Dünya Haberleri

DÜNYA

    Çin ‘de etnik çatışmalar

    Yavuz Çekirge
    12.07.2009 - 11:30 | Son Güncelleme:

    Çin bu haftanın gündemine etnik sorunlarıyla çok hızlı bir giriş yaptı. Uygur bölgesinde halkın polisle çatıştığı ve bazı ölümlerin olduğu haberi medyaya yansıdı.

    "Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde çıkan olaylarda ölü sayısının 184'e yükseldiği bildirildi.Yeni Çin Haber Ajansı, bölgesel kaynaklara dayandırdığı haberinde, ölü sayısının 156'dan 184'e çıktığını kaydetti.Başka kaynaklar ise ölü sayısının 600 ile 800 civarında olduğunu duyurmuştu.Ölenlerin çoğunluğunun Han ırkından olduğu resmi kaynaklarca ifade ediliyor."

    Buradan anlaşıldığına göre ciddi bir etnik çatışma söz konusu : Çoğunluğu Han ırkından olan gruplarla azınlıkta kalan Uygur Türkleri çatışıyor.Bu ilk kez olmuyor.Tarihsel bir gelişim çizgisi de var.

    Tarihsel olarak bakıldığında Çin ‘de 400 civarında etnik grubun varlığından söz ediliyor. "Han" adı verilen etnik grubun ülkenin çoğunluğunu teşkil ettiğini,diğer 55 grupla birlikte  toplam etnik grup sayısının resmi kayıtlarda  400 den 56 'ya düşürüldüğünü biliyoruz.

    Çin Halk Cumhuriyeti resmi kaynakları ülkede  etnik siyaset yapılmadığını ileri sürüyor. Öte yandan tarihsel süreç içerisinde ilkçağdan bu yana hemen hemen tüm imparatorluklarda görülen nüfus kaydırmaları Çin ‘de de uygulanıyor. Sayıları 5000 ile 17 milyon arasında değişen 55 resmi etnik grubun 1.2 milyar Han nüfusla kaynaştırıldığını ve tüm özerk bölgelerde Han çoğunluğun sağlandığını ileri süren yorumcular var .Muhalif gruplar Çin’in resmi politikasının  giderek ülkede bilinçli bir asimilasyon siyaseti uygulamak olduğunu vurguluyorlar.

    Uygur Özerk bölgesinde yaşayan çoğunluğu Müslüman olan Uygur'ların nüfusunun ise 8 milyon civarında olduğu belirtilmektedir.Çin ‘de toplam Müslüman nüfusun 20 milyon civarında olduğu da BM kayıtlaarından anlaşılmaktadır.

    Anlaşıldığı kadarıyla özerk bölgede dini ve kültürel baskı söz konusudur.Uygur geleneklerinin uygulanmadığı,çalışma yaşamının ve çocuk yapma kısıtlamalarının Doğu Türkistan ve Uygur bölgelerinde tepkiyle karşılandığı açıklamasını yapan resmi kaynakların  bazı direniş örgütlerince yalanlandığı haberleri de medyada yer almaktadır.

    Böylesine kapsamlı bir konunun "Loose Canon " misali medyada dolaşması da hayra alamet değil aslında .Neredeyse otuz kırk yıldır süren bu asimilasyon politikasının neredeyse tamamlanan nüfus yerleştirme operasyonlarından sonra birden bire böylesine ortaya çıkmasının nedenleri üzerinde de durmak gerekir.
    Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri bakanlığı resmi olarak bu konuda ne yapacaktır ? Bir politika belirlenmişmidir ? Yirmi otuz yıl  önce özellikle "9-Işık " doktrinine bağlı Ülkücü gruplar tarafından sürdürülen "Esir Türkleri Kurtarma " kampanyası yeniden alevlenmişe benziyor.

     "Soydaş " kavramı acaba ne kadar esnetilebilir ?
    Yunanistan,Romanya,Bulgaristan,SarayBosna 'da yaşayan "soydaşlarımız"  kavramıyla Doğu Türkistan 'da ve Rusya'da yaşayan "soydaşlarımız" aynı tarihsel süreçte mi değerlendirilecektir?
    Bireysel hak ve özgürlüklerin savunulması gerekirken  , belirli bir etnik grubun hak ve özgürlüklerinin korunması ne anlama gelecektir?

    Bu soruların  cevaplarını vermek zorunda olan yetkililerin işi  kolay değil.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı