Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Durmuş Odakbaşı: Ahláksız raporlar

    Hürriyet Haber
    15.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Durmuş ODABAŞIUZMANLIK gerektiren bir çok olayda bilirkişilere başvurulur. Özellikle çok sık yaşanan trafik kazalarından sonra... Ya da mahkemelerde bakılan davalarda hakimler, kendi uzmanlık alanlarının dışına çıkan konularda bilirkişilere başvurma gereği duyarlar. Tabi ki verecekleri kararı da buna dayandırırlar.ANCAK sıklıkla duymuşuzdur... Başından bir trafik kazası geçen kişi şöyle yakınır: ‘‘Trafik polisleri de, görgü tanıkları da benim haklı olduğumu söylüyorlardı. Bilirkişi raporunda ise ben 8'de 8 kusurlu görünüyorum.’’ Ya da ‘‘Hiç bir kusurum yoktu. Ancak karşı aracın şoförü bilirkişi heyetiyle bir şeyler konuştuktan sonra kusur oranı benim aleyhime değişti...’’MAHKEMEDE sürmekte olan bir dava vardır. Hakimler, konunun uzmanına danışma ve bu konuda bir rapor hazırlatma gereği duymuşlardır. Ancak hazırlanan bazı raporlar, hakimleri de karşı tarafı da şaşkına çevirmiştir. Doğal olarak itiraz edilir ve başka bir bilirkişi heyeti atanır. Aynı konunun uzmanları bu kez birincisinin tamamen tersi bir saptama içindedirler. Aynı üniversitenin aynı fakültesinin, aynı eğitimi almış aynı unvanlı bilirkişileri aynı konuda farklı görüş bildirmektedirler. Bu rapor da birinci tarafı rahatsız ettiğinden, üçüncü bilirkişilere havale edilen ve yıllardır sürüp giden, ‘‘geç tecelli eden adaleti, en büyük adaletsizlik’’ haline getiren bir çok dava adliye raflarında karar beklemektedir.***BU durumda dosyalarla boğuşan hakimler ne yapsın? Adalet terazisini doğru tutma gayreti içinde oldukları sürece yapacakları bir şey olduğunu zennetmiyorum.TÜM bilirkişiler illa da ‘‘yakınılacak’’ rapor mu verirler. Asla... Çeşitli konularda bilirkişilik yapan çok sayıda insan tanırım. Hazırladıkları rapora eğitimlerini, deneyimlerini, meslek ahláklarını ve vicdanlarını gözönünde bulundurarak imza atmışlardır. Hazırlanan rapor, o davada karar verecek hakimin de vicdanını rahatlatacak şekilde olduğundan, bir çok dava kısa sürede sonuçlanmış ve adalet de kısa sürede yerini bulmuştur.TÜM bilirkişi raporlarının bu düzeyde, saydığım meslek ve ahlák ilkeleri gözönünde bulundurarak hazırlandığını maalesef söylemek mümkün değildir. Meslek hayatımız boyunca bunun çok sayıda örnekleriyle karşılaşmışızdır. Bilirkişilik görevini alır almaz, taraflardan herhangi birinden görüşme beklentisi içinde olanların var olmadığını kimse inkar edemez.BUNUN yanında, bir çok bilirkişi de taraflardan herhangi birinin görüşme talebini reddettikleri için çeşitli tehditler almışlardır. Ya da, bilirkişi atandıkları yazısından bir kaç gün sonra, ikinci bir yazı ile bilirkişilikten azledikleri yazısı ile karşı karşıya kalmışlardır.ÇOĞU bizzat yaşanmış olayların hatırlattıkları olarak sıraladıklarım için, ‘‘bilirkişilik’’ işi olmayanlar ‘‘ne saçmalıyorsun?’’ diyebilirler. Ancak ‘‘bilirkişi yarası’’ almış, yüzde yüz haklı oldukları davayı bilirkişi raporları yüzünden kaybetmiş, ya da yüzde yüz haksız oldukları davayı, bilirkişilerle yakın mesailerinin eseri olarak kazanmış olanlar çok şey anlamışlardır.***SONUÇ olarak vicdanları sızlatan, adaleti yanıltan, haklıyı haksız, haksızı haklı yapan raporlara imza atanlara bir iki sözüm olacak... Böyle layık görülmüşseniz, bu onurların en büyüğüdür. Mesleki ermişliğinizi kanıtıdır. Size ve mesleğinizde ulaştığınız noktaya duyulan saygının başkaları tarafından teyit edilmişliğidir. Bunca onur varken; bunu başka şeylere tahvil etmeye kalkışmak, hakettiğiniz değerlere, vicdanınıza ihanettir.SİZE yakışan, kimsenin bozamayacağı, kimsenin hakkının yenilmesine olanak tanımayacak raporlara imza atmaktır.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı