"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Durumumuz bu kadar vahim mi gerçekten?

Bir okurumdan gelen bu yazıyı okurken bir an düşündüm. Artık bu dünyaya çocuk getirmek istememekte haklı mı insanlar?

Yazıyı şöyle bir derin derin düşünerek okuyunca, hak vermemek elde değil. Evlatlarımıza artık nasıl bir dünya sunacağımız konusunda bu kadar endişeliysek, onlara acı vermek için mi dünyaya getireceğiz? Sonra bize "Madem bu kadar karanlık bir dünyada yaşıyorsunuz, beni dünyaya getirmeden önce fikrimi sorsaydınız ya!" demezler mi?

Dün gece rüyamda gördüm... "Ne zaman hayatımıza gireceksin?" dedim.

"Niye ki?" dedi bana.

Şaşırdım!

Neden böyle dedi acaba?

Yoksa biz ona göre bir aile değil miydik?

Ya da bildiği bir şeyler mi vardı da söylemiyordu?

Belki de ona göre biz anne-baba olmayı hak etmiyorduk.

Üzüldüm...

Üzüldüğümü gördü ve başladı anlatmaya.

"Diyelim ki dünyaya gelmeye karar vermişim...

Daha karnındayken ve siz gelmemi dört gözle bekleyip benim için harıl harıl alışveriş yaptığınız sırada ya acımasız bir kapkaççının kurbanı olursam!..

Diyelim ki dünyaya gelmişim...

Daha yürümeyi yeni öğrendiğim sırada, ne kadar dikkatli olursanız olun, ya bir maganda kurşunu denk gelirse bana!..

Diyelim ki dünyaya gelmişim...

Konuşmayı da yeni öğrenmişim. Ne kadar eğitici olursanız olun, ya ilk öğrendiğim kelime anne-baba yerine Polat Alemdar olursa?..

Diyelim ki dünyaya gelmişim...

İlkokula başlamışım. Siz üstüme titrerken bir gün okul dönüşü kapağı açık bırakılmış foseptiğe düşersem!..

Ya da en sevdiğim arkadaşım babasının düşüncesizce evinde sakladığı tabancasını okula getirip kazayla beni vurursa?..

Diyelim ki dünyayagelmişim...

Siz ne kadar izlememi engelleseniz de ben TV’deki bir çizgi film kahramanından etkilenip kendimi ’uçacağım’ diye tavandaki pervaneye asarsam!..

Diyelim ki dünyaya gelmişim...

Siz ne kadar ısrar etseniz de ders çalışmak yerine bilgisayardan kafamı kaldırmayıp chat yapsam... Ve chat yaptığım kişilerle hiç korkmadan buluştuğumda onlardan biri bana zarar verirse?..

Diyelim ki dünyaya gelmişim...

Siz ne kadar yalan söylememem gerektiğini öğretseniz de, hafta sonu bir sürü paralar akıttığınız dershaneye gitmek yerine hiç umursamadan, erkek arkadaşımla bir parkın ücra köşesinde buluşursam, ve de orada bir grup tinercinin saldırısına uğrarsam?..

Diyelim ki dünyaya gelmişim...

Üniversiteyi kazanmışım. Okuyup emeklerinizin karşılığını vermek yerine, bir sabah gazetelerde ’alemden dönen üniversiteli gençler aşırı hız ve alkolün kurbanı oldu’ diye okursanız?..

Diyelim ki dünyaya gelmişim...

Üniversiteyi en iyi şekilde bitirmişim. Ya iş bulamayıp bunalıma girersem? Sonra da önüme gelen ilk kişiyle gözüm kapalı evlenirsem? Üstelik evlendiğim insan ciğeri beş para etmeyen biri olur da, yanımda iki çocuğumla baba evine dönersem...

Siz ne kadar da bana evinizi açsanız da rahat edemeyip ayrı eve çıkarsam? Sonra da geçinmek için branşım olmayan bir işte üç kuruşa çalışıp, çocuklarıma bakacağım diye genç yaşta çöküp, hayata lanet edersem?..

Ya günün birinde oğlum tinerci, kızım uyuşturucu bağımlısı olursa!..

Yok, yok!

Ben size bunların hesabını nasıl veririm?

İyisi mi ben dünyaya bu zamanda gelmeyeyim..."

Bunları dedi ve kayboldu. Kan ter içinde sıçradım yataktan.

Nereden biliyordu? Bunlar benim ve eşimin korkularıydı. Demek ki bir yerlerden bizi izliyordu.

Usulca yorganı üstüme örttüm, gözlerimi kapatıp derin bir oh çektim.

Ve onun bulunduğunu düşündüğüm bir yerlere doğru seslendim.

"Evet yavrum, bence de gelmenin hiç zamanı değil"

B.D.
X