Gündem Haberleri

    Dünya basınından manşetler - 6 Ocak

    Planet/EkoNet
    06.01.2011 - 13:10 | Son Güncelleme:

    Dünya basınından manşetler - 6 Ocak

    JERUSALEM POST: İsrail Dışişleri Bakanı Liberman’dan Davutoğlu’na davet

    Jerusalem Post gazetesi, sadece 10 gün önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu İsrail hakkında yalan söylemekle suçlayan İsrailli meslektaşı Avigdor Lieberman’ın, ikili görüşmelerde bulunmak için Davutoğlu’nu Tel Aviv’e davet ettiğini bildirdi.

     

    Lieberman, Jerusalem Post gazetesine gönderdiği mektupta, “Türkiye’yle tekrar adil ve dürüst bir diyalog kurmak istiyoruz. Bu yüzden meslektaşım Ahmet Davutoğlu’nu, iki ülkeyi ve bölgedeki ülkeleri ilgilendiren konularda görüşmek üzere Tel Aviv veya başka bir yere davet ediyorum” dedi.


    ”Müttefikler anlaşmazlıklar yaşayabilir, bu anlaşmazlıklarla nasıl baş edildiği her türlü ilişkinin doğru yönünü gösterir” ifadesini kullanan Lieberman, 31 Mayıs 2010 tarihinde yaşanan ve dokuz Türk’ün ölümüyle sonuçlanan Mavi Marmara baskını hatırlattı.

     

    Türkiye’nin Karmel Dağı yangınında iki yangın söndürme uçağı göndermesinin ardından, Cenevre’de İsrailli Türk yetkililer bir araya gelmiş ancak ilişkilerde beklenen olumlu gelişme yaşanmamıştı.

     

    26 Aralık günü, Lieberman Türkiye’nin Gazze filosu baskını için özür talep etmesini “küstahlığın ötesinde bir davranış” olarak yorumlamış, asıl Türklerin özür dilemesi gerektiğini belirtmiş ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i hedef alan eleştirilerini “yalan” olarak nitelemişti.

    Lieberman mektubunda, “Türkiye-İsrail ilişkilerinin Mavi Marmara baskınıyla bozulmadığını, ancak Ankara’nın buna uzun süre önceden karar verdiğini” belirtti. Lieberman, ikili ilişkilerin bozulmasının nedenini “Türkiye’deki iç politikaların sonucu olduğunu” ifade etti.

    ”Maalesef, Türkiye’de yakın dönemde yaşanan olaylar, İran’da Ayetullah Hamaney’in öncülüğünü yaptığı İslam Devrimi’nin öncesini hatırlatıyor. Türkiye gibi, İran’da İsrail’in en yakın müttefiklerinden biriydi ve iki ülke hem hükümet, hem halk olarak iyi ilişkilere sahipti” yorumunda bulundu.

    Lieberman, “Benzer olarak, Hamaney’in devrimi iç faktörlerden kaynaklandı ve İsrail ile en ufak bir bağlantısı yok” dedi.


    İsrail Dışişleri Bakanı, Mavi Marmara’nın Türkiye’ye dönüşünde on binlerce kişinin İsrail karşıtı slogan atmasının ardından, hiçbir Türk yetkilinin atılan sloganları kınamaması üzerine, “İsrail, bağımsız bir ülke olarak bu tür aşağılama ve kötü davranışlara karşı Türkiye’nin yumruk torbası olmayacak” demişti.

     

    HAARETZ: İsrail, ABD’den İHH’yi yasadışı örgüt ilan etmesini talep etti

    İsrailli yetkililer, Çarşamba günü yaptıkları açıklamada, ABD’den Mayıs ayında Gazze deniz ablukasını yarmaya çalışan Gazze Özgürlük Filosu’nun organizatörü olan İHH’yi (İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı) yasadışı örgüt olarak tanımasını talep etti.

     

    Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, Salı günü ABD Ulusal Güvenlik Bakanı Janet Napolitano ile bir araya geldi. Lieberman, Gazze’nin kontrolünü elinde bulunduran Hamas’a destek verdiği iddia edilen İHH’nin, ABD tarafından yasadışı örgütler listesine alınmasını istedi.

    Filistinli militan örgüt Hamas, İsrail, ABD ve Avrupa Birliği (AB) tarafından terörist örgütler listesinde yer alıyor.

     

    Kendisini insani yardım örgütü olarak tanımlayan İHH’nin öncülüğünü yaptığı Gazze filosuna düzenlenen baskında çıkan çatışmada dokuz Türk hayatını kaybetmişti. İsrail’deki ABD büyükelçiliği, Lieberman’ın bulunduğu talebe yönelik henüz bir açıklama yapmadı.

     

    ABD Büyükelçiliklerine ait kriptoları ifşa eden Wikileaks sitesinde yayımlanan, 2009 yılına ait bir kriptoda, Ankara’yı ziyaret eden ABD Hazine Bakanlığı’ndan bir yetkilinin İHH’ye yönelik endişeleri belirtiliyor.

     

    Yetkili, İHH’yi “Hamas’a malzeme sağlayan büyük bir sivil toplum örgütü” olarak tanımlıyor.

     

    NEW YORK TIMES: Obama kabinesine tecrübeli isimler atamayı planlıyor

    Beyaz Saray özel kalem müdürü ve en üst düzey ekonomik danışmanını henüz belirlemeyen ABD Başkanı Barack Obama, Çarşamba günü kabinesindeki iki önemli makama yeni isimler atama kararı aldı.

     

    Beyaz Saray’ın bölünmüş bir hükümetin var olacağı zor bir döneme girmesinden önce, eski Başlan Bill Clinton döneminde Ekonomi Bakanı olan William Daley, Obama’yı ziyaret etti. Daley, kendisine bir teklif gelirse görevi kabul edebileceğini belirtirken, Obama’nın Daley’i bu görev için uygun gördüğü belirtildi.

     

    Öte yandan, Hazine Bakanı Timothy Geithnher’in danışmanlarından Gene Sperling’in, Cuma günü Ulusal Ekonomik Konseyi’nin yeni direktörü olarak atanması bekleniyor. Obama’nın yapası beklenen atamaların, Temsilciler Meclisi’yle Kongre arasındaki Cumhuriyetçi-Demokrat dengesini kurmaya yönelik olduğunu düşünülüyor.

     

    Beyaz Saray’dan Çarşamba günü yapılan bir diğer açıklama, Beyaz Saray basın sözcüsü Robert Gibbs’in görevinden ayrılacak olması. Gibbs’in, politik danışman rolüne geçerek, Obama’nın 2012’deki yeniden başkan seçilmek için düzenleyeceği seçim kampanyasından görev alması bekleniyor.

     

    Küresel finans hizmetleri sunan JPMorgan Chase şirketinde üst düzey yönetici olan Daley, iş dünyasında yakın bağlar bulundurduğu gibi Demokrat Parti’nin merkezci hareketinden gelen bir isim. Geçtiğimiz ay Obama’nın Cumhuriyetçilerle uzlaşmaya sağlayarak hayata geçirdiği vergi anlaşmasında rolü büyük olan Daley, eski başkan Clinton döneminde de iki partili bütçe açığını kapama planında rol oynamıştı.

     

    Obama, Beyaz Saray özel kalem müdürlüğü görevi için Daley ve bu görevi bırakan Rahm Emanuel’in yerine geçici olarak gelen Peter Rouse arasında tercih yapacak. Rouse, bu görevi en başından kalıcı olarak sürdürmek istemediğini belirtmişti. Ancak Obama’nın Daley’de karar vermemesi halinde, görevi sürdürmeye devam edecek.

     

    WASHINGTON POST: ABD’nin 112’inci kongresi göreve başladı

    Kasım ayında yapılan ara seçimlerde göreve gelen yeni üyelerin yemin etmesiyle, ABD Kongre’si Çarşamba günü göreve başladı. Analistler ise Temsilciler Meclisi ile Kongre arasındaki farklılıkların önümüzdeki iki yıl içinde büyük tartışmalara gebe olan bir politik atmosfer oluşturduğu görüşünde

     

    Temsilciler Meclisi’nde göreve başlayan Cumhuriyetçi liderler, ABD Başkanı Barack Obama’nın gündemini ciddi ölçüde değiştirmeyi ve federal hükümetin yapısının küçültülmesini amaçlıyor. Öte yandan, Kongre, ara seçimlerde güç kaybeden Demokratların elinde bulunuyor.

     

    Dün gerçekleştirilen yemin töreninde, Cumhuriyetçi John Boehner, dört yıldan beri Temsilciler Meclisi Başkanlığı görevi yürüten Demokrat Nancy Pelosi’den unvanını devraldı. Temsilciler Meclisi’nin, ilk çalışmalarını bütçe açığını kapatacak önlemler alanında yeni kurallar getirilmesi için yapması bekleniyor.

     

    Yeni başkan Boehner, “112’inci Kongre için sıkı çalışma ve sert kurallar gerekiyor. Artık daha fazla zaman kaybedemeyiz. İnsanlar bazı şeylerin değişmesi için oy kullandı ve bizler talimatları yerine getirmek için çalışmaya başlayacağız” dedi.

     

    2 Kasım’da yapılan ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde 63 sandalye kaybeden Demokratların lideri Pelosi, yapılan oylamada Boehner’in 241 oyuna karşılık 173 oy alarak meclis başkanlığını devretti. Pelosi, dört yıllık başkanlığının ardından kendisine destek veren Demokratlara teşekkür etti.

     

    BBC TÜRKÇE: Gıda fiyatları rekor seviyede

    Birleşmiş Milletler'in yayımladığı yeni veriler, küresel düzeyde gıda fiyatlarının Aralık ayında rekor seviyeye ulaştığını ortaya koydu. Kasım ayında 206 olan endeks, geçen ay 214,7 puana yükseldi.

     

    Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), aylık değişimlerin değerlendirildiği gıda fiyatları endeksindeki bu artışa küresel düzeyde şeker, hububat, yağ ve et ürünlerinde görülen fiyat artışlarının yol açtığını dile getirdi.

     

    Endeks son olarak rekor seviyeye, bir dizi ülkede çatışmalara yol açan gıda krizinin yaşandığı 2008 yılında çıkmıştı. O tarihte endeks, 213,5 puana kadar yükselmişti.

     

    Birleşmiş Milletler iktisatçılarından Abdülrıza Abasyan, fiyatlardaki artışa rağmen 2007 ve 2008 yıllarındaki gıda krizi ve çatışmaları tetikleyen - yoksul ülkelerdeki düşük üretim gibi- faktörlerin mevcut durumla aynı olmadığını belirtti.

     

    Abasyan bunun daha büyük karışıklık yaşanması riskini düşürdüğünü ifade etti ancak "kararsız havanın" hububat fiyatlarının çok daha yükselmesiyle sonuçlanabileceğini, bunun da "kaygı" yarattığını vurguladı.

     

    Geçen yıl Rusya'da yaşanan kuraklık, bu ülkeden buğday ihracatının askıya alınmasına sebep olmuştu.

     

    Avustralya'nın Queensland eyaletini son günlerde vuran seller de kilit önem taşıyan ihraç malların fiyatlarını etkilemeye başladı.

     

    Bu ihraçlar, Asya'ya, özellikle Hindistan, Bangladeş ve Japonya pazarlarına gıda temini açısından kritik önem taşıyor.

     

    Avustralya, seller nedeniyle şeker kamışındaki şeker oranları düştüğünden, bu alanda ihracatına yönelik tahminlerini yüzde 25 oranında düşürmek zorunda kaldı.

    Sellerden buğday ürünleri de nasibine düşeni aldı.

     

    Uluslararası Enerji Kurumu IEA, yüksek petrol fiyatlarının 2011 yılındaki ekonomik iyileşme sürecini tehdit ettiği yorumunu yapmıştı.

     

    OECD üyesi 34 sanayileşmiş ülkenin petrol ithalatlarının faturası da 2010 yılında yüzde 30 yükselerek 790 milyar dolara çıktı.

     

    Bakır fiyatları da 2011 yılına rekor seviyelerde başladı - bu duruma küresel düzeyde iyileşme sürecinin artırdığı talebin ve birçok ülkenin düşük stoklama yapmasının yol açtığı düşünülüyor.

     

    WALL STREET JOURNAL: Meksika Körfezi felaketinin faturası petrol şirketlerine kesildi

    Geçtiğimiz yıl Nisan ayında Deepwater Horizon platformunda meydana gelen patlamanın ardından ABD’nin en büyük petrol sızıntısı felaketine neden olan Meksika Körfezi petrol sızıntısının faturası, platformu işleten petrol devi BP ve ortaklarına kesildi.

     

    Çevre felaketini soruşturan başkanlık komisyonu, petrol sızıntısının BP ve müteahhitlerinin neden olduğu idari hatalar nedeniyle ortaya çıktığına karar verdi. Komisyon aynı zamanda, yaşanan felaketin petrol şirketleri ve düzenleyici kurumların derin denizlerde yapılan keşiflerde yaşanabilecek sistematik hatalarını gözler önüne serdiğini belirtti.

     

    BP Deepwater Horizon Petrol Sızıntısı ve Kıyı Açıklarındaki Sondaj Çalışmaları üzerine rapor hazırlayan Ulusal Komisyon, BP’nin iki müteahhidi, Transocean ve Halliburton şirketlerinin, 11 işçinin ölümüyle başlayan ABD tarihinin en büyük petrol sızıntısı felaketinde rol oynamakla suçladı.

     

    Rapor aynı zamanda, felaketin BP tarafından alınan riskli ve alışagelmemiş kararlar nedeniyle ortaya çıkan, sadece bir kez yaşanabilecek bir kaza olduğunu savunan görüşe karşı çıktı. Rapor, her üç şirketin aldıkları kararı içeren riskleri iyi değerlendirmediklerini, kendi aralarında ve çalışanlarıyla iyi iletişim kuramadıklarını belirtti.

     

    Dahası, sanayinin gerekli çalışmaları yürütmek için yeterli iş gücüne ve eğitim seviyesine sahip olmadığı ifade edildi.

     

    BP, rapora karşılık olarak, geçmişte kendi için yürüttüğü soruşturmaya benzer bir sonuca vardı. Şirket, facianın “birçok şirketin içinde bulunduğu ve birçok nedene dayalı bir kaza” olduğunu belirtti. BP, derin denizlerde yapılacak keşiflerde güvenlik ve risk yönetimi alanında önlemlerin artırılması için çalışmaların devam ettiğini belirtti.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı