Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Dünyaya açılan pencereydi

    Hürriyet Haber
    23.01.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Ölenin ardından yazmak için genel olarak yazanın, yazdığı insanı yakından tanıması beklenir. Oysa ben, Ergun Balcı'yı ayak üstü bir iki konuşma ve birbirimize yaptığımız birkaç atıf dışında hiç tanımam. Kişisel dostluğum, evine gitmiş gelmişliğim, hasta yatağı başında beklemişliğim yoktur. Hastalığının en yoğun seyrettiği zamanlarda ben yanında değildim. Pek çok gazeteci dostu gibi ona kan vermek için sıraya girmedim. Cenaze törenine bile katılamadım.

    Ama öğrenciliğimden bu yana kendisini okurum. Bundan sonra da okuyacağımı biliyorum. Çünkü Ergun Balcı, öğrencilerimin ödevlerinde, tezlerinde, dipnotlarında ve alıntılarında yaşayacak. Tıpkı Ahmet Emin Yalmanlar, Ahmet Şükrü Esmerler, Necmettin Sadaklar gibi.

    Ergun Balcı öğrencilik yıllarımda benim için dünyaya açılan güvenilir bir pencere, daha sonra ise akademik referans noktasıydı. Görüşlerinin tamamını paylaşmasam da, tarafsızlığına, sağduyusuna güvendiğim ender yazarlardan biriydi. Hiçbir zaman kendini ön plana çıkarmadı.

    Onun yazılarında bakanları, dışişleri bürokratlarını, generalleri, kişisel dostlukları göremezdiniz. ‘‘Bilmem kim aradı, bana şöyle dedi, ben de ona şunu şöyle yapın dedim’’ diye bir cümleye rastlayamazdınız. Balcı'nın yazılarında kendisi hep arka plandaydı. Yazıya müdahil olmaz, kendinden bahsetmezdi. Kaynak göstermeden fikir beyan ettiğini hatırlamam.

    Ergun Balcı, Türk basınının gündelik akımlara kapılmayan ender yazarlarından biriydi. Başkalarının senaryolarında Türkiye'ye yer aramak gibi bir derdi hiç olmadı. Batı basınını çok yakından takip ettiği ve Batılı stratejistlerin neler yazdığını çok iyi bildiği halde, Türkiye'ye siyasi fırsatçılık önermedi.

    Analizleri ve uyarıları sağlam temeller üstüne otururdu. Okuyucunun duygularından çok, aklına hitap ederdi. Ucuz kahramanlık yaptığına, ülkeyi maceralara sürüklemeye çalıştığına, dünyadaki güç dengelerini gözardı ettiğine şahit olmadım. O, ülkesinin çıkarlarını herşeyin üstünde tutan nesli tükenmiş yazarlardandı.

    Onun için dış politika, devletlerarası güç mücadelesinden öte birşeydi. Yazdıklarında acı çeken insanları, ambargolar yüzünden tedavi olamayan çocukları, açlığı, sefaleti görürdünüz. Sıradan dış politika yazılarına pek girmeyen gündelik acılar, onun analizlerine yalın bir şekilde yansırdı.

    Kısacası Ergun Balcı benim kuşağımın dış politika alanında bilinçlenmesine ciddi katkıda bulunmuş bir okuldu. Benden sonrakilere de katkıda bulunacağına, adının kolay kolay unutulmayacağına eminim.

    Dr. Mensur Akgün Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi-yazar

    Habere Balcı gözüyle bakmak

    Ergun Balcı'yla çalışmamış olanlar, onun ajans telekslerinden akan haberlere hangi heyecanla yaklaştığını bilemezler. ‘‘Bu haber çok önemli çocuklar! Bir harita yaptıralım, ülkenin kimlik kartını çıkaralım, kronoloji verelim. Buradaki olaylar büyüyecek!’’ mesajını aldıktan sonra aynı heyecanı aşıladığı çıraklarına, dört bir koldan sayfayı yıkmak ve habere Ergun Balcı'nın gözüyle bakmak düşerdi. Özetle sütununa girecek kısa haberlere yaklaşımı bile, habere olan saygısının ve titizliğinin en önemli kanıtıydı. Kısa bir haberde kullanacağı ‘‘kelle fotoğrafı’’nı hiç üşenmeden gidip arşivden bulması ve teknik servise kendi elleriyle teslim etmesi, çıraklarını şaşırtır, hatta bazen gülümsetirdi. Alışılmış servis şeflerine hiç benzemezdi. 30 yıl çalıştığı gazetesinde, haberlerin orta yerinde muhabirleriyle birlikte oturmayı tercih ettiğinden belki de, ancak mesleğinin 25. yılında bir odası oldu.

    Gençlerle çalışmayı tercih etti hep. Onlara ‘‘evlatlarım’’ derdi. Oysa Ergun Abi'leri, kimi zaman evlatlarım dediklerinin çocuğu olurdu. Ergun Abi'lerinin sağlığı için kaygılanır, sık sık aramayı ihmal ettiklerinde suçluluk duyarlardı. O evlatların arayacakları ve karşılarında onlara ‘‘Oooo, neredesiniz? Nişantaşı'nda yeni bir kafe açılmış, buluşalım’’ diyecek Ergun Abi'leri artık yok.

    Ama o evlatlar haberlere Ergun Balcı gözüyle bakmayı, sayfalarını Ergun Balcı titizliğiyle işlemeyi sürdürecek ve Ergun Abi'lerinden ‘‘Aferin’’ alabilmek için çalışacaklar. ‘‘Haberlere Ergun Balcı gibi bakıyorsunuz’’ eleştirilerine rağmen... Arzu Çakır

    30 yıllık aşkı

    Ergun Balcı, 1931 yılında İstanbul'da doğdu. Işık Lisesi'nden sonra Robert Kolej'e girdi. Ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne üç yıl devam ettikten sonra, Londra Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler eğitimi aldı. Gazeteciliğe Londra'da öğrenciyken Dünya ve Akşam gazetelerine dış politika ağırlıklı yazılar yazarak başladı. Türkiye'ye döndüğü 1969 yılında Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başladı. Aralıksız olarak 30 yıl çalıştığı Cumhuriyet'te önce muhabirlik ardından dış haberler servisi şefliği ve yazarlık yaptı. Rahatsızlandığı 1995 yılında kimi zaman hasta yatağından yazdı yazılarını. Kısa bir süre uzak kaldığı gazetesine 1996'da yeniden döndü. Yaşamı boyunca bilgisayar bir yana daktilo bile kullanmadı. Yazılarını ve haberlerini elle yazdı. Dış politika yazıları 1974, 1976, 1977, 1978, 1979 ve 1989 yıllarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülü'yle ödüllendirildi.

    4 Nisan 1996. Ergun Balcı'nın doğum günü. Aynı zamanda rahatsızlığı sırasında kendisine trombosit verenleri biraraya getiren bir ‘‘geçmiş oldu’’ partisi. Kız kardeşi Nükte Canal, Sinan Gökçen, Ergun Balcı, Erdal Güven, Can Tüzüner, Suat Taşpınar, Kürşat Akyol, Arzu Çakır ve Adalet Can.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı