"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Durup dururken 1980’e takmak

Televizyon karşısında, kanepede uyuma hadisesine bünye şiddetli omuz tutulmasıyla isyan ettiğinden, iki gün kas gevşetici kullandım. Bu sebepten yayını uydudan aldığım, yani algılama süremin uzadığı söylenebilir.

Topesto sürekli olarak Seinfeld’de Elaine’in kas gevşetici kullandıktan sonra ‘Stellaaaaaaaa!’ diye bağırıp (İhtiras Tramvayı’ndaki meşhur Stella sahnesi) ortalığı dağıttığı bölümü hatırlatıp duruyor.

Ben ‘As-lın-da a-çıl-dım bi-raz bi-ra-der’ diyorum o da ‘Gü-zel a-ma sal-ya-yı bı-rak-ma-sak ko-nu-şur-ken’ gibi terbiyesizlikler yapıyor.

*

Bir ara Revolver diye bir dergi dikkatimi çekiyor, ‘Bu ne yahu?’ diyorum. ‘Dünyanın en gürültülü rock dergisi diyor logosunun altında’ şeklinde bir cevap geliyor. Bakıyorum, Heavy-Metal dergisi bildiğiniz.

‘Hayrola genç? Metale dönüş mü yaşıyoruz?’ diyorum. ‘Yok ya, AC/DC kapak yapmışlar, Back in Black’in 25’inci yıldönümüymüş. Malum aynı zamanda Bon Scott’un da 25’inci yıldönümü oluyor’ diyor.

‘Yapma ya, 1980 miydi o albümün çıkış tarihi? Bon Scott öleli de o kadar olmuş demek?’ diyorum.

Topesto’nun takıntı albümlerindendir ‘Back in Black’. Ben de severim. Canım hard-rock dinlemek isterse, ya Led Zeppelin’in dördüncü albümü, ya da bu yerleştirilir pikaba...

‘Ne uğursuz bir yılmış rock alemi için 1980 birader... 18 Mayıs da Ian Curtis’in ölümünün 25’inci yıldönümüydü’ diyorum.

Topesto, ‘Yazıyor burada’ diyerek dergiyi uzatıyor.

1980’de Joy Division’ın solisti Ian Curtis, AC/DC’nin solisti Bon Scott, Led Zeppelin’in davulcusu John Bonham ölmüş, John Lennon da öldürülmüş. Dergide böyle bir liste var.

Malum, Bonham ölünce Led Zeppelin de dağılmıştı... Durup dururken 1980’e gıcık oluyoruz ama 1980’in bundan haberi olsa ne, olmasa ne yazar?..

‘Ayrıca’ diyor Topesto ve devam ediyor: ‘MTV yıldızı Jessica Simpson’ın doğum yılı olduğu için veya Ronald Reagan ABD Başkanı seçildiği yıl olduğu için de ayar olabilirsin arzu edersen...’

‘Yok, müzikal manada bir gıcıklık olarak kalsın’ diyorum.

*

Sonra 1980’de iyi bir şeyler olmuş mu diye bakıyoruz. Mesela ikimizin de sevdiği fakat genç dimağlarda kalıcı hasar yaratabileceği için herkese tavsiye edemeyeceğim Dead Kennedys albümü ‘Fresh Fruit for Rotting Vegetables’ın da 1980’de çıktığını görüyoruz.

Pink Floyd’un ‘The Wall’u, Blondie’nin ‘Atomic’i, Rolling Stones’un ‘Emotional Rescue’su vesaire de 1980’de çıkmış...

Hangi film, hangi kitap derken 1980’in de aslında diğer yıllar gibi gıcık yanlarının yanı sıra güzelliklerle dolu bir yıl olduğuna karar veriyoruz. ‘Blues Brothers’ın veya ‘Airplane!’in hatırına bile güzel yıl denilebilirmiş, Topesto öyle diyor...

‘Biz n’apıyorduk birader 1980’de peki?’ diyorum, Topesto kalkıp o yıllarda sokakta top oynarken çekilmiş bir fotoğrafımızı getiriyor.

‘Hakikaten çirkinmiş bu 1980’ noktasında buluşuyoruz...

Demek güzele her şey yakışmıyor

Çarşamba günü Moskova’daki tenis turnuvasında 1 numaralı seri başı Maria Sharapova ile Alman Anna-Lena Groenefeld’in (yanılmıyorsam sıralamada 21’inci) maçını seyrediyorum Eurosport’ta.

Groenefeld, ilk seti 6-1 kazanmış, ikinci sette de 4-1 önde. Yani Sharapova’yı yenmesi an meselesi. Fakat Groenefeld, bir pozisyonda bileğinden sakatlandı, yere yıkıldı ve ağlamaya başladı. Sağlık ekibi gelene kadar bir süre kortta ağladı. Müdahale yapılırken de ağlıyordu Groenefeld.

Peki bu sırada Sharapova ne yapıyordu? Boş kortta vücudunu sıcak tutmak için servis çalışıyordu.

Profesyonellik bunu gerektirebilir. Fakat yıkılmış rakibinin yanına 10 saniye gidip geçmiş olsun deseydi, gerçek bir numara olurdu bence. Groenefeld maça dönmeyi denedi ama olmadı; ağlayarak, önde götürdüğü maçı yarıda bıraktı. Sharapova sonra gelip ‘Olur böyle şeyler’ dedi ama olmuyor işte; demek güzele her şey yakışmıyor.

Ben yine Myskina’yla Davenport’u desteklemeye devam edeyim...
X