Gündem Haberleri

    Dünya Çin'in küresel liderlik kararını bekliyor

    Wall Street Journal
    19.11.2009 - 14:19 | Son Güncelleme:

    Wall Street Journal gazetesinde Andrew Browne imzasıyla yayımlanan analizde Çin’in 600 yıllık içe kapanıklığın ardından bir kez daha dünya liderliğine oynayabilecek konuma geldiği ifade edildi.

    Çin 15’inci yüzyılda dünyanın bir numaralı kaşif ülkesiyken bir anda bu özelliğini kaybetti. Ming Hanedanı’nın finansal kaynaklarının tükenmesi ile Çin’in deniz aşırı ticareti ve gemicilik sanayisi de bir anda öldü. O günden sonra Çin içine kapanık bir ülke haline geldi. 

     

    Bugün, bütün dünyanın gözü Çin’in üzerinde. ABD’nin konumu gün geçtikçe zayıflarken, Çin’in küresel liderlik konumuna gelmesi yönündeki beklentiler artıyor.

     

    Önümüzdeki hafta Çin’e gidecek olan ABD Başkanı Barack Obama iklim değişikliğinden Kuzey Kore’nin nükleer tehdidinin önlenmesine kadar her alanda Pekin’in yardımını isteyecek. G20 ülkeleri zirvesinde Çin’in bankacılık reformu ve yöneticilere ödenen ücretlerle ilgili görüşleri büyük ilgi görmüştü.

     

    Ancak Browne, Çin’i liderliğe ikna etmenin zorlu bir süreç olacağını belirtti. ABD’nin aksine Çin yeni bir dünya düzeni kurmak için çaba sarf etmiyor. Pekin uzun yıllardır “müdahale etmeme” politikalarını sürdürüyor.

     

    HİÇ DÜNYA HAKİMİYETİ PEŞİNDE KOŞMADI

    Mao Zedong’un yönetimi altında bile Çin dünya hakimiyeti peşinde koşmamıştı. Bugün ise sosyalizmi büyük oranda bir kenara atan Çin’de ideoloji, dünya görüşü ve değerler adına geriye ne kaldığını söylemek zor.

     

    Çin’in dünyadan kopukluğu 1793’te kapıları Batı tarafından çalındığında bir nebze olsun duraklamaya uğramış ancak, ülkenin Pekin Olimpiyatları’ndaki inanılmaz performansı dolayısıyla unutulsa da, Çin sonradan tekrar kendi dünyasına geri dönmüştü.

     

    Çin’de 1949’da başlayan Komünist yönetimin ilk 30 yılında vatandaşların vize almaları hem çok zordu. Çin’in devlet görevlileri nadir olarak Batı’ya giderlerse bu sadece şahsi meraklarından kaynaklanırdı.

     

    Ülkeyi dış ticarete ve yatırıma açma kararı Çin’in güçlü ekonomik büyümesinin başlangıcı oldu. Bugün Çin’in kısa süre içinde dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Japonya’nın yerini alması bekleniyor.

     

    GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ÖRNEK

    Çin’in başarıları gelişmekte olan ülkeler için bir örnek yaratıyor: 300 milyon kişi fakirlikten kurtuldu, hastalıklarla ve cehaletle mücadelede önemli adımlar atıldı, teknoloji yatırımları sayesinde Çin uzaya astronot gönderdi. Bütün bunlar yanı başında kişisel özgürlüklerin de genişlemesi sonucunu getirdi.

     

    Bugün küresel ekonomi İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük krizden yavaş yavaş çıkarken Çin’e duyulan hayranlık artıyor. Batı dünyası krizde dibe vurmuşken Çin temkini elden bırakmadı. Ekonomi krizden daha da güçlenmiş olarak çıktı, bankalarında zehirli varlıklar yoktu, ulusal tasarruf havuzunda çok küçük bir dalgalanma yaşandı.

     

    Çin’in yeni stratejik ağırlığının dünyanın başına bela olan en büyük güvenlik sorunlarını çözmek için işe yarayabileceği umut ediliyor.

     

    G20'NİN YERİNE G2

    G20’nin yerine geçmesi istenen G2’nin (ABD ve Çin) İran ve Kuzey Kore’deki nükleer tehditle başa çıkma, İsrail-Filistin meselesi, Hindistan-Pakistan gerginliği ve iklim değişikliği gibi konularda çok daha etkin olabileceği ifade ediliyor.

     

    Geçen ay Çin Halk Cumhuriyeti’nin 60’ıncı doğum günü kutlamaları dolayısıyla yapılan askeri yürüyüşle Çin’in 1.3 milyar vatandaşına güçlü bir mesaj verildi: Çin sadece güçlü bir ülke değil, aynı zamanda gücünü karasularının dışına taşıma potansiyeline de sahip.

     

    Dolayısıyla bugünlerde dünya çapında şu soru soruluyor: “Çin bugün elde ettiği güçlü konumla ne yapmayı düşünüyor?”

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı