Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dünya metropolü İstanbul’a Balans

Ne zamandır Teoman’ı sahnede izlemek istiyordum. Gazetede Balans diye bir yerde çıktığını görünce, hemen arayıp yer ayırtmak istedim.

Karşıma Altuğ çıktı, tanıyıp ‘Vayy Abi, biz de sana davetiye göndermiştik eline geçti mi? Balance’ı görmenizi istiyoruz’ dedi. Altuğ’u önceden tanırım. ‘Akşam geliyorum’ dedim, akşam bizim ekibi de alıp, Teoman’ı dinlemeye gittim.

Balans’ın yerini ünlü inşaatçı (Dost İnşaat) Ali Selçuk önce kendine ofis yapmak üzere almış. Daha sonra 2,5 milyon dolar para yatırıp, Balans Music&Performans Hall haline getirmiş. Balans’ın işletmesini de bu alemi bilen iki genç, Altuğ Dayıoğlu ve Hakan Lik’e emanet etmiş.

Balans, kafesiyle, diskosuyla, açılır kapanır camlı tavanıyla, dört bir yerdeki televizyon ekranlarıyla çok görkemli bir yer olmuş. Ses kalitesi oldukça iyi. Tuvalete bile gitseniz cep telefonuyla konuşmanız mümkün değil. Öyle bir iyilik anlayacağınız. Balans’ın tek sorunu mekanın kare olmayıp, uzun olması. Dolayısıyla ön salon dışında sahneyi görmek biraz sorun oluyor. Ancak bu durumda da televizyon ekranları yardıma koşuyor.

Balans’ın tamamı henüz işletmeye alınmamış durumda. Yaz başında 250 kişilik teras ve yaz sonunda 300 kişilik Club bölümü açılınca, aynı anda 2 bin kişiye hizmet verir hale gelecekmiş. O kadar büyük yani.

Meraklıları için haber vereyim. Bin kişi kapasiteli konser salonunda her cumartesi Teoman, düzenli olarak ayda bir kez Sertab Erener, Rebel Moves, Chantage, Kangroove sahne alacakmış. Ayrıca düzenli olarak Neo-discoteque ve Elec-trip olayları Balans’ın vazgeçilmezi olacakmış.

Ali Selçuk’a böyle büyük bir Müzik Hall’ü İstanbul’a kazandırdığı için teşekkür etmek gerek. Altuğ ve Hakan’a da başarılar. Bu arada Babylon’a da müjde. Sıkı bir rakip geldi. Aman dikkat!

Teoman’a taşıyıcı anne şart

Balans’ın gazete reklamlarında Teoman saat 24’te çıkacak yazıyordu. Teoman sahne aldığında saate baktım 01.20. Bir saat yirmi dakikalık gecikme biraz fazla geldi bana.

Ya reklamları değiştirmek lazım ya da zamana uymak.

Teoman saat 04.00’e kadar sahnede kaldı ve aralıksız içki ve sigara içti, şarkı söyledi. Hatta orkestra elemanları ara verdiğinde o gitarını kapıp şarkılarını söylemeye devam etti. Çok fazla onu dinlemeye gelenlerle ilgilendiğini söylemek zor. Kimse umurunda değil Teoman’ın. Sahnede kendine çalıyor, kendine söylüyor, ara sıra da kendi etrafında dönüyor. Sakın Teoman’ın içkisini, sigarasını, sahnedeki yalnızlığını eleştirdiğimi sanmayın. Teoman bu. Şarkıları da bu. Sevenler etrafında, ben dahil, çılgınca bütün şarkıları ezbere bilip ezbere söylüyorlar.

Teoman’ın sırrı şarkılarının sözlerinde. Bu sır Teoman’ı canlı izlediğinizde daha da ortaya çıkıyor. Bir ara her nedense Tarkan’la Teoman’ı ‘star’ olarak karşılaştırmak geçti aklımdan. Farklı dünyalara hizmet etseler bile Teoman’ın geldiği yeri daha fazla hak ettiğini düşündüm. Teoman’ı daha samimi buldum. Öyle bir düşünce gelip geçti aklımdan işte.

Ertesi sabah gazeteyi açtığımda Teoman’ın ‘taşıyıcı anne’ aradığını okudum. ‘Evet’ dedim içimden ‘Evet, Teoman’a taşıyıcı anne şart! Bu kadar kendisine dönük bir Teoman, özel hayatında kimi nasıl mutlu edebilir ki! Yoksa... Her şey ‘yalnızlık’ imajının bir parçası mı?

Ocean’ı geçiniz Zor Baba’ya gidiniz

Bu hafta iki filmle ilgili küçük ‘tüyolar’ vereyim diyorum. Ocean’s 12’de anlatım çok karışık. Zihin bir oraya bir buraya gidince insan aptala dönüyor. Ortada fazla olan biten bir şey de yok. Her şey lafta çözülüyor. Nerede Ocean’s 11, nerede Ocean’s 12. Fiyasko, zaman kaybı, geçiniz. Zor Baba ve Dünür mükemmel bir komedi. 2000’de izlediğimiz Zor Baba’dan daha da komik. Kadroya eklenen avukat emeklisi Dustin Hoffman ve seks terapisti Barbra Straisand çok iyi bir ikili olmuşlar. Robert De Niro yine mükemmel bir Zor Baba karakteri çiziyor. Kaçırmayın. İlkini izlemediyseniz de sorun değil. İkinci film ilki kadar zevkli.

Cuma lakırdısı

Anelka nasıl tek başına maç kazanamazsa ben de tek başıma ratingleri toplayamam. Diğer şartlar oluşmazsa benim vurucu gücümü kullanmam için fırsat olmaz! (Hülya Avşar)

CUMA İTİRAFI

Laralı, Erkek, 27, Antalya

Bugüne kadar 100’ü aşkın apandisit ameliyatı yapmama rağmen aynı ameliyatı annem olurken ömrümden 10 sene gitti. Çok basit bir operasyon olmasına rağmen inanılmaz korktum. Şimdiye kadar ukalalık yaptığım bütün hasta yakınlarından özür diliyorum. Sevgili anneciğim bir gün önce bir gömlek yüzünden kalbini kırmıştım. Birazdan o gömleği küvette yakacağım. Bir de üst dişlerin takmaymış. Bunu da ameliyat sayesinde öğrendim. Seni çok ihmal ettim. Söz, bir daha seni asla üzmeyeceğim.

Yorum: Ateş düştüğü yeri yakar, bir musibet bin nasihattan iyidir, aç tokun halinden anlamaz..Sanırım bu itirafa uygun atasözlerini çoğaltmak mümkün. Sevgili doktor okurlarımın kulağına küpe olsun diye bu itirafı aldım. Hani kızım sana söylüyorum gelinim sen anla gibilerden.
X