Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Duşlardan zehirli gazın mı yoksa suyun mu geleceğini bilmediğiniz toplama kampından sağ kurtulmak.

Hayatın anlamını düşündünüz mü hiç?

Her gün uyanıyorsunuz, işe gidiyorsunuz, belki sizi mutlu etmeyen bir ilişkiniz var ama henüz bu ilişkiyi bitiremiyorsunuz, belki kazandığınızdan daha fazla para harcıyorsunuz, belki çok fazla alkol tüketiyorsunuz veya çok fazla yemek yiyorsunuz ve bu sayede sorunlarınızdan uzaklaşacağınızı sanıyorsunuz. Aslında mutsuz olduğunuzu biliyorsunuz ama bu konuda ne yapmak istediğinizi bilmiyorsunuz.

Birçoğumuz başkalarının veya başka şeylerin bizi mutlu etmesini, hayallerimizi gerçekleştirmesini umut ederek bekliyoruz. Oysa bunu kendi başımıza yapabileceğimizi hiçbir zaman bilmiyoruz. Aslında şundan emin olabilirsiniz, eğer kendi kendinizi mutlu ederseniz bundan çok daha fazla mutlu olacak ve tatmin duyacaksınız. İlişkileriniz çok daha sağlıklı bir hal alacak.

Bunu yapabilmenin en zorlu kısmı şu: şansınızı denemek. Başarısız da olabilirsiniz, başarıya da ulaşabilirsiniz. Ama denemezseniz bunu hiçbir zaman bilemezsiniz. Ve dahası, hiçbir zaman büyüyemezsiniz.

Hayatınızı kendi istediğiniz gibi yaşadığınızda, kazancınız kayıplarınızdan daha fazla olur.

Araştırmalar, yaşadıkları hayatın bir anlamı olduğunu düşünen kişilerin kendilerini daha iyi hissettiklerini ve fiziksel sağlıklarının da daha iyi olduğunu gösteriyor.

Colorado State Üniversitesi’nden Michael F. Steger, yaptığı çalışmada hayatının anlamını fark eden ve çevrelerindeki dünyanın buna uygun olduğunu gören insanların çok büyük psikolojik faydalar sağladığını ortaya koydu. Hayatın anlamı ve amacına dair bir farkındalığı olan kişilerin, genel anlamda daha mutlu oldukları ve günlük anlamda hayatlarından daha büyük tatmin elde ettikleri anlaşıldı. Aynı zamanda bu kişilerde depresyon, anksiyete ve diğer riskli davranışlar daha az görülüyor.

Söz konusu araştırma aynı zamanda hayatın anlamını ve amacını nasıl fark ettiğinizin bir önemi olmadığını gösteriyor. Yani asıl önemli olan bunu keşfetmiş olmak. Yani “hayatın anlamı nedir?” sorusu aslında kilit bir öneme sahip değil. Zaten bu sorunun yanıtını birçok kişi bulabilmiş değil. Asıl önemli olan, “senin için hayatın anlamı ne?” sorusunun yanıtını bulabilmek. Her birimiz bu soruya istediğimiz gibi yanıtlar verebiliriz.

Bu yanıtları vermek her zaman o kadar kolay olmayabilir. Toplumun öğretilerine karşı çıkan kararlar vermek oldukça zor. Eğer reddedilme veya sevdiğiniz kişileri hayal kırıklığına uğratma riski taşıyorsanız, bu zorluğun derecesi daha çok artıyor. Ancak hayatınızı başkalarını memnun etmek veya toplumun size söylediklerini yerine getirmek için yaşadığınızda, yapmak istemediğiniz şeyleri yapan ve istremediğiniz duyguları hisseden bir insandan farksız olursunuz.

Siz izin verdiğiniz sürece, toplum ve aile sizi hemen hasır altı eder. Size anlatılan veya öğretilen sınırları çabucak içselleştirirsiniz. Oysa burada kilit öneme sahip olan şey, size öğretilen şeyleri sorgulamaktır. Hayatınız için doğru olup olmadığını sorgulamalısınız. Bu sorgulamanın kendisi de sonuçları da korkutucu olabilir ancak bunu kendiniz için yapmalısınız.

Vazgeçilmiş bir hayatın sonuçları, kendi kurallarına göre yaşanmış bir hayatın sonuçlarından daha ağırdır. Bir başka deyişle, hayatınızı kendi istediğiniz gibi yaşadığınızda, kazancınız kayıplarınızdan daha fazla olur.

Kaynaklar: TinyBuddha & Psychology Today


********

SİZİN İÇİN HAYATIN ANLAMI NEDİR?

Hepimiz zaman zaman hayatı anlamsız bulabilir, hatta bir çok şeyden vazgeçme noktasına gelebiliriz. Ben ne zaman bu girdabın içine girdiğimi hissetsem hemen elime başucu kitaplarımdan olan Victor E.Frankl’nin "İnsanın Anlam Arayışı" kitabını alıyorum.

Victor E.Frankl Avusturya’lı bir psikiyatrist. 2. Dünya Savaşı sırasında Auschwitz de dahil olmak üzere, her şeyinin elinden alındığı, her an ölümle burun buruna köle gibi çalıştırıldığı, aşağılandığı ve düşünebildiği tek şeyin açlığı olduğu, banyo odalarına çırılçıplak sokulduğunda birazdan duşlardan zehirli gazın mı yoksa suyun mu geleceğini bilmediği 4 toplama kampından sağ kurtulmayı başarıyor. Diğerlerinin, diğerlerinin ölümüne duyarsızlaşması, hayattan vazgeçmesi, intihara kalkışmalarına rağmen, o insanlık dışı şartlarda bile kendi iç bütünlüğünü ve kendi davranışlarını seçme özgürlüğünü nasıl kaybetmediğini birer birer anlatıyor "İnsanın Anlam Arayışı"adlı kitabında.

İnsan, Avusturya’lı psikiyatrist Victor E.Frankl’nin yaşadıklarını, hayatta ki anlam arayışını ve hayata tutunuşunu okudukça kendinden utanıp, sorun diye adlandırdığı şeylerden ve de kendisinden utanıyor. Ama kitap biter bitmez de kendinden yepyeni bir “ben” yaratıyor, ve soruyor; benim için hayatın anlamı nedir?

Peki, sizin için hayatın anlamı nedir?

Sevgilerimle
Ayça Akın
www.aycaakin.com
www.motivasyonatolyesi.com
www.facebook.com/aycaakinofficial
www.twitter.com/aycakn
www.intagram.com/aycakn

X