GeriDünya İki farklı Almanya
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İki farklı Almanya

İki farklı Almanya

FEDERAL Kriminal Dairesi’nin (BKA) resmi verilerine bakıyorum.Almanya’da bu yılın ilk 9 ayında sığınmacılara karşı 798 cürüm işlenmiş.

İki farklı Almanya
Bunların 137’si şiddet suçu.
61’i kundaklama.
11’i adam öldürmeye teşebbüs.
Bu suçların 740’ının aşırı sağcılar tarafından işlendiği saptanmış.
Geri kalanı açıklık kazanmamış ama aşırı sağ motifli olduğundan hareket edilmekte.
Sığınmacılara karşı işlenen suç sayısı 2013 yılında 69 ve 2014 yılında 199’muş.
Geçen yıl bu rakam bin 29’a ulaşmış.
İşte bu verileri okuyunca insan dehşete düşüyor.
Tedirgin oluyor.
Televizyon ekranlarına bakıyorum.
Pegida kısa adıyla tanınan Batı’nın İslamlaşmasına karşı Vatanperver Avrupalılar kin kusmayı sürdürüyorlar.
Eski Doğu Almanya’nın tarihe gömülmesine yol açan Pazartesi Gösterileri’nin düzenlendiği Dresden’de, Leipzig’de İslam düşmanlığını, yabancı düşmanlığını körüklüyorlar.
Sığınmacılara Almanya’nın kapıların açan Başbakan Angela Merkel’e ateş püskürüyorlar.
“Merkel defolup gitmeli” diye bağırıyorlar.

***

Gösteriye katılanların önemli bir bölümünü sıradan vatandaşlar oluşturuyor.
Ama sağ popülist Almanya İçin Alternatif’in (AfD) dolduruşuna gelip “Merkel istifa” diye bağırıyorlar.
Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı ve Federal Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel için hazırlanmış idam sehpası.
Ürkütücü bir tablo.
Almanların tarihine kara sayfalar olarak geçen Nazi dönemini anımsatan bir tablo.
“Günümüzün Almanyası’nda böyle bir şey olamaz” diyorum.
Ama oluyor işte.
Yapılan kamuoyu yoklamalarına bakıyorum.
Ortaya farklı bir tablo çıkıyor.
“Göçmen kökenli insanların burada (Almanya’da) kendilerini iyi hissetmeleri ve uyum sağlamaları için iyi bir ortam yaratılması önemlidir” diyen Almanların oranı yüzde 79’u buluyor.
“Göçmen kökenliler olmasa, Almanya bu kadar cazip olmaz” görüşünü paylaşan Almanların oranı yüzde 65’e ulaşıyor.
“Farklı ülkelerden gelen insanların kültürleri hem Almanya hem de kişisel olarak benim için zenginliktir” diyen Almanların oranı da yüzde 65’e ulaşıyor.
“Yerliler (Almanlar) ile göçmen kökenliler birbirinden çok şey öğrenebilirler” diyenlerin oranı Batı’da yüzde 87’ye, Doğu’da yüzde 80’e ulaşıyor.
“Göçmen kökenli insanların Almanya’ya uyum sağlamalarına katkıda bulunmak için boş zamanlarımda fahri olarak görev almaya hazırım” diyen Almanların oranı yüzde 52’yi geçiyor.

***

Bu verileri okuyunca karamsarlığım azalıyor.
Geleceğe dönük olarak umutlarım artıyor.
“İşte böyle bir Almanya da var” diyorum.
Ancak kişisel ilişkilere dönük verilere baktığımda, daha kat edilecek bir hayli yolun olduğunu da görüyorum.
Son kamuoyu yoklamalarına göre “Almanya’da dünyaya gelmemiş biriyle komşuluk ilişkileriniz var mı?” sorusuna Batı Almanların yüzde 54’ü “Evet” derken, Doğu Almanların sadece yüzde 24’ü bu soruya olumlu yanıt veriyor.
Eski Doğu Almanya sınırları içinde oluşturulan yeni eyaletlerde göçmen kökenlilere ve sığınmacılara dönük önyargıların, tepkilerin insanların birbirini tanımamalarından kaynaklandığına dikkat çeken bilim adamlarına hak veriyorum.
Tabii bu ilişkilerin nasıl artırılması gerektiğini kendi kendime sormadan da edemiyorum.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle