Düşük kur yüksek faiz (1)

Hürriyet Haber
28.10.2003 - 00:00 | Son Güncelleme: 28.10.2003 - 00:01

FAİZLERİN düşük, kurların yüksek olmasını ekonomik büyümenin anahtarı olarak gören iktisatçı sayısı oldukça fazladır. İlk duyulduğunda, bu formül kulağa da çok hoş gelir.Düşük faizlerle kredi ucuzlayacak, yatırımlar ve üretim artacaktır. Yüksek döviz kurlarıyla ithalat pahalılaşacak, döviz açığı yaratılmayacak ya da kontrol altında kalacak ve yerli üretim satışlarını artıracak bir ortam bulacaktır. İki taşla üç-beş kuş vurulabilecektir.Bu görüşün en büyük savunucularından biri de kendisine ve iktisadi görüşlerine büyük saygı duyduğum, Vahap Munyar izin verdiğinde sayfa komşum olan Ege Cansen'dir. Ege Bey'e göre, düşük kur-yüksek faiz politikası yabancı sermayeyi davet etmek için uygulanır, ama kötülerin en kötüsü bir para politikasıdır. Gazetenin bir sayfasında, bir iktisatçı belli bir görüşü savunurken, bir diğer sayfasında bir başkasının tam tersini yazması konuyu ilginç yapmaktadır.Gündeme getirilen konu iktisadi açıdan çok önemlidir. Önemli olduğu için de, o haksız, ben haklıyım demeden, Türkiye ekonomisinin bazı dinamiklerini, bu arada kendi görüşlerimi tartışmak istiyorum. Bu denli önemli bir konunun tartışmasını bir gazete makalesine sığdırmak olanaksız. Yazılarım birkaç gün devam edecek.PARA POLİTİKASIÖnce bir tespit yapalım. Türkiye'de para politikası aktif değil, pasif bir politikadır. Ekonomide yaratılan pislikleri temizlemek için kullanılır. Belki, ancak son bir yıldır yarı aktif bir para politikası uygulandığı iddia edilebilir.En geniş tanımıyla, para politikası fiyat istikrarını sağlamak ve kollamak amacıyla piyasadaki para miktarını kontrol etmeyi hedefleyen bir araçtır. Son dönem de dahil olmak üzere, Türkiye'de para politikası hiçbir zaman bu tanıma uygun olarak yürütülememiştir. Çünkü, içinde yaşanan iktisadi ortam hiçbir zaman Merkez Bankası'nın kendi bilançosuyla piyasadaki para miktarı arasında anlamlı bir ilişkinin kurulmasına izin vermemiştir.Türkiye'de ekonomik birimlerin cebinde 4 milyar dolar kadar Türk Lirası banknotları varken 7-10 milyar dolar arası yabancı banknotlar vardır. Türk Lirası mevduatları, repolar dahil, 56 milyar dolar civarındayken, Türkiye'de oturanların döviz mevduatları 46 milyar dolardır. Bu şartlarda, bırakın para politikasının doğru ya da yanlış olduğundan, etkin bir para politikasının varlığından dahi söz etmek güçtür.Dolayısıyla, para politikası adı verebileceğimiz Merkez Bankası'nın mali piyasalardaki faaliyetleri çoğu zaman etken değil, edilgendir. Olayların arkasından koşmaktadır. Para politikası, diğer ekonomik olaylara liderlik etmez, diğer ekonomik olayların ya da politikaların takipçisi durumundadır. Otuz yıldır yüksek enflasyonla yaşamış olmamızın arkasında da bu gerçek yatmaktadır.PİSLİĞİ KOKUTMAMAKEkonomide pislikler yaratılır, etrafın kokmasının önlenmesi için Merkez Bankası göreve çağırılır. Etrafın pislenmemesi için Merkez Bankası hiçbir zaman koruyucu konuma gelememiştir. Pislikten etrafın kokmaması için çabalarken Merkez Bankası'nın ellerinin ve kollarının bağlandığı durumlarda da hatırladığımız ekonomik krizler çıkmıştır. Yani, pisliklerin etrafı kokutmaması önlenememiştir.Yüksek faiz-düşük kur senaryosu bilinçli bir para politikasının ürünü değil, var olan ekonomik dengeler içinde etrafı kokutmamak için kendiliğinden oluşan bir dengedir. Merkez bankaları bastığı paranın diğer ülkelerin paralarına karşı daha değerli olmasından hoşlanırlar. Ama, hiçbir merkez bankası bastığı paranın yüksek faizle kiraya verilmesinden hoşlanmaz. Bu ilke bizim Merkez Bankası için de doğrudur.Yer kalmadı. Yarın devam edeceğim.
Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı