Dünya dar gelecek

Hürriyet Haber
01.09.2015 - 22:27 | Son Güncelleme: 01.09.2015 - 22:27

Birleşmiş Milletler (BM) adına 2003 yılında yapılan bir araştırmada, dünya nüfusunun 2040 yılı itibariyle düşüş göstermeye başlayacağı yer alıyordu.

Ancak son veriler durumun hiç de öyle olmayacağını göstermekte.
BM uzmanları tarafından yapılan ve kısa bir süre önce açıklanan son projeksiyonlara göre, şu anda 7.3 milyar olan dünya nüfusu 2050 yılında 9.7 milyara ulaşacak.
2100 yılında da 11.2 milyara...

Hatta bu rakamın 13 milyara ulaşacağından hareket eden uzmanlar bile var.
Yani dünyanın insanlara dar geleceği görüşünü savunanlar...
BM’nin verilerine göre, Avrupa’nın nüfusunda 2100 yılına kadar ciddi bir düşüş olacak.
Şu anda 738 milyon olan Avrupa’nın nüfusu 2100 yılında 646 milyona düşecek.
Özellikle de Bulgaristan, Hırvatistan, Macaristan, Romanya, Sırbistan, Ukrayna ve Bosna Hersek gibi Doğu Avrupa ülkelerinin nüfusunda önünüzdeki 35 yıl içinde yüzde 15’lere varan bir düşüş olacak.

Hatta şu anda 7.2 milyon olan Bulgaristan’ın nüfusu 2050 yılına kadar yüzde 28 azalacak.
2100 yılına kadar ise yarıya düşecek.
Şu anda 82 milyon olan Almanya’nın nüfusu 2050 yılında 74 milyona, 2100 yılında da 63 milyona düşecek.
Yani Almanya’nın nüfusu 2050 yılına kadar yüzde 7.7, 2100 yılına kadar da yüzde 21.6 oranında azalacak.

* * *

Şu anda Almanya’da yaşayan 60 yaşın üzerindekilerin oranı yüzde 27.6 olduğu halde, bu oran 2050 yılında yüzde 39.3’e, 2100 yılında da yüzde 39.7’ye yükselecek.
Yani 2100 yılında Almanya’da yaşayan her 2.5 kişiden biri 60 yaşın üzerinde olacak.
Şu anda 60 milyon kişinin yaşadığı İtalya’nın nüfusu 2050 yılına kadar yüzde 5.5 ve 2100 yılına kadar da yüzde 17 oranında düşüş gösterecek.
Buna karşın Fransa, İngiltere gibi bazı Avrupa ülkelerinin nüfusunda ise 2100 yılına kadar yüzde 17’leri bulan bir artış yaşanacak.
Türkiye’nin nüfusu ise 2050 yılına kadar yüzde 21.8, 2100 yılına kadar da yüzde 11.8 artış gösterecek.
Şu anda Türkiye’de yüzde 11.2 olan 60 yaşın üzerindeki nüfus oranı 2050 yılında yüzde 26.6’ya, 2100 yılında da yüzde 37.7’ye ulaşacak.
Yani neredeyse Almanya’nın düzeyine gelecek.
Avrupa’da nüfus düşerken Afrika’da şu ana kadar olan beklentilerin çok üzerinde bir nüfus patlaması yaşanacak.

* * *

Şu anda toplam nüfusları 1.2 milyar olan Afrika ülkelerinde 2100 yılında 4.4 milyar insan yaşayacak.
Angola, Burundi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Mali, Somali, Tanzanya, Zambiya gibi Afrika ülkelerinin nüfusu 2100 yılına kadar 5 misli artacak.
Şu anda 8.2 milyon kişinin yaşadığı Nijer Cumhuriyeti’nin nüfusu 10 misli artış göstererek 2100 yılında 82 milyona ulaşacak.
Şu anda 1.3 milyar insanın yaşadığı Çin’in nüfusu 2100 yılında bir milyara düşecek.
127 milyon nüfuslu Japonya’da da 2100 yılında 83 milyon insan yaşayacak.
Yani Japonya’nın nüfusu önümüzdeki 85 yıl içinde 44 milyon azalacak.
Buna karşın şu anda 1.1 milyarın üzerinde kişinin yaşadığı Hindistan’ın nüfusu büyük ölçüde artacak.
2050 yılında Hindistan Çin’i sollayıp, dünyada nüfusun en yoğun ülke konumuna gelecek.
Şu anda 318.9 milyon kişinin yaşadığı Amerika Birleşik Devletlerinin (ABD) nüfusu 2050 yılına kadar yüzde 20.9 ve 2100 yılına kadar da yüzde 40 oranında artış gösterecek.
Avrupa’da nüfusun azalmasında en büyük etken hiç şüphesiz doğum oranındaki düşüştür.
Almanya da dahil birçok Avrupa ülkesinde kadınlar ortalama 1.4 çocuk doğururken, bu rakam birçok Afrika ülkesinde çok daha yüksektir.
Nüfus patlaması yaşanan Afrika ülkelerinde kadın başına düşen çocuk sayısı ortalama 4.7’yi bulmaktadır.
Hatta Nijer Cumhuriyeti’nde bu rakam 7.6 çocuğa ulaşmaktadır.
Evet, özellikle Avrupa nüfusunda ciddi bir düşüş yaşanacaktır.
Bu yıllardır bilinmektedir.
Böyle olduğu halde Almanya’da hala Göç Yasası tartışmaları yaşanmaktadır.

* * *

Almanya’nın şu andaki nüfusunu koruyabilmesi için her yıl 300-500 bin arasında göçmene gereksinim vardır.
Daha önceki yıllarda yapılan tüm araştırmalar da bu yöndedir.
Almanya’nın, daha doğrusu Almanya’daki insanların yaşlandığı göz önünde bulundurulursa, emekliliğin finanse edilebilmesi için göç kaçınılmazdır.
Yersiz tartışmalar yerine somut adımlar atılmanın zamanıdır.
Popülist yaklaşımlar sergileme yerine geç kalınmadan bu adımlar atılmalıdır.



    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı