Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Dünyayı göstermek

    METİN YETKİN metinyetkin00@gmail.com
    18 Mayıs 2017 - 10:42Son Güncelleme : 18 Mayıs 2017 - 10:42

    Vecdi Çıracıoğlu son romanı ‘Oltacı’da, devlet aygıtının toplum hayatına müdahale ederek kendi gücünü pekiştirmek için canavarlaşırken, insanların zihnine nasıl müdahale ettiğini Ermeni bir oltacının gözünden anlatıyor.

    1999 yılından beri çeşitli ödüllere lâyık görülen yazar Vecdi Çıracıoğlu’nun İletişim Yayınları’ndan çıkan son romanı ‘Oltacı’, oğlunu ihbar eden Ermeni bir babanın vicdan azabını konu olmakta. Kitap, ‘işkence’ temasını Türk okuyucusuyla tanıştıran ‘12 Mart Romanları’nın aksine konuyu farklı bir yönden ele alıyor.

    Kitabın kahramanı Oltacı Miran, Kumkapı’da yaşayan bir Ermeni. Kitap, ASALA terör örgütünün etkin olduğu ve devlet güçlerinin işkenceyi hobi hâline getirdiği yıllarda geçiyor. Yazarın tabiriyle ‘denize dair hikâyat’ türündeki kitap, devrimci çocuklarını ihbar eden babalara ithaf edilmiş. Tıpkı Miran’ın komünist olmakla suçlanan oğlunu, ‘onu öldürmesinler’ diyerek polise ihbar etmesi gibi. Bu ihbarla Miran, oğlunun kaderini ikinci defa değiştirmiş oluyor. İlkinde, oğlu bebek yaştayken ona ‘dünyayı göstermek’ için karlı havada dama tırmanıp oğlunu elinden düşürmüş ve bu kaza yüzünden oğlu kambur kalmış. Sakatlığı yüzünden fiziksel aktivitelerden mahrum kalan çocuğun tek umut kaynağı kitaplar. Öyle ki, kamburunu kitap okuyarak doldurduğunu ve artık onu dert etmediğini söylüyor. Babasının onu ihbar etmesi üzerine hapse atılıyor ve devletin illegal otoritesini pekiştirmek amacıyla yöntem olarak kullandığı ‘işkence’ adı verilen insanlık suçuna maruz kalıyor. Miran, bütün hikâye boyunca bu hatasından dolayı vicdan azabı çekmekte. Çünkü, bu hatayla birlikte sadece oğlunu değil, oğlunun hapse atılması yüzünden hastalanarak ölen eşini de kaybetmiş oluyor.

    Miran, ne kadar çalışkan olsa da hayatı değişmeyen, umutsuz emekçi sınıfının bir üyesi. Aynı zamanda azınlık olmasından kaynaklanan tedirginlik tabiatına işlemiş durumda. Tıpkı, yakaladıktan sonra salıverdiği sarıkanat gibi. Miran’ın yakaladığı sarıkanat yaşadığı dünyanın kıymetini bilmeyerek dip sularını terkediyor ve Miran’ın oltasına takılıyor. Sarıkanatın bu hatası kolaycılığı yüzünden. Tek başına kaldığında bireycilik damarı kabarıyor ve bu yüzden av oluyor. Miran onu saldıktan sonra sürüsünü buluyor ve bireycilikten vazgeçiyor. Hem Miran’ın hem de sarıkanatın davranışları bireycilik ve toplumculuk kavramlarını karşılaştırmamıza imkân sağlamakta. Miran, oğlunu ihbar ederken bireyci davranarak kendini düşünüyor ve kitap boyunca vicdan azabından kurtulamıyor.

    Kitapta, devlet aygıtının toplum hayatına müdahale ederek kendi gücünü pekiştirmek için canavarlaşırken insanların zihnine nasıl müdahale ettiğini Ermeni bir oltacının gözünden görüyoruz. Miran, bir komutan ile konuşurken “Biz Ermeni’yizdir ama bildiğiniz Ermenilerden değil... Yurdunu, milletini her daim seven Ermeni’yiz.” der. Bu sayede okuyucu, “İyi Ermeni-Kötü Ermeni, İyi Türk-Kötü Türk, İyi Kürt-Kötü Kürt” gibi devlet tarafından yaratılan yapay ayrımların toplum olmamızın önünde engel teşkil ettiğini kavrayabilir. Ayrıca, kitapta yer alan hayvan portreleri oldukça gerçekçi betimlenmiş. Bununla beraber, insan ve hayvan arasındaki paralellikler okuyucuya aktarılmakta. Kitapta hayat; insanıyla, hayvanıyla, doğasıyla bir bütün olarak ele alınmış. Yazar, kitabın sonuna bir lügatçe ekleyerek kullandığı deniz terimleri açıklamış.
    Bu özellikleriyle ‘Oltacı’, azınlık, işkence, sınıf çatışması gibi temaları farklı bir yönden yakalamayı başarmış, bugünü anlamak için okunması gereken çarpıcı bir denize dair hikâyat.

    Dünyayı göstermekOLTACI
    Vecdi Çıracıoğlu
    İletişim Yayınları, 2017
    132sayfa, 15 TL.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı