Durumdan vazife çıkarmak!

28 Şubat döneminde beni en fazla rahatsız eden söylem, "Durumdan vazife çıkarmak" idi.

Bu söyleme kazandırılan iki anlam beni çok rahatsız ederdi.

Durumdan vazife çıkarmak:

1) Kerameti kendinden menkul bazı "yetkili" kişilere vatanı diğer insanlardan daha fazla sevme ve bu uğurda olağanüstü yetki kullanma,

2) Daha az yetkili kişilere ise daha çok yetkili kişilerin ağızlarına bakarak tavır alma görevi veriyordu.

* * *

Başbakan’ın Mustafa Koç’u hedef gösterirken: i) Madem yargı bağımsızlığı var, neden Koç’un sözlerinden ilk önce yürütme (Başbakan) alındı da yargı alınmayı sonradan akıl edebildi, diye sorabilirsiniz, ii) Yürütmenin başının savcıları göreve çağırması bizzat yargıya müdahale etmek değil midir, diye de sorabilirsiniz, iii) Zaten Başbakan’ın, Dışişleri Bakanı’nın bazı eski sözleri bizzat yargıya müdahale etmek değil mi idi diye de sorabilirsiniz.

Ben şahsen şu soruyu da sordum:

Recep Tayyip Erdoğan yargılanırken ben yargıya dava sırasında ve sonrasında çeşitli eleştiriler yaparak müdahale(!) etmiştim. Erdoğan da bana çeşitli defalar teşekkür etmişti.

Yıllar sonra insan sormadan edemiyor:

Demokrasi "işime gelen demokrasi" ve "işime gelmeyen demokrasi" olarak ikiye mi ayrılır?

* * *

Bence bu "meselede" Mustafa Koç’u kat be kat aşan bir öz var.

Güçlünün yargıya müdahale etme yetkisinin, bu ülkenin makus talihinden hiç ama hiç silinememesi!

Beni Adalet Bakanı’nın savcıya telefon edip etmediği hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Adalet Bakanı’nın siyasi tecrübesinin, böyle bir telefona ihtiyaç duyulmayacağını bilmeye kat be kat yettiğini biliyorum.

Başbakan "Ben ve danışmanlarım böyle hükmettik, savcılar ileri!" mealli fetva ürettiği anda benim naçizane siyasi tecrübem dahi bir savcının durumdan vazife çıkaracağını tahmin etmeye yetiyordu. Nitekim, öyle oldu.

Sadece ve sadece bir "delil", durumdan nasıl vazife çıkarıldığını ispat ediyor. "Van meselesi"nde kelam ettiği için Başbakan, TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç’u savcılara hedef gösterdikten birkaç saat sonra harekete geçen savcı, benzer konuda benzer bir hüküm ifade eden YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’i de "incelemeye" dahil ediyor!

Ancak savcı, Başbakan tepkisini verdikten 1 gün sonra, yani 22 Aralık’ta harekete geçerken, Teziç’in 19 Ekim’de sarf ettiği sözleri "incelemeye" almayı ancak 64 gün sonra akıl etmiş oluyor!

* * *

28 Şubat döneminde de "yetkili" birileri Recep Tayyip Erdoğan’a gıcık oluyorlardı. O gün onlar güçlü idiler, herkes "durumdan vazife çıkarmak" için onların gözünün içine bakıyordu. Nitekim öyle oldu, Erdoğan’ın okuduğu bir şiir "tetiği çekmek" için bahane edildi.

Şimdi Recep Tayyip Erdoğan güçlü, o birilerine gıcık oluyor, yine birileri de durumdan vazife çıkarıyor.

* * *

Bu satırlar yazılırken "TÜSİAD ile hükümetin ateşkes" yaptığı medyaya yansıdı.

Ama ben yine de korkuyorum.

Ya Başbakan’ın kolay bozulan sinirlerini bir de ben bozarsam!

Benim hükümet ile "ateşkes" yapacak gücüm hiç yok!
Yazarın Tüm Yazıları