GeriDünya Rum’a serbest Türk’e ‘dur’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Rum’a serbest Türk’e ‘dur’

Rum’a serbest Türk’e ‘dur’

Türkiye’nin Fatih gemisinin Antalya açıklarında Kıbrıs adasının 60 km batısında sondaj hazırlıklarına başlaması üzerine Kıbrıs Rum Kesimi, uluslararası aktörleri harekete geçirdi. ABD, Türkiye’den Rumların ‘hak iddia ettiği bölgede’ sondaj faaliyetini durdurmasını istedi.

Türkiye, ABD’nin bu açıklamasını ‘gerçeklerden kopuk’ olarak niteledi. Yunanistan Türkiye’nin ‘Ben de buradayım’ demek için hamlede bulunduğunu iddia ederken Rumlar BM’ye koordinat sunarak, “Türkiye ile Kıbrıs arasındaki denizler de bizim” duyurusu yaptı.

TÜRK sondaj gemisi Fatih’in, Antalya açıklarında Kıbrıs adasının 60 kilometre batısına demir atarak sondaj hazırlıklarına başlaması, Kıbrıs Rum yönetiminin panik halinde Batılı ülkelerden yardım istemesine yol açtı. AB ve Rusya’nın ardından ABD Dışişleri Bakanlığı da “itidal” çağrısı yaptı ve Türkiye’den sondaj faaliyetini durdurmasını istedi. Türkiye ve KKTC uzun yıllardır doğu Akdeniz’i tek yanlı olarak parselleyen ve uluslararası şirketlere kiralayarak doğalgaz sondajı yapan Kıbrıs Rum yönetimini uyarıyordu. Türkiye’nin yeni satın aldığı iki sondaj gemisinden Fatih, cuma günü araştırma yaptığı Alanya açıklarından harekete geçerek Kıbrıs Rum yönetiminin kıyılarına ilerledi.

ABD: DERİN KAYGI DUYUYORUZ

Alarma geçen Kıbrıs Rum yönetimi, ABD, AB, Rusya ve BM’den yardım istedi. AB itidal çağrısında bulunurken Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin yanında yer aldığını duyurdu. Rusya ‘itidal’ çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Margan Ortagus, yazılı açıklama yayınlayarak şöyle dedi: “ABD, Türkiye’nin, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (Rum yönetimi) münhasır ekonomik bölge olarak tanımladığı ve hak iddia ettiği alanda sondaj faaliyetlerini yapma niyetini duyurmasından derin kaygı duyuyor. Bu adım bölgede tansiyonu artırma riski taşıyor. Türk yetkililerini bu faaliyetleri durdurmaya ve tüm tarafları itidale davet ediyoruz.”

Rum’a serbest Türk’e ‘dur’

AKINCI: BİZ DE ARAŞTIRACAĞIZ

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise hafta sonu Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da katıldığı bir etkinlikte, Türk tarafını eleştiren Batılı ülkelere seslenerek, “Bizim hareketlerimizden rahatsızlık duyanlar var. Onlara söylediğimiz şudur; Rum tarafı bu girişimleri yaptığında neredeydiniz, onlara ne diyorsunuz, ne dediniz veya ne diyeceksiniz? Onlara bir şey yok… Eğer Rumlar araştıracaksa, biz de araştıracağız. Eğer kazacaksa biz de kazacağız” dedi.

BM: İKİ TARAFIN DA HAKKI

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, konuya ilişkin “Genel Sekreter (Guterres), gelişmeleri yakından ve endişeyle takip ediyor. Hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin tutumumuz değişmedi. Kıbrıs ve çevresinde bulunan hidrokarbondan iki toplumun da faydalanması gerek” dedi. Dujarric, taraflara gerginliğin azaltılması için çaba göstermeleri çağrısında bulundu.

FATİH TÜRKİYE’NİN BÖLGESİNDE

Fatih sondaj gemisi dün beraberinde iki destek gemisiyle Kıbrıs Rum yönetiminin Baf kentine 60 kilometre mesafede demir atarak sondaj hazırlıklarına başladı. Fatih’in bulunduğu nokta, Rumların 13 parsele ayırdığı Kıbrıs adasının güney kesiminin sınırında ve Türkiye’nin BM’ye bildirdiği kendi münhasır alanı içinde bulunuyor.

TAŞUCU-GİRNE ARASINA SINIR

Rumlar, Fatih’e karşı şu adımları attı:

Telsizle, Fatih ve destek gemi personeline Interpol üzerinden uluslararası tutuklama kararı çıkarma tehdidinde bulundular. Rum mahkemesi, Avrupa tutuklama emri çıkarmaya hazırlanıyor.

 BM’ye Türkiye ile KKTC arasındaki deniz bölgesini ayıran yeni koordinatlar sunarak, “Türkiye ile Kıbrıs arasındaki denizler de bizim” duyurusu yaptılar.

 AB ile Türkiye arasında oybirliği isteyen tüm konularda veto kullanıp, AB mali yardımlarını engelleme tehdidinde bulundular.

 Parsel kiraladıkları petrol şirketlerini arayıp, “Hükümetlerinizi Türkiye’ye karşı harekete geçirin” talebinde bulundular.      

TÜRK DIŞİŞLERİ: ABD AÇIKLAMASI GERÇEKLERDEN KOPUK

TÜRKİYE, kendi kıta sahanlığında gerçekleştirmekte olduğu sondaj faaliyetine ilişkin olarak ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 5 Mayıs 2019’da yaptığı açıklamanın gerçeklerden kopuk olduğunu bildirdi. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığına ilişkin tutumunu 2004’ten bu yana açık şekilde ortaya koyduğu vurgulanan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında şunlar kaydedildi:  “Güney Kıbrıs Rum yönetiminin bölge ülkeleri ile bu tarihten itibaren yaptığı MEB (Münhasır Ekonomik Bölge) sınırlandırma  anlaşmalarının hem bizim hem de Kıbrıs Türkleri için geçerli olmadığı, bunların bir tanesinin de ülkemizin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı haklarını ihlal ettiği zamanında ilgili ülkelerin ve uluslararası toplumun dikkatine getirilmişti.

AYNI ŞEKİLDE

Bölgede, tüm ilgili kıyıdaşlar arasında uluslararası hukuk kuralları uyarınca hakkaniyete dayalı sınırlandırma anlaşmaları henüz tamamlanmamıştır. Hal böyle iken, üçüncü tarafların kendilerini adeta uluslararası mahkeme yerine koyarak deniz sınırlarının nereden geçeceğini tayin etmeye çalışmaları kabul edilemez. Bu anlamda, ABD’nin Rumların ‘hak iddia ettiğini söylediği’ bir alana yönelik geçerli sınırlandırma anlaşması varmış gibi Türkiye’ye çağrıda bulunması, ne yapıcı ne de uluslararası hukuka uygun bir yaklaşımdır.”

YUNANİSTAN: SEMBOLİK HAMLE

YUNANİSTAN Dışişleri Bakanı Yorgo Katrugalos, Türkiye’nin Kıbrıs açıklarında sondaj çalışmaları yapma kararının ciddi olmadığını ve sadece sembolik anlam taşıdığını öne sürdü. Katrugalos, “88.7 FM ” radyosuna verdiği demeçte Türk sondaj gemisi ‘Fatih’in tek başına önemli sodaj çalışmaları yapma imkanlarına sahip olmadığını da iddia etti. Yunan Dışişleri Bakanı şunları söyledi:

“Barbaros gemisine bir bakın. Türk bayrağını sembolize etmek için kırmızıya boyanmış. Sadece Türkiye’nin “Biz de buradayız” mesajını vermek için gidiyor. Fatih gemisi ise sondaj yapabilir. Ancak amacı diğer çokuluslu yabancı şirketlerin gemilerinden farklı. Gerekli teknik uzmanlık birikimi yok. Türklerin amacı “Biz buradayız” demek ve Kıbrıs’ın (Rum Kesimini kastediyor) Ekonomik Münhasır Bölgesi (MEB) içindeki yasal haklarından şüphe ettiğini göstermektir.”

Katrugalos, AB ve ABD’nin konuyla ilgili açıklamalarından memnuniyetini de dile getirdi.

Yorgo KIRBAKİ/ATİNA

Yorumları Göster
Yorumları Gizle