GeriDünya Dostluk köprüsü ilk meyvelerini vermeye başladı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dostluk köprüsü ilk meyvelerini vermeye başladı

Dostluk köprüsü ilk meyvelerini vermeye başladı

Gerhard Schröder. Almanya’nın 7’nci başbakanı. 1998-2005 yılları arasında başbakanlık yaptı.

Dostluk köprüsü ilk meyvelerini vermeye başladıGENÇLİK yıllarında Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) gençlik teşkilatı Genç Sosyalistler’in (Jusos) başkanlığını yaptığı dönemde, bir gece kafayı çektikten sonra Bonn’daki başbakanlık binasının bulunduğu dev bahçenin önünde geçerken, demir parmaklıklarına tırmanıp, “Buraya girmek istiyorum” diye haykırdığı söylenen Gerhard Schröder, bu hayalini gerçekleştiren ender politikacılardan biridir.
Başbakanlığı döneminde birçok politikacının cesaret edemeyeceği çok önemli kararlar alınmasında etkin rol oynadı.
Alman askerlerin Irak Savaşı’nda görev almasına “Hayır” dedi.
Ama çeşitli çevrelerin eleştirilerine kulak asmayıp, Alman Hava Kuvvetleri’nin Sırpların giriştiği katliama karşı Kosova’da görev almasına “Evet” dedi.
Alman askerlerin Afganistan’da Taliban’a karşı mücadele etmelerine de onay verdi.
Almanya’nın son dönemlerdeki en köklü sosyal reformu olan Hartz IV’ü hayata geçirdi.
Her ne kadar kendisi bu reform yüzünden koltuğunu kaybetse de kazanan Almanya oldu.

***
Bu reformun meyvelerini de koltuğu devralan Başbakan Angela Merkel, topladı.
Schröder, dönemin Fransa Devlet Başkanı Jaques Chirac ile dostluğu pekiştirdi.
Hem kişisel hem de ülkelerarası dostluğu.
Bu sayede iki ülke arasındaki ilişkiler en yüksek düzeye ulaştı.
Rusya-Almanya ilişkilerinin gelişmesinde de Schröder ile Putin arasındaki dostluk önemli bir rol oynadı.
Tabii Schröder ile şu anda ayrı yaşadığı eşi Doris Schröder-Köpf’ün Gregor ve Viktora isimli iki Rus çocuğu evlatlık edinmeleri de bu ilişkileri pekiştirdi.
Schörder, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin gelişmesine de şahsen çok önem verdi.
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında müzakerelerin başlaması için ayrı bir özen gösterdi.
Başardı da.

****
Müzakereler başladıktan kısa bir süre sonra 12 Ekim 2005 tarihinde Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu.
Aslında 18 Eylül 2005 tarihinde yapılan genel seçimlerde SPD en güçlü parti konumunu yitirdiği için başbakanlık koltuğunu kaybedeceğini bile bile Schröder, son kez Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu.
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte İstanbul’da iftar sofrasında buluştu.
Bu tutumu Schröder ile Erdoğan arasındaki dostluğu pekiştirdi.
Yaptığım her söyleşide “Sevgili dostum” dediği Erdoğan’ı Hannover’deki evinde verdiği doğum günü partisine davet ederek, dostluk köprüsünü sağlamlaştırdı.
Schröder, Angela Merkel başbakan seçildikten bir gün sonra 4 yıllığına seçildiği halde milletvekilliğini bıraktı.
Kısa bir süre sonra da eski mesleği avukatlığa döndü.
İsviçre’nin medya devlerinden Ringier Yayınevi’nin danışmanlığını üstlendi.
Bir süre sonra da Rusya’nın enerji devi Gasprom’un yan kuruluşu Nord Stream’in (Kuzey Akımı) yönetimine girdi.
Yani Gerhard Schröder, bu tutumuyla Almanya’da tabuları yıktı.
Daha önceki dönemlerde görev süreleri bittikten sonra tüm eski başbakanlar köşelerine çekilip, gelişmeleri uzaktan izledikleri halde, Schröder’in özellikle bir Rus şirketi ‘adına’ çalışmasına tepkiler yağdı.
Ama Schröder bunlara kulak asmadı.
Son olarak da 29 Eylül 2017 tarihinde Rus enerji şirketi Rosneft’in Denetleme Kurulu Başkanlığını üstlendi.
Tabii hem hükümetin büyük kanadını oluşturan Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Parti (CDU/CSU) hem de Yeşiller ve Sol Parti mensubu politikacılar, buna sert tepki gösterdiler.
Hatta kendi partisi SPD’den de eleştiriler geldi.
Ama “Bu benim kişisel hayatım” diyen Schröder bunları duymazdan geldi.

***
İşte dostluk ilişkilerine son derece önem veren Gerhard Schröder’in Türkiye’de tutuklu bulunan Alman vatandaşlarının serbest bırakılması için aynı partili Federal Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in arzusu üzerine İstanbul’a gidip Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştüğü ortaya çıktı.
Ve Schröder’in kurduğu dostluk köprüsü ilk meyvelerini vermeye başladı.
Alman medyasının sürekli karaladığı Türk mahkemeleri, Alman insan hakları savunucusu Peter Steudtner’i ve aynı suçlamalardan gözaltında bulundurulan diğer zanlıları serbest bıraktı.
Böylece iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerinin yeniden rayına oturtulması yönünde olumlu sinyaller de gelmeye başladı.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle