Duvarlar yıkılıyor duvarlar dikiliyor

Ahmet KÜLAHÇI
20.07.2015 - 11:39 | Son Güncelleme: 20.07.2015 - 11:48

FEDERAL Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, geçen hafta Küba’ya resmi bir ziyarette bulundu.

Anayasa’nın kabulüyle 23 Mayıs 1949 tarihinde kurulan Almanya Federal Cumhuriyeti’nden, 1902 yılında bağımsızlığına kavuşan ve 1959 yılındaki devrimle ‘sosyalist sisteme’ geçen Küba’ya yüksek düzeyde hiçbir resmi ziyaret olmamıştı şimdiye kadar.

Tabii ‘Sosyalist kardeş’ olarak bilinen ve DDR kısa adıyla tanınan Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin eski Başkanı Erich Honecker de, DDR Dışişleri Bakanları da çok sıkı politik ve diplomatik ilişkileri olan Küba’yı ziyaret etmişlerdi.

Ama iki Almanya birleştikten bu yana olduğu gibi, önceleri de hiçbir Federal Almanya Cumhurbaşkanı da, başbakanı da, dışişleri bakanı da Küba’ya ayak basmamıştı.

İşte Steinmeier’in bu ziyareti bir ilkti. Bu yüzden de ‘tarihi bir ziyaret’.
¡¡¡

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), mayıs ayında Küba’yı ‘terörü destekleyen ülkeler’ listesinden çıkarması sayesinde gerçekleşen bu ‘tarihi ziyaret’ sırasında, Almanya ile Küba arasında hem ekonomik hem de kültürel alanda işbirliği içeren bazı anlaşmalar imzalandı.

Alman Dışişleri Bakanı, “Küba ile dünyanın çeşitli ülkeleri arasında yeni bir kapı açıldı. Bu kapıyı açık tutmaya özen göstermeliyiz. Hatta bu kapının daha çok açılması için çaba göstermeliyiz” diyerek, Küba’da başlatılan reform sürecinin desteklenmesini istedi.

Evet, bu ziyaretle birlikte Küba ile Almanya arasında ‘yeni bir dönem’ başlatılması startı verildi.

Yani bir yerde ‘duvarlar yıkıldı’. Ancak son dönemlerde Avrupa’da ‘yeni duvarlar’ örülmesi için girişimde bulunan bazı politikacılar da boy göstermeye başladı.

Dönemin Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov’un ‘Perestroyka’ (Yeniden yapılanma) ve ‘Glasnost’ (Saydamlık) politikası sayesinde 1989 yılında devrilen ‘utanç duvarları’nın yeniden örülmesini isteyen bazı politikacılar ortaya çıktı.

Hem de ‘Demir Perde’nin yırtılmasında etkin rol oynayan Macaristan’da. 1989’lu yılların başlarındaydı. Dönemin Macaristan hükümeti, Avusturya ile olan sınırlarındaki 270 kilometre uzunluğunda ve 4 metre yükseliğindeki ‘dikenli telden duvarların’ sökülüp, gözetleme kulelerinin kaldılırmasını karara bağladı.

Macaristan Dışişleri Bakanı Gyula Horn ile Avusturya Dışişleri Bakanı Alois Mock, 27 Haziran’da düzenlenen sembolik bir açılış töreni ile ‘Demir Perde’yi resmen deldiler. Dönemin Doğu Almanya televizyon ve radyoları bu haberleri görmezden, duymazdan geldiği halde ‘özgürlüğe susamış’ Doğu Almanlar, başka kanallardan duydukları bu haber üzerine Macaristan üzerinden Avusturya’ya geçmek için yollara düştüler.

Hatta sınır bölgesinde düzenlenen bir ‘Pan Avrupa Pikniği’ etkinliğine katılan binden fazla Doğu Almanya vatandaşı evlerine geri dönmeyip Avusturya’ya geçti.

11 Eylül 1989 tarihinde Macirastan-Avusturya sınırı tamamen açılınca, buraya akın eden Doğu Almanların sayısı birkaç günde onbinlere ulaştı.

Doğu Almanya hükümeti, bazı önlemler alsa da başarılı olamadı ve 9 Kasım 1989 tarihinde ‘Utanç Duvarı’ çöktü.

İşte Macaristan’ın katkısıyla çöken bu duvarları Macaristan hükümeti yeniden örmek istiyor.

Sırbistan üzerinden ülkeye giren sığınmacı sayısının artmasını bahane eden Macaristan Başbakanı Viktor Urban, iki ülke arasına 175 km. uzunluğunda ‘duvar örülmesi’ için harekete geçti bile.

Viktor Urban’ın planlarına göre, cezaevlerindeki tutuklular dikenli telleri örecek, askerler de monte edecekler.
¡¡¡

Evet, Avrupa’nın göbeğinde ‘yeni duvarlar’ inşa edilmek istenmektedir.

Resmi verilere göre 2013 yılında Maciristan’a 2 bin civarında sığınmacı girmiştir Sırbistan üzerinden.

Bu rakam, 2014 yılında 43 bine yükselmiştir.

Bu yılın ilk yarısına kadar da 50 bin civarında sığınmacı girmiştir Macaristan’a.

Ancak zaten bu insanların çoğu Macaristan’da kalma niyetinde değildir.

Kaldı ki, ‘yeni duvarlar’ da ‘eski duvarlar’ da sığınmacı akınını engelleyemeyecektir.

Bunu, Viktor Urban da Avrupalı diğer politikacılar da bal gibi bilmektedir. Avrupa’nın göbeğine ‘yeni duvarlar’ örmek yerine, insanları ülkelerini terk etmeye zorlayan neden ve sorunların çözümüne daha fazla kafa yormak, yıllardır süre gelen savaşların bitirilmesi için daha fazla çaba göstermek hem daha insani hem de daha yararlı olmaz mı?



    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı