyor. Bundan doğal ne olabilir ki?

 

 

 

X