Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Duy bizi ey gazi hünkár

<B>MAŞALLAH,</B> bir krizi atlatıyoruz ve öbürü başlıyor! Ancak krizsiz bir hafta geçmiyor. Türkiye'yi yönetenler, her şeyin <B>bıçak sırtında </B>olduğunu, dengelerin her an <B>altüst </B>olabileceğini henüz keşfedemediler. Bu yüzden aralarında hırgür çıkıyor, <B>küçük oy hesapları </B>uğruna <B>65 milyon </B>insanımızı zorluyorlar.

Dün Telekom krizine çözüm bulundu!

İşin başındaki kişi, görevlerinden birinden alınacak. Ya genel müdür, ya da yönetim kurulu başkanı olarak kalacak. Yönetim kurulunu 7'den 9'a çıkaracaklar ve çok büyük olasılıkla, buraya Kemal Derviş'in istediği 2 kişiyi daha getirecekler. Yani IMF'ye böylece hoşgörünmüş olacaklar!

Sayın hükümetimizden benim bir vatandaş olarak istirhamım, bu isimleri önceden IMF'ye bildirip onay alsınlar ki, sonradan hiç kimse yeniden su koyuvermesin.

Telekom sorunu böylece, IMF'nin istediği biçimde çözülmüş olsun!

Ne günlere kaldık ey gazi hünkár!..

***

Peki ama abicim, ya bütün bu çabalarımıza karşın IMF yine sert çıkarsa!.. Ve 1.5 milyar dolarlık kredi dilimini -başka bahanelerle- yine serbest bırakmazsa!..

Örneğin ‘‘Hele şu tütün yasasını da bir görelim’’ derse!.. O zaman Meclis'i toplantıya çağırıp yasayı yeniden geçiririz. Ama ondan sonra da ‘‘kamu bankalarının durumu’’ derse, ‘‘dış borçlar’’ derse, başka bahaneleri gündeme getirirse!..

Bizim 1.5 milyar doların üstüne yatmaya yine kalkışırsa?

İşte o zaman, yandı gülüm keten helva.

Bunların olmayacağını bilsek, vallahi bir değil, bin Telekom feda olsun!

Ne günlere kaldık ey gazi hünkár!..

***

Belli ki bilmecenin çözümünü, Kemal Derviş son ABD gezisinde sağladı. Büyük olasılıkla IMF'ye şöyle dedi:

‘‘Bakın kardeşler, derdiniz Telekom ise biz bunu çözeriz. Genel müdürü yönetim kurulu başkanlığından alırız. Ayrıca yönetim kuruluna iki kişi daha sokarız. Bunları ben seçerim, sizin istediğiniz türde adamlar olur.’’

Burada ‘‘büyük olasılıkla böyle dedi’’ diyorum, çünkü elimde kanıt yok. Ama dünkü gelişmeler bu güvenceyi verdiğini gösteriyor.

Fakat sevgili okuyucularım, böyle durumlarda herkesin fevkalade serinkanlı olması gerekiyor. Üzülecek bir şey yok!

En iyisi, Mesut Yılmaz gibi yapacaksınız. Ülkenin en kritik günlerinde Bodrum'a gidip orada güzel bir tatil geçireceksiniz.

Dolar yükselmiş, borsa bilmem ne olmuş, hadise bu hafta çözülmezse kapıda yeni bir kriz varmış, bunları hiç düşünmeyeceksiniz. Bodrum koylarında botunuza atlayıp tur atacaksınız, kafayı biraz boşaltacaksınız. Nasılsa Ankara'da birileri nöbetçi olarak bulunuyor.

Rahat olacaksınız. İşte o zaman kriz sizi etkilemez. Onu sıradan vatandaş düşünsün.

Muharrem Sarıkaya, IMF'nin Ecevit'e yazdığı mektubu yakalamış. Adamlar diyor ki ‘‘Her vatandaşınızın cebine 300 dolar koyduk’’. Peşin parayı cebinde gören vatandaş göbek atıyor!

Ne günlere kaldık ey gazi hünkár!

***

Muhalefet partisi misiniz, o takdirde ülkenin daha da kötüye gitmesi için elinizden geleni yapacaksınız. Hatta batarsa bundan mutluluk duyacaksınız.

Tansu Hanım gibi Ankara'da esnafı gezip ‘‘Aman haaa, oyunuzu bana verin’’ diyeceksiniz.

Fakat esnafın arasına da ‘‘bozguncular’’ sızmış.

Bazı patavatsızlar ‘‘Biz seni de gördük hanımefendi. Bizi 5 Nisan 1994 kararlarıyla, yaptığın devalüasyonla mahveden sen değil miydin’’ demişler, hanımefediyi zor durumda bırakıp ayıp etmişler!

Kimler ülkenin kurtarılmasına talip oluyor, kimler!

Ne günlere kaldık ey gazi hünkár!

***

Başbakanımız dünkü gelişmelerden sonra ne diyor?

‘‘Biz Telekom konusunda gerekeni yaptık. Bundan sonra aynı duyarlığı IMF'nin de göstermesini bekliyoruz...’’

Peki ama abicim, adamlar bizim babamızın oğlu değil ki!

Ya ‘‘aynı duyarlığı’’ göstermezlerse ne yapacağız?

Ya başka şeyler isterlerse ne diyeceğiz?

Ama Allah var, adamlar bazı konularda haklı. Örneğin diyorlar ki ‘‘Bu işi sadece bizim verdiğimiz kredilerle yürütemezsiniz. Siz de bir şeyler yapmak zorundasınız. Güven sağlamanız gerekir’’.

İşte burada doğruyu söylüyorlar. Türkiye'nin en büyük sorunu, güvensizlik. Hiç kimse önünü görmüyor, bu hükümete güven duymuyor.

Ama bunlar gitse, yerine kim gelecek?

Umut bağladığımız hiçbir parti, hiçbir siyasetçi yok.

Sıkıntımız burada yatıyor. Türkiye'nin en büyük sıkıntısı bu.

İşte bu yüzden, Osmanlı şairinin dizeleri hep kulaklarımda çınlıyor:

‘‘Ne günlere kaldık ey gazi hünkár

Katır mühürdar oldu, eşek defterdar.’’

Duy bizi ey gazi hünkár, duy bizi, değişen bir şey yok. Kucağa bir düştük, bir türlü kalkamıyoruz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI