GeriDünya Avrupa'da kader günü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Avrupa'da kader günü

Avrupa'da kader günü

23 Mayıs’ta İngiltere ve Hollanda’dan başlayan Avrupa Parlamentosu seçim maratonu, bugün 21 ülkede yapılacak seçimlerle tamamlanacak. Hollanda’da sandık çıkış anketlerine göre aşırı sağın hezimete uğraması bir umut yaratsa da İtalya, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde aşırı sağ ve popülistlerin göstereceği performans, AB’nin geleceğinin şekillenmesi açısından önemli olacak.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) 751 yeni üyesini belirlemek üzere 23 Mayıs’tan bu yana devam eden seçim maratonunun finali bugün. Şu ana kadar oy kullanılmayan 21 Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke sandığa gidiyor. AB’nin önümüzdeki beş yılına şekil verecek seçimlerde tüm gözler ise başından bu yana aşırı sağ ve popülistlerin sıçrama yapacağı öngörülen İtalya, Fransa ve Almanya gibi ülkelere çevrilmiş durumda. Bu ülkelerden çıkacak sonuçlar yarın nasıl bir AP ile karşı karşıya kalınacağı sorusuna büyük ölçüde cevap olacak.

KATILIMA TEŞVİK

Hollanda’daki sandık çıkışı anketler, ana akım partilere belli bir umut verdi. Bununla birlikte bu umudun AB çapına yayılıp yayılmamasında belirleyici faktör İtalya’da popülist Matteo Salvini’nin, Fransa’da aşırı sağcı Marine Le Pen’in ve aynı çizgideki Almanya İçin Alternatif’in (AfD) gösterecekleri performans olacak. İspanya’da dengenin nasıl kurulacağı, halkın bir bölümünün mevcut yönetimlerden ciddi düzeyde rahatsız olduğu Orta ve Doğu Avrupa ülkelerindeki oy tercihi de AB’nin yönünün çizilmesinde ana aktörler arasında yer alacak.

Programlarının önemli bölümünü pratikte hayata geçirilmesi çok zor ama kulağa hoş gelen vaatlerle dolduran aşırı sağ ve popülist partilerin yararlandıkları bir unsur da katılım oranı. AB’nin 28 üyesinde oy kullanma hakkına sahip 427 milyon kişi var ancak bunların önemli bölümünün özellikle AP seçimlerinde sandığa gitmemesi popülistlerin işine yarıyor. 2014’teki AP seçimlerinde katılım oranı AB genelinde yüzde 42.6’da kalmıştı. Aynı seçimlerde Slovakya’daki oran sadece yüzde 13.1’di. Bu tablo, ana akımdaki Avrupa yanlısı partileri bu seçimlerde seçmenleri oy kullanmaya ikna etmek için ekstra çaba harcamaya itti.

İÇERİDEN YIKMA ÇABASI

Yapılan değerlendirmeler her ne kadar son dönemde çizgisinde belli sapmalar tespit edilse de merkez sağı temsil eden Hıristiyan Demokrat Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) seçimlerden ilk sırada çıkacağını onu da merkez solun temsilcisi Sosyalistler ve Demokratlar’ın takip edeceği yönünde. Mevcut AP’de de bu gruplar ilk iki sırada. Öngörüler bu iki grubun ilk kez AP’de çoğunluğu kaybedeceği yönünde. Beklenen ‘dalga’ gerçekleşse bile popülistler ve aşırı sağın AP’de çoğunluğu ele geçirme şansı yok. Bununla birlikte oylarını artırma oranına bağlı olarak göz ardı edilemeyecek bir güç haline gelme olasılığı küçümsenmeyecek kadar yüksek. Brexit etkisiyle AB’den çıkma stratejisini bir kenara bırakan popülistlerin elde edecekleri sonuç ne olursa olsun ‘AB’yi içeriden çökertme’ stratejisi sürecek.

TÜRKİYE KARŞITLIĞI PRİM YAPMADI

BU yılki AP seçimlerinin dikkat çeken unsurlarından birini Türkiye’ye yönelik söylemlerin azlığı oluşturdu. 1999’dan bu yana yapılan üç seçimde Türkiye konusu son derece yoğun işlenen ve aleyhte konuşana oy kazandıran bir niteliğe sahipti. Bu seçimlerde ise Türkiye pek gündem yaratmadı. Aşırı sağın Türkiye karşıtlığı sabit kalmakla birlikte ana akımda Türkiye’yi gündemde tutmaya çalışan tek isim Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) Avrupa Birliği Komisyonu Başkan adayı Alman parlamenter Manfred Weber oldu. Yıllardır Türkiye’nin üyeliğine karşı isimler arasında yer alan Weber son dönemde üyelik müzakerelerinin tamamen sona erdirilmesi tezini işliyordu. Bu unsuru resmi kampanya vaatlerinin arasına da soktu. Weber rakipleriyle bir araya geldiği programlarda Türkiye’yi tartışma konusu yapmaya çalıştıysa da ana akımdaki diğer partiler kampanya süresince soru gelmedikçe bu konuya girmeyen bir yaklaşım izlediler.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle