Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
31 Temmuz 2014 Perşembe 12:27

 ADnet  
Reklam için
» Avrupa Yunanistan seçimlerinden memnun
» İran'la nükleer görüşmeler yeniden başladı
» Mısır: Askerler yasama yetkisini de aldı
» Fransa'da zafer Sosyalistlerin
» İsrail-Mısır sınırında ölümcül saldırı
» Dünyanın üzerindeki 'obezite yükü'
» Başbakan halkı hiçe saydı
» DNA testi müebbetten kurtardı
» Suriye'de kritik gelişme
» Gizli görevden döndü
Euractiv
Tüm Dünya Haberlerini Okumak İçin
Önceki Haber     Sonraki Haber

‘Ağ Toplumu’ olarak Yeni Dünya Düzeni –2-

 
Emre KIZILKAYA / DIŞ AÇI
‘Ağ Toplumu’ olarak Yeni Dünya Düzeni –2-
Yeni dünya düzeninde NATO gibi örgütler tarihe gömülecek; hackerların, kadınların, viral pazarlamacıların ve El Kaide’nin anlam ifade ettiği bir sistem olacak bu...

Bir önceki yazıda, “tek kutuplu” dünyanın Gürcistan savaşı ile birlikte “çift kutuplu” hale geldiğini öne süren uzmanlara itiraz etmiş ve eklemiştim: Artık “çok kutupluluk” da söz konusu değil. Çünkü yeni iletişim teknolojilerinin yarattığı devrim, karşıtlıklara dayanan “kutup mantığını” yok ederek, karşılıklı bağımlılığa dayanan “küresel ağ”ı oluşturdu.

 

Bu iddiayı biraz açalım.

 

Macar yazar Frigyes Karinthy, daha 1929’da, insanlar arasındaki bağlantıların giderek artması nedeniyle “dünyanın büzüldüğünü” öne sürmüştü.*

 

Facebook, Myspace ve Twitter gibi sosyal internet uygulamalarının hayata geçmesini sağlayan yeni teknolojiler, Karinthy’nin öngörülerini bugün itibariyle doğruladı.

 

Jure Leskovec ve Eric Horvitz’in birkaç ay önce yayımladığı araştırma, dünyanın iki farklı bölgesinde yaşayan ve birbirini tanımayan herhangi iki insanın, ortak arkadaşlardan oluşan yaklaşık 7 kişilik bir “sosyal zincir” yoluyla bağlantılandırılabileceklerini ortaya koydu.

Aynı araştırma 19. yüzyılda yapılsa, bu katsayı çok daha yüksek çıkacaktı. Yani dünya gerçekten de internet sayesinde çok, çok küçülmüştü.

 

Öte yandan, İspanyol sosyolog Manuel Castells’in de tespit ettiği gibi, söz konusu yeni düzen, her alanda kullanılan dikey hiyerarşik örgütlemeyi tarihe gömerken, “şebekeleşmiş bir organizasyon türünü” ortaya çıkardı. Bunu adı, “Ağ Toplumu” idi.**

 

“” yapının kabaca 2001 yılından beri tam olarak küreselleştiğini ve artık dünyada bir “alternatif” olarak değil, “zorunluluk” olarak belirdiğini görüyoruz.

 

Bu teknolojik altyapının, siyasal üstyapıyı belirlediği bir gerçek: Eski dünya düzeninde, bir kutba (mesela SSCB) karşıysanız, diğerine (mesela ABD) yaklaşma fırsatınız vardı . Yeni dünya düzeninde ise, ya “küresel ağa” entegre olacak ya da yok olacaksınız.

 

Artık yeni bir “süpergüç” imkansız, çünkü yeni dünya düzeninin merkezinde yer alan “karşılıklı bağımlılık” ilkesi, “tam bağımsızlığı” imkansız kılıyor.

 

ABD’nin neredeyse tüm tüketim ürünlerinin imalatı Çin’de yapılıyor, petrol ihtiyacının büyük bölümünü ise bir başka “hasım” kabul edilen Araplar karşılıyor. Avrupa’nın enerji ihtiyacının neredeyse yarısını Rusya tedarik ediyor. Ama Moskova da, Orta Asya’daki Türk devletlerinin eline bakıyor.

 

Böyle bir düzende, “kutup” mu kalır?

* * *

NATO’nun sonu

 

Kutupların, yerini yekpare bir ağa bırakmasının etkilerini gelecekte daha iyi göreceğiz. “Ağ sistemine” kim uyum sağlıyorsa (doğal seçilimdeki gibi) hayatta kalacak, “kutupsal düzenin artıkları” ise tasfiye olacak.

 

Daha somut örnekler verelim:

Mesela NATO, hiç şüphesiz kutup düzeninden arta kalan, son kullanma tarihi 17 yıl geçmiş bir örgüt. Bu anlamda, “tarihsel bağlamını” yitirdi.

 

Gürcistan savaşında “ilk sinyali” aldık; Rusya, yarın Ukrayna’ya, hatta halihazırda bir NATO üyesine (örneğin Polonya’ya) aynı müdahaleyi yaparsa hep birlikte daha iyi göreceğiz: Kutupçu NATO, ya kendisini lağvetmek zorunda kalacak veya “küresel ağın” zemin oluşturduğu yeni düzene ayak uydurmasını sağlayacak “reformları” yapacak.

 

Peki bu düzende kimler mi kazanıyor?

 

Yeni dünya düzeninde en büyük avantaja sahip unsurlar, bu düzenin ağ yapısına “uygun olanlar” veya ona “uyum sağlamayı” başaranlar olacak. Deli dana hastalığının yayılışına karşı önlem anlam için, bilgisayar virüslerinin “sanal ağ” üzerinde yayılma davranışlarını inceleyerek, büyükbaş hayvanların sevk ve nakliye yollarını bu mantıkla kontrol etmeniz gerekiyor.

 

Küresel bir siyasi yahut ekonomik güç olmak için de, küreselleşmiş terörü yenmek için de, uluslarötesi şirketlerin kullandığı “viral pazarlama teknikleri”nden ve tek tabanca ”bilgisayar korsanlarının” kurumsal ağlara sızmak için başvurduğu yöntemlerden ders almanız şart.

 

Bu noktada İslam dininin yükselişi, hiç de şaşırılacak bir şey değil.

 

* * *

İslam ve El Kaide

 

Son dönemde İslam’ın bir anda bu kadar konuşulur olması, onun Ağ Toplumu’nu esas alan Yeni Dünya Düzenine (yoksa “Nizam-ı Cedit” mi demeli?) cuk oturarak etkisini artırmasıyla, yani “bağlam” kazanıp daha da anlamlı hale gelmesiyle alakalı.

 

Nitekim, İslam’ın (özellikle de siyasal İslam’ın) “geleneksel örgütleniş tarzı”, tam bir “ağ yapısı” sergiliyor.

 

Hoca Ahmet Yesevi’nin, Türkistan’daki tekkesinde daha 10. yüzyılda oturup, 300 yıl sonra mümkün olacak olan Anadolu ve Balkanlardaki “İslamizasyon”u örgütlemiş olmasını hatırlayın. Sonra bir de bugüne dönün, Mısır’daki Müslüman Kardeşler’den, Gazze’deki HAMAS’a dek, siyasal İslam’ın tüm zaferlerinin, mahalle mahalle örgütlenerek adeta “toplumsal bir ağ” örmeye dayandığını görün.

Diğer yanda, İslam’ın “kötücül bir semptomu” olarak, tıpkı onun gibi küresel ağa bütünüyle uyum sağlayan bir örnek daha var: El Kaide.

 

El Kaide bir terör örgütü değil, bir “terör şebekesi” olduğu için bu kadar güçlü. Tıpkı uluslarüstü bir şirketin ürettiği bir “marka” gibi, fiziksel olarak yok edilmesi imkansız bir varlık.

 

Bu yüzden İngiliz hükümeti, iki hafta önce ortaya çıkan resmi raporun da ortaya koyduğu gibi, yeni bir propaganda savaşı yürürlüğe koyarak “El Kaide’nin zayıfladığı izlenimini” tüm “küresel iletişim ağına” yaymak istiyor.

 

İngilizlerin yürüttüğü bu “sanal savaş”, Afganistan’daki fiili NATO operasyonundan çok daha akıllıca. Çünkü El Kaide’yi, gerçekte olduğu şekliyle algılıyor ve onun “fiziksel varlığını” değil, ona tüm hayatiyetini veren “imajını” hedef alıyor.

Zamanın ruhuna uygun düşen İslam, bir din olarak gelecekte etkisini daha da artırırken, kendisine karşı “meşru” savunmalar geliştirilebilecek olan sapkın siyasi uzantısı El Kaide ise, bence eninde sonunda dizginlenecek.

* * *

Kadınlar ve Türkiye

İslam’ın güç kazanacağı göz önüne alındığında çoğu insan için “çelişkili” bir tahmin gibi gelse de, yeni dönemde bir toplumsal unsur daha, küresel ölçekte çok daha fazla iktidar sahibi olacak: Kadınlar.

 

Barbara Bird ve Candida Brush'ın gösterdikleri gibi*** kadınlar, dünyayı bir “ilişkiler ağı” olarak görüyor. Erkekler, iş hayatını, aile, cemaat ve cemiyet hayatından farklı, ekonomik bir alan olarak kabul etme eğilimine sahip olsalar da, kadınlar tüm bunları “bütünlükçü” bir bakış açısıyla, birbiriyle bağlantılı ve etkilişimli unsurlardan oluşan “büyük bir resim” olarak algılama yeteneğine haizler. Tam da Ağ Toplumu’na uygun bir bakış açısı bu...

 

Hackerlar, viral pazarlamacılar, El Kaide ve kadınlar...

 

Alışık olmadığımız bir “yeni dünya düzeni” kapımızda...

 

Peki Türkiye bu düzenin neresinde?

 

Türkiye, ‘Bilgi Otoyolu’na henüz ilkel bir teknolojiyle bağlanmış, üstüne üstlük “internet sansürcüsü” bir ülke damgası yemiş olsa da, bu düzenin içinde hayati bir önemde.

Eski dünya düzeninde Doğu ile Batı, İslam ile Hıristiyanlık ve Asya ile Avrupa arasında bir “köprü” olarak tanımlanan Türkiye, sistemin yeniden tanımlandığı bu dönemde bambaşka bir konumda.

 

Türkiye artık bir “köprü” değil; siyasal, sosyal, kültürel, dini ve ekonomik özellikleriyle, küresel ağın en önemli “göbek” noktalarından biri.

 

Yani biz, küresel ağın birçok parçasının birbirine eklemlendiği, varlığının, tüm sistemin geleceği için hayati önemde olduğu bir “alt küme”yiz.

 

Bunun farkına varmamız ve günün gereklerine uygun biçimde organize olmak üzere harekete geçmemiz gerekiyor.

 

 * KARINTHY, Ferenc. “Epepe”. Doğan Kitapçılık. 2003

** CASTELLS, Manuel. “Ağ Toplumunun Yükselişi, Enformasyon Çağı.” İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. 2005

*** BIRD, Barbara. “Entrepreneurship: Theory and Practice.”  Blackwell Publishing. 2002

 

 

BU HABERİN DETAYI//

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/9796771.asp?gid=200&sz=11354

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/9691305.asp?gid=200&sz=35600

 

Mind ile haber kaçırmaya son!
HEMEN YÜKLE
İLK 1 AY ÜCRETSİZ
 
Yorumlarınızı Yazınız
Bu haber hakkında henüz yorum yok
Diğer Haberler
          Vuslat Doğan      Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH