Wikileaks tarafından sızdırılan ABD belgeleri içinde Deniz Feneri skandalı ve Doğan Grubu’na yönelik vergi cezası da yer aldı. 15 Eylül 2008 tarihli ABD Büyükelçiliği belgesinde, Deniz Feneri skandalıyla ilgili haberler üzerine Doğan Grubu’nun takibe alındığı belirtiliyor.
Birkaç hafta önceden Bakan
Mehmet Şimşek’in İngiliz yatırımcılara “Doğan Grubu hisselerini satın” dediği iddiası da yer alıyor. “Erdoğan’ın saldırısının başlaması üzerine
Doğan Grubu’nun hisseleri yüzde 8 düştü” ifadesinin bulunduğu belgelerdekiler özetle şöyle:
Grupta manşet olduBir Alman mahkemesi Almanya merkezli Deniz Feneri Derneği’nin fonlarını Türkiye’de
Başbakan Erdoğan ve
AKP’ye yakın kişilere aktardığı yönündeki iddiaları dile getirdi.
Doğan’ın 3 amiral gemisi Hürriyet, Milliyet ve Radikal, hızla hikayeyi alarak, bir sonraki gün büyük başlıkla manşet yaptılar. Erdoğan skandalla ilgili diğer medyada çıkan haberleri önemsemez görünürken, öfkesini sadece
Doğan Grubu’na döndürdü.
Erdoğan kamuoyu önünde
Doğan Grubu’nu
İstanbul Hilton’da yeni rezidans için imar başvurusuyla ilgili yolsuzlukla suçladı.
Doğan iddialara, “Alman mahkemesi Başbakan’ın bu davaya karıştığını iddia etti. Ana muhalefet partisi bunu NTV’de açıkladı, fakat bunu ben gazetelerimde yazmakta inat etmekle suçlandığımı anlamakta zorluk çekiyorum” diyerek cevap verdi.
‘Hisseleri satın’ önerisi
Başbakan’ın (o dönem) sözcüsü Akif Beki, “Bu bir medya alışkanlığı. Onlar bir şey istiyor, alamadıklarında saldırıyorlar” yorumunu yaptı. Ticaret Bakanı
Mehmet Şimşek, Londra’da bir grup yatırımcıya Doğan hisselerini satmalarını, çünkü Doğan’ın ‘uzun süre yaşayamayacağını’ açıkladı.
Gerçekte, Erdoğan’ın saldırılarından sonra Doğan hisseleri yüzde 8 oranında düştü. Ve her ne kadar Doğan Holding geçen yıl kâr etse de, birkaç medya, iş kaynağı hükümet ihaleleri ve kontratların eksikliğinin büyük şirketler grubunun canını yakacağına işaret etti.
Gelişmeler
Doğan Grubu’nun amiral gazetesi Hürriyet’in editoryal duruşunu değiştirdi.
Gazete, hükümet için daha eleştirel hale geldi. Bu değişime öncülük yapan faktörler arasında Petrol Ofisi olayı, hükümetin değerli Ceyhan petrol rafinerisi ihalesinden Doğan’ı çıkarması ve Erdoğan’ın
Ak Parti toplantısında, Doğan’ı sahtekar işadamı olarak adlandırması bulunuyor.
Kişisel savaş sayılabilirBu savaş, iki titan arasında çok doğrudan ve kişisel olarak görülebilir. Bununla beraber,
Ak Parti’deki diğer yolsuzluk iddialarına gelinirse, Doğan’ın saldırıları hükümet-medya ilişkilerinde daha geniş bir değişimi ifade ediyor olabilir. Bu tarz değişimler geçmişte diğer hükümetlerle de görüldü. Önceki olaylarda, medya genelde hükümet yaşamının sonunda görülmediği duruma kadar, köpekbalığının sudaki kan kokusunu alması gibi saldırılarını bu kadar artırmadı.
Gül:Tahmin ettiğimiz şeylerdi
CUMHURBAŞKANI
Abdullah Gül, Euronews Türkçe kanalına verdiği demeçte, Wikileaks’te yayınlanan belgelerle ilgili, “Tahmin ettiğimiz şeylerdi, arkasından neler çıkacak görmemiz gerekir” diye konuştu. Gül, Türkiye ile ilgili açıklamaların bir kısmının belge olarak verilmesinin Türk - Amerikan ilişkilerinde nasıl etkisi olacağı sorusuna “Dediğim gibi, açık kaynaklardan tahmin ettiğimiz şeyler şimdiye kadar ortaya çıkanlar. Ama bundan sonra neler çıkacak, neler var onları bilmiyorum. Görmemiz gerekiyor” yanıtını verdi.