Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dünya yıldızı mı takımın yıldızı mı?

BİR futbolcuyla ilgili kötü oynadığı dönemlerde olumsuz, iyi oynadığı dönemlerde de olumlu eleştiri yapmak çok kolaydır.. Yanlış anlaşılmasın, kendimi soyutlamıyorum.. Bu çoğumuzun sıklıkla başvurduğu bir eleştiri yöntemidir.. Ama birinin arkasında kötü olduğu dönemlerde durmak, iyi olduğu zaman eksilerini düşünmek önemlidir..

Sezon başında Fenerbahçe yönetimi yeni bir yabancı alma konusunda girişimler yaptı.. Gönderilecek isim ya Appiah ya da Deivid’di.. Medyaya yansıdığı kadarıyla Zico’nun böyle bir transfere gerek görmediği söylendi..

Başkana oldukça yakın bir takım gazeteciler de bugünlerde bu görüşleri doğruluyor zaten..

Yani Deivid’in kalmasını isteyen Zico’ydu.. Şampiyonlar Ligi’nde oynanan iki maç ve alınan 4 puanda Deivid’in katkısı büyük.. Kezman ise hem ligde, hem Avrupa’da büyük eleştiri alıyor..

Kezman ilk alındığı günden beri büyük forvet olarak arkasında durulan bir isim.. Her kötü oynadığı maç sonrası teknik direktörünü gizli ya da açık eleştirdi.. Deivid ise ismi fazla duyulmamış bir Brezilyalı idi.. Kötü biten her maçın günah keçisi oldu..

Şimdi iki ismi yan yana koyun.. Hangisinin takıma daha çok katkıda bulunduğuna siz karar verin..

Kezman’dan daha fazla verim alınmak isteniyorsa, kötü günlerinde tıpkı Deivid’e yapıldığı gibi yedek oturtulmalıdır.. Yerinin garanti olduğunu düşünen bir oyuncu hatayı sürekli başkasında arar.. Kezman’ın üzerindeki baskı, gol atamama baskısı falan değil.. Öyle olsa Ankaragücü maçında da gol attı, Süper Kupa finalinde de attı, şampiyonluk yolundaki kader maçında Beşiktaş’a da attı, Galatasaray’a da attı..

Kezman’ın üzerindeki baskı, "Ben büyük bir yıldızım. Ben sisteme değil, sistem bana uymalı" düşüncesinden ileri gelen bir baskı..

Zico bu sorunu çözerse sadece Fenerbahçe kazanmaz.. Kezman da kazanır.. O yüzden Zico’yu eleştireceğine ofsayta düşmemeyi, gol vuruşlarında yorgun olmamayı, adalelerini ilk geldiği günlerdeki gibi güçlendirmeyi, rakibe kasıtlı tekmeler atmamayı düşünse daha iyi olur..

Hakan Şükür’ün önemi

FATİH Terim, Moldova ve Yunanistan maçları için hücum alternatifleri düşünüyor.. Ümit Karan’la Gökhan Ünal’ı yan yana oynatmak fikri ağırlık kazanmış durumda.. Ama geçmiş maçlara baktığımızda, Hakan Şükür’ün önemini de vurgulamamız gerek..

Milli takımların yapısı çok çabuk değişmez.. İki yıllık periyotta oyun anlayışlarında çok büyük değişiklikler olmaz..

Yunanistan’la Ersun Yanal döneminde 2 kez karşılaştık.. İki maçta da gol atamadık.. Yenilmedik ama gol de atamadık.. Özellikle İnönü’deki maçta çok sayıda hücum geliştirdiğimiz halde hava toplarında rakibimiz çok üstün olduğu için sonuca gidemedik..

Yararlanmalıyız

Euro 2008’deki eleme maçında ise Atina’da 4-1 kazanırken Hakan sahadaydı.. Rakibi sürekli meşgul etti. Onlar Hakan’la boğuşurken, biz kontrataklarla golleri bulduk..

İlk attığımız golde bile Tuncay’ın savunmanın göbeği delişinde Hakan’ın savunmanın dikkatini dağıtmasının rolü büyüktü.. Yunanistan o maç dışında oynadığı 7 karşılaşmada kalesinde sadece 3 gol gördü..

Hakan’la oynadığımız Moldova maçı da milli futbolcunun 4 gol birden attığı ve rakibinin asıl zaafının hava topları olduğunun bir göstergesiydi..

Hakan Şükür’ü beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz.. Ama yıpratıcı özellikleri ve hava toplarındaki hakimiyetiyle Moldova ve Yunanistan maçlarında Hakan’dan en iyi şekilde yararlanmamız gerek..

Hocam ve ülkem

İSTER sevin, ister nefret edin.. İster futbol dehası deyin, isterse başka bir sıfat takın.. Fatih Terim, bu ülkenin bir parçası.. Milli Takım, bu ülkenin çok çok önemli bir yapı taşı.. Eleştirirken de eleştiriye yanıt verirken de sınırları aşmayalım.. Sahaya çıkalım, hem tribünleri, hem ülkeyi alkışlayalım.. Barışalım.. Dost olalım.. Tek yürek mücadele edelim..

Hocam.. Ülkem.. Bugün bayram.. Bugün maç var.. Çarşamba maç var.. Yunanistan’ı Atina’da, onların bayramında yenen de bu takımdı.. O zaman da bu basın vardı..

Hocam ve ülkem.. Finallere gitmeyi, orada temsil edilmeyi, orada başarılı olmayı çok istiyoruz.. Ama öncelikle bu kadar çok dış düşmanımızın olduğu bir dönemde, kendi kendimizi vurmayalım.. Hesaplaşmaları unutalım, saha içindeki mücadelemize bakalım..

Bay Kolot

GELDİĞİ günden beri konuşan biri Celal Kolot.. Tigana hakkında konuştu, Gökhan Zan’la kavga etti, Ertuğrul Sağlam için konuştu, Gülnaz Arsel’le kavga etti..

İstifasını verdikten sonra da Ertuğrul Sağlam’ın çok ucuz ve kaliteli futbolcuları geri çevirdiğini, çok daha maliyetli ve kalitesiz oyuncuları aldırdığını iddia etti..

Celal Bey, eğer bir zamanlar şiddetle savunduğunuz Beşiktaşlılık duruşunun ne demek olduğunu biliyorsanız bunları yapmamalısınız.. Eğer amacınız başarısızlığa zemin hazırlamaksa, her önemli maç öncesi yakın bulduğunuz gazetecilere takımı ve teknik direktörü kötülemenin anlamını camiaya açıklamalısınız..
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI