Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dünya ve Türkiye nereye gidiyor? (II)

DÜN 1990’ların ilk yarısında kurulduktan sonra 2000’li yılların son çeyreğinde göçüp, yeniden kurulmakta olan yeni dünya düzeninin parametrelerinin:

a) çok kutuplu bir dünyanın ihyası, b) ekonomik ağırlığın Batı’dan Doğu’ya doğru kayması, c) Yeniden Paylaşım Savaşları’nın devam etmesi, d) ekonomiye müdahale ve savaşlar nedeniyle devletin vazgeçilemez bir aygıt olarak güçlü varlığını devam ettirmesi, e) ABD’nin dünya üzerindeki ekonomik ve siyasal etkinliği açısından muazzam bir gerileme yaşıyor olmasına rağmen askeri, araştırma+geliştirme, teknoloji, insan kaynağı alanlarındaki bariz üstünlüğünün hálá tartışılmaz olduğunu vurgulamıştım.

* * *

Rusya Putin+Medvedev ikilisi ile siyasi dengelerini yeniden inşa etti ve dünyaya bir emperyal ülke olarak geri gelmekte olduğunu ilan etti ama ABD yeni siyasi kadrosunu bu yılın kasım ayında kuracak.

Bu veriler altında önümüzde üç soru var:

1) Ekonomik kriz hangi seviyelere ulaşacak, başat ülkeleri hangi derecede hırpalayacak?

2) Rusya Kafkas politikalarında hangi seviyede saldırgan olacak? Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi olmasına izin vererek Karadeniz’in bir NATO denizi olmasını hazmedecek mi, yoksa bir şekilde Ukrayna’ya da müdahale edecek mi?

3) ABD’de Obama seçilirse, söylediği gibi, Irak’tan kısa sürede çekilebilecek mi, İran’ın bir nükleer güç olmasına izin verecek mi?

* * *

Bana öyle geliyor ki:

1) Dünya tahminen 2010 yılının sonuna dek ekonomik açıdan duraklama, hatta gerileme dönemi yaşayacak. Kriz global kriz olduğu için bütün başat ülkeleri şu veya bu şiddette etkileyecek ama ülkelerin göreceli gücünü değiştireceğini zannetmiyorum.

2) Ancak, bu dönemde liberal umdeler çok sorgulanacak. Minimal devleti savunanlar dertlerini anlatmakta zorlanacaklar. Friedman yerine Keynes’in adı daha çok yankılanacak.

* * *

3) Bence ne kadar zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın artık Rusya 1990’ların boynu bükük Rusya’sı olmayacak. Başat ülkeler arasında kabul görene dek saldırgan bir Rusya’dan bahsedilebilir. Rusya kendine eskisi gibi tampon bölge görevi görecek etki alanları kurmadan durulmaz.

4) ABD Irak’tan kolay kolay çıkamaz. Sadece Aktütün Sınır Karakolumuza PKK’nın yaptığı hain saldırı bile ABD’nin Irak’ta ne kadar zavallı durumda olduğunu gösteriyor. Eğer ABD böyle bir ortamda Irak’tan kaçarsa bu durum Ortadoğu’yu daha evvel görülmemiş seviyede ateş altına atar. ABD’nin İran’a göz yumması ise zaten dünyadaki tüm emellerini terk etmesi anlamına gelir ki bu yazı dizisi ABD’nin henüz o duruma düşmediğini savunuyor.

3. ve 4. noktaları bir arada yorumlarsak Rusya’nın Kafkasları, ABD’nin Ortadoğu’yu aldığı bir Yeni Yalta da aklıma gelmiyor değil.

Ben ABD açısından seçimleri kazanma ihtimali yüksek Demokratların somut bir Ortadoğu politikası olmamasından korkuyorum.

* * *

5) Bu dönemde Çin ve Hindistan ekonomik açıdan büyümeye devam edecekler ama bu büyümenin çok kutupluluk dışında hasmane politikalar yaratacağını sanmıyorum. Zira karşılıklı bağımlık hasım olmaya artık müsaade etmez.

Örneğin, 1.33 trilyon yabancı para rezervi (dolar, swiss frank, Euro, pound) olan Çin Batı ile artık hasım olamaz, sadece elindeki mali gücü bir nükleer tehdit gibi kullanarak zaman zaman Batı’ya kafa tutar. Elinde 900 milyar $’lık ABD kağıdı olan aynı Çin ABD’nin mali piyasaları çökmesin diye elinden geleni yapar.

(Yarın Türkiye)
X