GeriDünya Nabucco: Riskleri ve fırsatları
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    8
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nabucco: Riskleri ve fırsatları

Nabucco: Riskleri ve fırsatları
refid:8465482 ilişkili resim dosyası

Hükümetlerarası antlaşmayla ilk adımı atılan Nabucco projesi, Türkiye için “büyük fırsatların” yanısıra, “hayati riskler” de getiriyor. Akıllıca bir “geri adım” atıp projenin suya düşmemesini sağlayan hükümetin, ortada bir taviz yokmuş gibi davranması gereksiz. Daha fazla “şeffaflık” beklediğimiz Ankara’nın asıl cevap vermesi gereken sorular şunlar: Türkiye’den geçecek 2 bin kilometrelik boru hattını, AB güvenlik güçlerinin korumasına izin vereceğimiz doğru mu? Bu durumda egemenliğimize gölge düşmeyecek mi? Bu konuda referandum yapmaya var mısınız?

ekizilkaya@hurriyet.com.tr

 

 

Nabucco Doğalgaz Boru Hattı’nın inşa edilmesi için gereken hükümetlerarası anlaşma sonunda yapıldı.

 

Orta Asya ve Yakın Doğu doğalgazını Orta Avrupa’ya taşıyacak hattın en uzun bölümünü barındıracak Türkiye, aylardır inatla savunduğu şartlarından vazgeçti.

 

Ankara, hattan geçecek doğalgazın yüzde 15’i için “özel satın alma opsiyonuna” sahip olmayacak.

 

Enerji Bakanı Taner Yıldız, bunun bir “geri adım” olmadığını savunurken, ne yazık ki âdeta çocuk kandırmaya kalktı.

 

İmzalanan antlaşmaya göre, hatta girecek gazın yarısı, istemeleri halinde altı ortak arasında paylaştırılacak.

 

Orta ve uzun vâde için yapılan projeksiyonlar düşünülürse, bütün ortakların, alabilecekleri “azami miktarda” gazı talep edecekleri öngörülebilir.

 

Bu durumda Türkiye’ye, tüm ortaklar gibi, gazın yüzde 8.3’ü düşecek.

 

Yâni Ankara, Nabucco için “son treni” kaçırmamak uğruna, yüzde 15 ısrarını bırakıp ortalama yüzde 8.3’e razı oldu.

 

Peki Bakan Yıldız neden gerçeği kendi kamuoyuyla “olduğu gibi” paylaşmak yerine onu manipule etmeyi seçti?

 

Nabucco: Riskleri ve fırsatları

 

Bu, anlaşılır gibi değil.

 

Bakan, “Yüzde 15 oranını pazarlık masasına zaten biz getirmiştik. Bunda uzun süre direttik. Fakat projenin riske girmesi üzerine yüzde 8.3’e razı olduk” dese, yâni tüm çıplaklığıyla doğruyu söylese ne kaybederdi ki?

 

Gerektiğinde geri adım uzlaşmak da uluslararası siyasetin “olmazsa olmazı” değil mi?

 

* * *

GÜNEY AKIM’A DA KATILMALIYIZ

 

Nabucco, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın geleceği için büyük önem taşıyan bir proje.

 

Müstakbel boru hattına şu anda “yeterli gaz” bulunamaması çok da önemli değil.

 

Hidrokarbon enerji kaynakları açısından dünyada hâlâ gelecek vadeden iki bölge var: Kuzey Kutbu ve Orta Asya. Bu ikinci kaynağın yanısıra, Kuzey Irak’tan ve gelecekte nükleer sorunun çözülmesi halinde İran’dan alınacak gazla Nabucco kolayca doldurulabilir.

 

Dolarsa ne olacak?

 

Nabucco, enerjiye aç ve Rusya’ya bağımlı Avrupa’nın doğalgazla beslenmeyi sürdürmesi için “hayati bir alternatif” sunacak.

 

Türkiye bu noktada elindeki kozları daha da artıracak siyasi seçimleri yapmalı.

 

Örneğin Nabucco ile birlikte Rusya’nın Güney Akım boru hattı projesine de neden dahil olmayalım ki?

 

Böylece Nabucco’nun ölü doğması halinde bile, bölgenin “enerji kavşağı” olma ayrıcalığını Sırbistan’a kaptırmamış oluruz.

 

Elbette bu konuda uzun vâdeli “ulusal çıkarlar” önemli, fakat o ulusal çıkarları savunma ve tartışma biçimimiz de önemli.

 

Hükümet, Enerji Bakanı Yıldız’ın yaptığı gibi, çıkarlarımızdan ödün verdiğimizde bunu saklamak yerine, “şeffaf” bir şekilde bunu tüm toplumla paylaşmalı ve nedenlerini açıklamalı.

 

Nabucco’daki yüzde 6.7’lik arz garantisi “tavizini” şahsen akılcı buluyorum ve Yıldız’ın bunu saklamaya çalışması için herhangi bir neden göremiyorum.

 

Bakan’ın bu projede belki de asıl saklaması gereken ve ulusal çıkarlarımızın yanısıra bu topraklardaki “egemenlik hakkımızı” da aşındıran bir başka madde var.

 

Ev sahibi ülkelerin yapacağı antlaşmaya göre, boru hattının emniyetinden AB’ye bağlı olarak kurulacak özel bir güvenlik biriminin sorumlu olacağı bildiriliyor.

 

Rusya’nın Gürcistan saldırısının, yatırımcıları Nabucco konusunda endişelendirdiği söyleniyor.

 

Star’ın geçen hafta bakanlık kaynaklarına dayanarak yayınladığı ve hâlâ yalanlanmayan habere göre, Ankara da bu endişelere sempatiyle yaklaşıyor.

 

Bu ne demektir?

 

3 bin 300 kilometrelik hattın Türkiye’den geçecek yaklaşık 2 bin kilometrelik bölümü, AB güvenlik güçleri tarafından korunacak.

 

Yâni örneğin bir Türk vatandaşı olarak Kapadokya civarında dağ yürüyüşü yaparken, bir anda bir Avusturyalı asker tarafından sorgulanabilirim...

 

Öyle ya, belki de PKK adına boru hattını bombalamaya gidiyorumdur!

 

* * *

BERLİN-BAĞDAT DEMİRYOLU GİBİ OLMASIN

 

Türkiye, elinin bu kadar güçlü olduğu bir dönemde, kendisini güçsüz, aciz ve çaresiz gösteren böylesine tavizler vermemeli.

 

Sınırları emanet ettiğimiz Türk askeri mi koruyamayacak Nabucco’yu?

 

Bir hükümet kendi jandarması yerine yabancı askeri tercih edebilir mi?

 

Türk kamuoyunda hemen hiç yankı yaratmayan bu mesele, bence ulusal egemenlik konusunda mayın temizleme ihalesinden bile hayati bir simgeselliğe sahip.

 

Türkiye’nin küresel bir güç haline gelmesi yolunda “potansiyel bir araç” olan Nabucco, hükümetin yanlış seçimleri sonucunda devletimiz için bir “milli felakete” de dönüşebilir.

 

Hatırlayalım:

 

Osmanlı Devleti, Berlin-İstanbul-Bağdat Demiryolu Hattı’nın inşasına 106 yıl önce başlarken, yeniden bir “dünya gücü” olma hayalleri kuruyordu.


Sonunda ne oldu?

 

Binlerce kilometrelik o demiryolu, iki yanından 200’er metrelik arazi şeridinde kalan tüm yeraltı kaynaklarıyla birlikte “müttefik” Almanlar’a verildi.

 

Egemenliğimizden verdiğimiz bu büyük ödüne rağmen, bu hat ve onu tamamlayan Hicaz Demiryolu sayesinde Arap âlemini arkamıza alıp “İmparatorluk’u kurtarma” hedefine de ulaşamadık.

 

Büyük fırsatların yanısıra hayati riskler de getiren Nabucco Boru Hattı projesinin, tarihimizdeki Berlin-Bağdat ve Hicaz Demiryolu fiyaskolarına benzemesini istemiyorsak, hükümetin daha dürüst, şeffaf ve akılcı bir enerji politikası yaratması şart.

 

Öyleyse...

 

Türk toprağında Amerikan askerine hayır” diyerek meşum tezkereyi reddedenler;

 

Bu uyarıyı önemsemiyorsanız, lütfen bir referandum yapıp halka sorun bakalım:

 

Türkiye’yi boydan boya geçecek boru hattını AB askerleri korusun mu?


Yorumları Göster
Yorumları Gizle