Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Duyum değil, bilgi ve gözlem

İsmet SOLAK

Başkentte siyasi trafik tüm hızıyla sürüyor. MGK gündeminde Fethullah Gülen vardı. Geçen gün bu cemaatle ilgili bazı rakamlar aktarmıştım. Rapordan almıştım. 350 trilyonluk yatırımları var. Balkanlar'dan Kafkaslar'a, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nden Kuzey Afrika ve hatta Uzakdoğa'ya kadar pek çok ülkede lise, yüksek okul ve üniversiteler kurdular. Kuşku duymamak mümkün değil. Bazılarını bizzat gezip dolaştım.

Moğolistan'ın Başkenti Ulan Batur'daki Ticaret Lisesi ile yüksek okulu Nezih Demirkent, Rahmi Turan ve Yavuz Donat ile gezmiştik. Nezih Ağabey dayanamamış, ‘‘Bu değirmenin suyu nereden geliyor arkadaş?’’ diye sormuştu.

DTP lideri Hüsamettin Cindoruk ise geçen gün başka bir olay aktardı:

‘‘On gün önce Moğolistan Cumhurbaşkanı buradaydı. Eskiden Meclis Başkanı idi, tanışırız. Bana, kendi oğlunun bu okulda okuduğunu söyledi.’’

Türkmenistan'da da bu okulları dolaştım. Üst düzey devlet yöneticileri, bu okullara çocuklarını vermek için sıraya girmişlerdi. Azerbaycan'da hem sıkı denetim var, hem kaliteli eğitim verdikleri için maddi durumu iyi olanların çocukları bu okulları tercih ediyor. Özbekistan ve Tacikistan daha duyarlı ülkeler. Çünkü, İran ve Afganistan ile sınırları var. İki ülke de kendi rejimlerini ihraç etmek çırpınıyor. Başbakan Yardımcısı Ecevit, sanıyorum bu yüzden, ‘‘Onlar olmasaydı, bu Türk Cumhuriyetleri'nde daha radikal akımların etkisi artardı’’ demek istiyor.

TBMM eski Başkanı Kalemli ile Kırgızistan'a gitmiştik. Bu okulları sıkı denetime aldıklarını anlattılar. Müfettişler eğitimin bilim ve fenne göre yürütüldüğü yolunda Cumhurbaşkanı Askar Akayev'e rapor vermişler. Akayev, akademik kariyeri olan bilim adamıdır. Kazakistan'da yeni açılan bir okulu gezerken, erkeklerin yatakhane bölümünde, bizi gezdiren genç adam, ‘‘Neden tuvaletlerde pisuvar yok?’’ sorumuzdan sonra telaşlanmıştı. O okula parasal desteği sağlayan bir genç işadamı, ‘‘Ne önemi var? Peygamberimizin sünnetinde de yoktur’’ demişti.

‘‘Gülen için duyumlara göre yazıyorsun’’ diye eleştirenler oldu. Ben Gülen ile 1995 yılında bir davet üzerine aynı büroda başka gazetecilerle bulundum. Orada bir generali suçlamıştı. Ve iki kez üst üste Ahmet Çörekçi Paşa'ya kastettiğini yazmıştım. Benimki duyuma değil, bilgi ve gözlemlere dayanıyor. RP ile demokrasiye rağmen şariat devleti isteğini görüp yaşadık. Bu cemaatten kuşku duymamız da normal. Demokrasi ile uzlaşmış gibi görünüp kendini saklayarak aynı hedefi seçmediğini nereden bileceğiz?

BİR DOSTU YİTİRDİM

Prof. Muzaffer Evirgen'i de yitirdik. Çok gençti... Henüz 49 yaşındaydı.

Yakın dostumdu. Aynı topraklarda serpilip büyüdüğümüz için olmalı, ne zaman karşılaşsak selam vermeden gülüşmeye başlardık. Bu, Trakya şivesiyle yapılacak koyu sohbetin habercisiydi. Benim klasik yanıtlarıma kahkahalarla gülerken midesine kramp girerdi. Muzaffer gitti. Küçük cümlelerden bu keyfi alan başka kim vardır? Eşi Nihal Öğretmen de bitikti. Yıldız İlkokulu'nda 11 yıl eşimle ve büyük bir coşkuyla çalışmışlardı.

Muzaffer'i, Tekirdağ'a uğurladık. DSP Tekirdağ milletvekili Fevzi Aytekin dışında siyasetçi yoktu. Çok garipsedim. Ülkenin ilk Çevre Genel Müdürü; bu kurumu bakanlık haline getirmek için uğraşıp didinen bir bilim adamının cenazesine eski-yeni Çevre Bakanları saygı göstermeliydi.

Olsun, o hep o güzel haliyle bende kalacak...













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI