Ege Haberleri

    Dünya bize emanet çevreyi koruyalım

    Hürriyet Haber
    02.10.2007 - 21:11 | Son Güncelleme:

    İzmir Müftü Yardımcısı İlyas Öztürk, gereksiz yere ağaç kesmenin çevreyi katletmenin günah olduğunu söyledi.

    Dünya bize emanet çevreyi koruyalımKAİNAT, muhteşem bir ahenk ve düzen içinde yaratılmıştır. Bu, Allah’ın varlığının bir işareti ve belgesidir. Evrendeki bu düzene, günümüzde, "Ekolojik Denge" denmektedir. Rahman süresi 7 ve 8. ayetlerde : "Allah göğü yükseltti ve dengeyi koydu, Sakın dengeyi bozmayın" buyurulmaktadır. İzmir Müftü Yardımcısı İlyas Öztürk, çevreyi bu cümlelerle anlatıyor. Çağımızın en önemli problemlerinden birisinin, ekolojik dengenin bozulması, çevre kirliliğinin ve çölleşmenin ortaya çıkması olduğunu belirten Öztürk, herkesi ağaç dikmeye ve ormanları korumaya çağırıp şöyle diyor: "İnsan, Allah’ın halifesidir. Ancak, tabiatın, çevrenin sahibi değildir. Dünya’da, misafir olan insanın, tabiatı, çevreyi istediği gibi kullanmaya hakkı yoktur.FATURA ÇIKACAKRabbimiz, insandan çevrenin ve ekolojik dengenin korunmasını, doğal düzeni bozmamasını istemekte, aksi halde bundan yine insanın kendisinin zarar göreceğini Rum Süresi 41’inci ayette şöyle haber vermektedir:" İnsanların işledikleri kötülükler sebebi ile karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Yanlıştan dönmeleri için Allah yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını (dünyada) onlara tattırtacaktır".Çevre, tabiat Allah’ın bize verdiği bir emanettir. Bu emanete sahip çıkmak, en büyük sorumluluğumuzdur. "Temizlik imandandır". "Allah temiz olanları sever" buyuran, bir dinin mensupları, asla çevreyi kirletmemeli, yolları, sokakları temiz tutmalı, sahilleri, piknik alanlarını çöplüğe çevirmemeli. Kuraklık ve çölleşmenin önlenmesi için ormanları korumalı ve her fırsatta ağaç dikmelidir"KIyamet koparken bİle aĞaç dİkİnİzmir Müftü Yardımcısı İlyas Öztürk , "Bizler, ağaç yetiştirmeyi ibadet kabul eden, gereksiz yere yeşile kıymayı günah gören bir kültüre sahibiz. Peygamberimiz, kıyamet koparken bile fırsat varsa, ağaç dikmeyi emretmiştir" dedi. Başkanlar iftar çadırında buluştuİZMİR Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Bornova Belediye Başkanı Sırrı Aydoğan ve meclis üyeleri Çamdibi Atatürk Parkı’ndaki iftar yemeğine katıldı. Vatandaşlarla sebze çorbası, kızartma, makarna ve meyveden oluşan menüden yiyen başkanlar, 45 bin kişinin orucunu bu çadırlarda açabileceklerini söyledi. Büyükşehir işbirliğiyle Bornova Merkez Paterson Köşkü yanı, Doğanlar Pazaryeri, Çamdibi Atatürk Parkı Havuzbaşı, Altındağ Rekreasyon alanında kurulan çadırlarda her gün bin 500 kişiye yemek verildiğini söyleyen yetkililer, Tarlabaşı Mahallesinde de yemek dağıtıldığını belirtti. İZMİR, (DHA)Birgi Ulu Cami (Ödemiş) İzmir’in Ödemiş İlçesi’ne bağlı Birgi Beldesi, Aydınoğulları Beyliği’ne başkentlik yapmış ve islami eserler açısından tam bir kültür hazinesi. Dünya Kültür Mirası ilan edilen Birgi’de bulunan Ulu Cami, medrese, hamam ve türbeden oluşan bir külliye olarak yapılmış. Günümüze kadar ayakta kalabilen Ulu Camii Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından 1308-1312 yıllarında inşa ettirilmiş. Kare planlı binanın inşasında daha önceki medeniyetlerin izinden gidilerek kesme taşlar kullanılmış. Cami’nin yola bakan dış köşesinin ortasına aslan heykeli oturtulmuş. İslami eserlerde bulunmayan figürün burada görülmesi beyliğin devrin en güçlüsü olduğunu simgelediği belirtiliyor. Ulu Cami’nin tuğladan yapılan zarif minaresi de büyük ilgi çekiyor. Dört cephede bulunan iç sıra pencereden ışık sağlanan caminin kuzey ve doğu cephesinde ise iki giriş kapısı bulunuyor. Mihrap ise çifte kıvrık dallı, barok tarzı süslemelerle çevrili, firuze renkli geometrik yıldız ve geçmelerle süslü çinilerle kaplı. Ulu Cami’nin bahçesinde Aydınoğlu Mehmet Bey’in türbesi de bulunuyor. 1334 yılında yapılan türbe kare planlı ve altıgen kubbeli. Kesme taşlarla inşa edilen türbede Aydınoğlu Mehmet Bey, oğulları İsabey, Bahadır Bey ve Gazi Umurbey’in mezarları bulunuyor.Çalınan kapıları İngilizler ihbar ettiUlu Cami’nin Minberi tam bir sanat şahaseri. Selçuklu süsleme sanatının en güzel örneklerinden olan minber, Muzaferiddin Bin Abdülvahid’in eseri olup, ceviz ağacından, kündekari tekniği ile yapılmış ve tek bir çivi dahi kullanılmamış. Güneş ay ve dünyanın sembolize edildiği işlemelerdeki simetri, görenleri hayran bırakıyor. Bu minberin aynı teknikle yapılan iki kanatlı kapısının ise ayrı bir öyküsü var. 1994 yılında çalınan kapılar Londra’daki Chistie’s müzayede evine gönderiliyor. Burada satılmak istenen kapılar, daha önce Türkiye’ye gelip tarihi yapıları gezen bir İngiliz tarafından fark ediliyor. İslami eserler bölümü tarafından incelenen ve çalıntı olduğu belirlenen kapılara İngiliz polisi Scotland Yard tarafından el konuluyor ve Türk Büyükelçiliği’ne bilgi veriliyor. Kapılar 1996 yılında Birgi’ye geri getirilip yerine monte ediliyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı