GeriDünya Sivastopol ve Yalta neden bu kadar önemli?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sivastopol ve Yalta neden bu kadar önemli?

Sivastopol ve Yalta neden bu kadar önemli?
refid:26015341 ilişkili resim dosyası

Kırım’daki son gelişmeler Ukrayna’dan ayrılmayı berberinde getirecek tehlikeli bir adım olarak görülürken Kırım meclisinin aldığı karar, Kiev ve Kırım arasındaki köprüleri yıkarak bölgeyi Rusya’ya bir adım daha yaklaştırdı. Moskova, Kırım meclisinde alınan referandum kararının sonuçlarına göre Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasını kabul edeceğini açıkladı.

Rusya Kırım için daha faydalı
Başbakanlık önündeki Lenin Meydanı'nda görüştüğüm Rus, Ukraynalı ve Kırım Tatarı vatandaşlar olayların çok hızla geliştiğini belirtirken “Bir yanımız Rus, bir yanımız Ukraynalı, bir yanımız Tatar. Biz yıllardır birlikte yaşıyoruz. Birçok ailede evlilikler, çocuklar,

Sivastopol ve Yalta neden bu kadar önemli
torunlar karışmış. Rusya Kırım’ın güvencesi olacak, para yardımı yapacak, doğalgaz verecek, yollar yapacak. Hırsız Ukrayna hükümeti bunları yapacağına Kırım turizminden toplanan paraları aldığı halde bölgede hiçbir şey yapmadı. Avrupa Birliği bize ne fayda sağlayacak? Dilimiz, kültürümüz ayrı. Oysa Rusya ile öyle mi? Yıllarca Sovyetler Birliği döneminde birlikte yaşadık. Onun için biz Rusya’nın Kırım’a daha faydalı olacağını düşünüyoruz” dediler.

MUAMMER ELVEREN KIRIM'DA / FOTO GALERİ

Meydanda kolumdan yakalayan biri ise "Biz Kırımlıyız, Rus ordusunun askerleri gölgesinde Kırım Özerk Cumhuriyet Meclisi'ne el koyanlar Rusların güdümünde bir çetedir. Asker kıyafeti ve kalpak giymiş soytarılar ortalıkta cirit atıyor. Biz barış içinde yaşıyorduk, huzurumuzu bozmaya geldiler. Referandum için güç gösterisi yaparak halkı korkutuyorlar. Bayraklarımızı indirip Rus bayrakları diktiler, Ukrayna askerlerini kışlalarında mahsur bıraktılar" diyerek içini döktü.

Sivastopol ve Yalta neden bu kadar önemli


Kırım hanlarının tarihi kenti Bahçesaray
Kırım’daki Rus kuşatmasını gözlerimle görmek için başkent Simferopol (Akmescit) kentinden çıkıp Kırım Tatarlarının yoğun olarak yaşadıkları Bahçesaray’a gittim. Kentin girişinde askeri araçlarla Rus askerleri nöbet tutuyorlardı. Önce Türk dünyası Milli Uyanış Hareketleri'nin öncülerinden İsmail Gaspıralı’nın sonra da ünlü Rus şair ve yazar Aleksandr Puşkin’in heykelleri önünden geçerek, eskiden Kırım hanlarının yaşadığı kentin tarihi merkezi Hansaray’a girdim. Peki, kentin girişindeki Gaspıralı heykeli tamam da neden Puşkin heykeli? Çünkü Puşkin Bahçesaray için çok önemli, Stalin döneminde Kırım Tatarları sürgüne gönderilirken şehir isimleri değiştirilmiş Akmescit Simferopol, Akyar Sivastopol olmuş ama Bahçesaray değiştirilmemiş. Neden mi? İşte nedeni...

Sivastopol ve Yalta neden bu kadar önemli


Puşkin kitabındaki Bahçesaray
1944'te Kırım Tatarları sürgüne gönderildiğinde Stalin Kırım’da Türkçe olan kent, köy, akarsu, dağ ve ova isimlerini değiştirmiş ama çok istediği halde Bahçesaray adını değiştirememiş. Çünkü dünyaca ünlü Rus şair ve yazar Puşkin sürgünden çok önce yazdığı ve klasikler arasında yerini almış olan şiir kitabında ‘Bahçesaray’ adını kullanmıştı. Eğer Stalin Bahçesaray adını da Rusça yaptırsaydı, kitaptaki Türk ismi ile sonradan konulan Rusça isimden Tatar Türklerini vatanlarından sürgün ettiği belgelenecekti. Yani Bahçesaray adı Puşkin sayesinde kurtulmuştu. Puşkin’in eserleri o kitabında Bahçesaray’ı anlatırken "Ak çarşaf giymiş gölgeler gibi sade giyimli güzel Tatar kadınları Bahçesaray’ın sokaklarında bir evden öbür eve akşam dedikoduları için misafirliğe giderken, bir başka güzeldir Bahçesaray akşamları" der. Kitapta bir de çok güzel bir Bahçesaray şiiri var. İşte bu Kırım Tatarlarının tarihi kenti Bahçesaray’a gitmişken 22 yıl önce, Sovyetler Birliği döneminde beni evinde ağırlayan Kırım Tatarlarının efsane lideri Mustafa Cemiloğlu’nun evine uğradım. Ancak Ukrayna meclisi parlamenteri olduğundan, toplantılar için Kiev’deydi. Onu göremeden Sivastopol’a doğru yola koyuldum.

Türk basın tarihinde ilk kez
Rusya için hayati önemi olan deniz donanması ve askeri deniz üssünün olduğu Sivastopol’a araçları kontrol eden Rus askerlerinin kurduğu barikatları geçerek girebildim. Bilgisayar ve fotoğraf makineleri ile deri montumu kiraladığım aracın bagajına koyduktan sonra, bir turist gibi koyu takım elbisemle kiraladığım arabanın arka koltuğuna oturdum. İki barikatı durdurulmadan geçtikten sonra kentin girişine yakın üçüncü barikatta durdurulduk. Arama sırası beklerken araçtan indim ve fotoğraf ile video çekebilen Google gözlüğüyle birkaç kare fotoğraf çekip araca geçtim. Bu Türk basın tarihinde Google gözlüğü kullanılarak yapılan ilk çalışma. Aynı zamanda gözlük deneme sürecinde olduğu için muhtemelen dünyada ilk kez sıcak olayların yaşandığı böyle bir bölgede gözlüğü ilk kez ben kullanmış oldum. Sıra bize geldiğinde Rus askeri araca yaklaştığını gören şoför camları açtı, asker bir bana bir de onunla Rusça konuşan şoföre baktıktan sonra bagajı açmasını istedi ve bir göz attıktan sonra da geçebileceğimizi söyledi.

Sivastopol Rusya için neden bu kadar önemli?
Rus askerlerinin gözetiminde ve Rus sivil milislerin kontrolündeki dört barikattan geçtikten sonra Sivastopol’a girebildim. Kırım Yarımadası’ndaki Sivastopol Limanı, Rusya’nın güvenliği için çok büyük stratejik öneme sahip. Karadeniz’e açılan liman, Rusya’nın 300 savaş gemisinden oluşan deniz filosu ve 26 bin askerin görev yaptığı en büyük donanmasına ev sahipliği yapıyor. Bu liman Rusya’nın dünya denizlerine açılmasında kilit rol oynuyor. Rusya, Akdeniz’e inmek için Sivastopol’un yanı sıra daha küçük olduğu için genişletme çalışmalarının devam ettiği Karadeniz sahilindeki Novorossisk Limanı'nı kullanıyor. Sovyetler Birliği dağılıp diğer Cumhuriyetler gibi Ukrayna’da bağımsızlığını kazanınca, Rusya Sivastopol Limanı'nı yılda yaklaşık 8 milyar dolar kira ve doğalgazda yapacağı yüzde 30 indirim karşılığında kiralayarak Ukrayna’nın ‘toprak bütünlüğünün tanınması garantisi’ verdi. Ancak kira süresi 2017'de dolması gereken Rus donamasının bulunduğu Sivastopol Limanı anlaşmasını, bu tarih beklenmeden Nisan 2010’da Ukrayna hükümeti ile Rus hükümeti masaya oturarak kira süresini 25 yıl daha, yani 2042'ye kadar uzattılar. Rusya bunu Kiev’de birçok kişinin yaşamını yitirmesine neden olan Maidan olayları sonrası kaçan Rus yanlısı Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç hükümeti ile anlaşarak gerçekleştirmişti.

Sivastopol ve Yalta neden bu kadar önemli


Rus deniz üssünün fotoğraflarını nasıl çektim?
Sivastopol’a girdiğimde yağmur yağıyordu, kent çok sakin herkes işinde gücündeydi. Sahilde Rus donanması ve üzerinde uçaksavar füzeleri takılı destroyerleri ile savaş gemilerinin uzaktan da olsa göründüğü bir kafeye oturdum. Oradan bir iki kare fotoğraf çektim ama iyi netice vermeyince sahile indim. Japon bir gazeteci kameramanı ile küçük bir teknenin yakınında pazarlık yapıyordu. Tekneye doğru yanaştım ve beni getiren aracın şoförüne kaptana Rusça "Tekneyle bana da sahili gezdirir misin" diye sormasını rica ettim. Kaptan "Japonlar kabul ederse benim için sorun yok" deyince ücretin bir kısmını üstlenerek denize açıldık. Önce Google gözlüğüyle birkaç fotoğraf çektim sonra Japon kameraman televizyon için anonsunu hazırlamasına kaptan ses çıkarmayınca bende fotoğraf makinemi çıkarıp çekmeye devam ettim.

'Tutuklanmadan Sivastopol’u terk edin'
Sivastopol koyunu yaklaşık bir saat gezdiğimiz ve üzerinde silahlı nöbetçiler de bulunan Rus donanmasına ait denizaltılarla, hastane olarak kullanılan dev gemi ve üzerinde otomatik füzeler takılı destroyerleri fotoğraflarken hiçbir uyarı yapılmadığına şaşırmıştık. Oysa üzerlerinde silahlı askerler nöbet tutuyordu. Kaptan benim şoföre "Ben Rus işgaline karşıyım sizi donmadan uzak bir kıyıya bırakacağım. Ancak iner inmez Rus sivil milislerce çektikleriniz alıp tutuklanmadan hemen Sivastopol’u terk edin" uyarısını yaptı.

Sahilde park ettiğimiz araca binip süratle geldiğimiz yoldan değil de Yalta istikametindeki yan yollardan geri dönerken çektiğim fotoğrafları harici belleğe aktardıktan sonra fotoğraf makinesinden sildim. Dönüş yolunda geçtiğimiz iki barikattan iç ışıkları yakarak durdurulmadan geçip gece geç saatlerde Simferopol'a dönebildim.

Mendilli ceketimle turist sandılar
Maceralı Sivastopol yolculuğundan sonra ertesi sabah Yalta’ya da gidip oradaki durumu da görmek üzere yola çıktım. Yalta kent merkezine 15 kilometre kala kurulan Rus bayrakları asılı büyük bir barikatla karşılaştım. Gördüklerim karşısında gözlerime inanamadım. Saraybosna savaşını Hürriyet için izlerken Sırpların katliam yaptığı günlerde gördüğüm kuru kafa amblemli flama, barikattaki bir grup askerin arkasında asılı duruyordu. Barikatı geçtikten sonra şoföre sağa çekip durmasını söyledim ve araçtan inip fotoğraf makinesini göstererek “Çekebilir miyim” diye işaret ettim. Biri başıyla "Evet" manasında onayladı. Mendilli ceketimle beni turist sanmışlardı.

Sivastopol ve Yalta neden bu kadar önemli


Yalta yolunda Yugoslav paralı askerleri
Birkaç kare fotoğraf çektikten sonra gür sakallı olanı bana elleriyle "Gel birlikte fotoğraf çektirelim" işareti yapınca yanlarına gittim. Sırpça konuşuyorlardı. Fransızca "Nereden geldiniz" diye sorunca top sakallı olanı "Yugoslavya… Yugoslavya… Sırbia... Sırbia" dedi.

Akşam Simferopol’daki otele döndüğümde Kırım Tatar televizyonunda görüntüsüz verilen ‘Rus askerlerine yardım için Sırbistan’dan Kırım’a paralı Sırp askerler geldi' haberini duyunca benimle resim çektiren askerlerin neden Kırım’a geldiklerini daha iyi anlamış oldum. Bu Kırım’da oynanan oyunun ve kötü olayların habercisiydi. Herhangi bir ayaklanma yokken paralı askerlerin Kırım’da işi neydi? Putin "Bizim orada askerimiz yok, herkes Rus askeri kıyafetine benzer kıyafet giyebilir, gördükleriniz Halk Birlikleri Komiteleri'dir" demişti. Oysa gördüklerim bunun tam tersiydi, hiçbir yerde Ukrayna bayrağı ve askeri yoktu. Tüm yollar Rusların kontrolü altındaydı.

'Sakın fotoğraf çekmeyin sakın!'
Yalta’ya 7-8 kilometre kala bir başka barikattan geçmek isteyince, önümüzdeki araçlar gibi bizim aracı da durdurup inmemiz istendi. Sivastopol yolunda bagaja bir göz atıldıktan sonra geçebilmiştik, burada indirilerek aracımı sıkı bir aramadan geçirildi. Birkaç gündür çeşitli barikatlardan geçtiğim halde ilk kez aranıyordum. Aracın yanına, sivil giysili siyah montlu biri gelerek neden Yalta’ya gittiğimizi sordu. Şoför Rusça benim Türkiye’den geldiğimi ve beni gezdirdiğini söyleyince "Sakın barikatın fotoğrafını çekmesin sakın" diye uyardı ve geçebileceğimizi söyledi. Yalta’ya yaklaştığımda 1861'den bu yana hem Rus çarları, hem de Gorbaçov dâhil Sovyetler Birliği dönemi başkanlarının yazlık olarak kullandığı Foros sahil köyü girişinde bir askeri barikatı daha geçtikten sonra Yalta’ya girebildim.

Sivastopol ve Yalta neden bu kadar önemli


Dünyanın paylaşıldığı yer: Yalta
Dünya siyasi tarihi açısından çok önemli bir yeri olan Livadiya Sarayı, Kırım’ın Karadeniz sahilindeki Yalta kentinde bulunuyor. Rus Çarı 2. Nikolay için 1911'de yazlık olarak yaptırılan Livadiya Sarayı tarihe ‘Yalta Konferansı’ olarak geçen konferansın yapıldığı yerdir. 2. Dünya Savaşı sonrası Müttefik devletlerin liderleri Winston Churchill, Franklin D. Roosevelt ve Josef Stalin 4-11 Şubat 1945'te Avrupa'nın yeni düzeni, Avrupa topraklarını yeniden şekillendirmek ve geleceğini tartışmak üzere bu sarayda bir araya geldiler. Rus devlet başkanlarının sayfiye yeri olarak da bilinen Yalta da bu konferanstan sonra ‘dünyanın şekillendiği yer’ olarak ün yaptı. Saray 1917 İhtilali’nden sonra sanatoryuma, 1993 yılında da müze haline getirildi.
Livadiya Sarayı’nın birinci katında Yalta Konferansı ile ilgili belgeler, fotoğraflar ve çeşitli hatıra eşyaları, ikinci katında ise Çar 2. Nikolay ve ailesine ait eşyalar ile çarlık dönemine ait eserler sergileniyor.

Rus bayrağı, Rus askeri ve Rus milisleri
Yalta’dan ayrılıp başkentin yolunu tutarken geçtiğim barikatların hiçbirinde Ukrayna bayrağı yoktu ve hepsinde Rus bayrağı, Rus askeri ve Rus milisleri vardı. Kırım’a geldiğim 2 Mart gününden bu yana Rus askerlerinin bölgenin en stratejik kısımlarında mevzilendiğini gördüm. Kırım Tatarları dışında konuştuğum 10 kişiden yedisi Ukrayna’yı istemediklerini, Kırım’ın özerk bölge olarak Rusya’ya bağlı olmasından yana olduklarını söylediler. Rusya’da bundan faydalanarak, Kırım’daki Rus asıllıları kullanıp, müracaat eden herkese en geç üç ay içinde Rus pasaportu vereceği bilgisini yayıyor. Kırım halkı şimdi 16 Mart’taki referandumda ne olacağını merakla bekliyor.

Muammer ELVEREN

melveren@hurriyet.com.tr


Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle