"Gila Benmayor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gila Benmayor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gila Benmayor

Dünya Neleri Konuşuyor

Gila BENMAYOR

İngiltere Avrupa’nın en iyisi

İNGİLTERE eski Başbakanı Margaret Thatcher'a bakılırsa İngiltere ‘‘Avrupa'nın en iyisi’’. Muhafazakar Parti'nin yıllık konferansına katılan Demir Lady, konuşmasına ‘‘Sözlerimi dikkatle seçmem gerektiği söylendi ama ben buna kulak asmayacağım’’ diye başladı ve şöyle bitirdi: ‘‘Yaşamım boyunca tüm sorunların Avrupa ana karasından kaynaklandığına ve çözümlerin Anglo-Sakson ülkelerden geldiğine tanık oldum’’.

Kaddafi

turist bekliyor

LİBYA'nın Kaddafi'nin ötesinde bilinmeyen, esrarlı ve güzel bir yüzü de var. 2000 kilometrelik Akdeniz kıyıları boyunca sıralanan antik kentler ve muhteşem bir çöl.

Leptis Magna, Sabratah, Appolonia, Ptolemais Fenikeliler, Yunanlılar ve Romalılar tarafından kurulmuş kentlerden bazıları. Fenikelilerin kurduğu Leptis Magna mesela M.Ö VI yüzyılda Romalıların Afrika'daki en büyük limanı olmuş.

İktidarda 30 yılını kutlayan Kaddafi, Batı'nın altı yıllık ambargosunu kaldırmasından sonra ülkesini turizme açıyor. Kaddafi'nin en büyük kozu antik kentler. Batı'ya ‘‘Gelin Libya'yı keşfedin’’ diye mesajlar gönderiyor. Vize almayı başardığınız takdirde Libya'nın kapıları size açık.

Yıllar önce yolu Libya'ya

düşen eski Dış Haberler Müdürümüz Şevki Adalı'ya bakılırsa bu ülkeye turist olarak da gitseniz temkinli olmakta fayda var. Şevki Adalı'nın Libya serüveni, 1986 yılında ABD bombardımanından bir süre önce birkaç gazeteciyle birlikte, Kaddafi ile görüşmek vaadiyle Trablus'a davet edilmesiyle başlıyor. Gazeteciler Batılıların Grand Hotel diye bildikleri Findük-el Kebir Oteline yerleştiriliyorlar. Kaddafi ile görüşecekleri günü beklemeye başlıyorlar. Pasaportlarına el konuyor. Günler geçiyor Kaddafi'den ses seda yok. Findük-el Kebir Oteli'nde günler, sabah akşam spagetti ve tavuk yemekle geçiyor. Nihayet günün birinde gazetecilere arabayla bir Trablus turu yaptırıyorlar.

Şevki Adalı'nın o araba turundan aklında kalan tek şey Trablus'un yeşile boyanmış meydanı ve içinde sadece Kaddafi'nin iki kitabı olan kitapçı. Otelde tam 10 gün hapis hayatı yaşadıktan sonra gazeteciler kazan kaldırıyorlar ve Kaddafi ile görüşmeden dönüyorlar.

Bu hikayeden sonra yine de Libya'yı keşfetmek isterseniz şunu da hatırınızda tutmalısınız. 30 bin kilometrelik karayolu boyunca trafik levhalarının tümü arapça. Bir tek ingilizce ya da fransızca levha yok çünkü Albay Kaddafi şöyle buyurmuş: ‘‘Paris ya da Londra'nın yolunu gösteren levha arapça olacağı gün Trablus'u gösteren levha da latin alfabesi olacak’’.

Avrupalılar’ı

düşünürken

HENRİ Cartier-Bresson, 1920'li yıllarda Leica'sıyla fotograf çekmeye başladığında milenyumun son yılında, Avrupa Birliği'nin kapısı önünde bekleyen Türkiye'de Avrupalılar Sergisi'nin açılacağını asla tahmin edemezdi.

Yaşayan en büyük fotograf ustası diye tanıdığımız Bresson'un hayatı böylesine tuhaf rastlantılarla dolu.

Cartier-Bresson'u günün birinde Arjantinli yazar Jorge Luis Borges telefonla arıyor. Fotografcının, kendisinin önereceği bir ödülü alıp almak istemediğini soruyor. Sicilya'da oturan zengin bir kadın tarafından verilen ödülü farklı kılan, onu kazanan birisinin bir sonraki adayı belirlemesiymiş. Cartier-Bresson telefonda Borges'e ‘‘Neden ben’’ diye soruyor. ‘‘Çünkü körüm ve gözlerinize duyduğum saygıyı ifade etmek istiyorum’’ cevabını alıyor. Fotografçı, Borges'i kıramıyor ve Palermo'ya gidiyor. Eski, oldukça ünlü bir otele yerleştiriliyor. Otel garip bir şekilde Cartier-Bresson'a tanıdık geliyor. Bir süre sonra nedenini anlıyor. Kaldığı otel anne ve babasının balaylarını geçirdikleri otel. Balayından tam dokuz ay sonra dünyaya gelen fotografçı, Borges'in önerdiği ödülü almak için geldiği otelde ana rahmine düşmüştü.

Darphane-i Amire'de yanyana odaların birinden çıkıp diğerine girdiğinizde, 50 yıllık bir zaman dilimine yayılmış siyah beyaz görüntülerin asla hafızanızdan çıkmayacağını biliyorsunuz.

Portekiz'in bir deniz kasabasında ağlarını temizleyen balıkçılar.

Granada sokaklarında oynayan pejmürde çocuklar.

Gestapo'nun espiyoncusu.

İlk ücretli izinlerini geçiren Fransızlar.

Borges'in hayran olduğu gözler tarihe hep tanıklık etmiş.

Sergiyi gezerken Avrupa'nın karanlık günlerinin o kadar uzak bir geçmişte olmadığını farkediyorsunuz. Hele İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan'ın yoksulluğu o kadar bariz ki... Avrupa Birliği'ne kapağı attıktan sonra bu ülkelerin nasıl değiştiğinin kanıtı işte bu fotograflar...

X